Klinik Psikologlar ve Psikiyatristler Arasındaki Farklar

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Klinik Psikolog ve Psikiyatrist Arasındaki Farklar

Klinik psikoloji, amacı insan davranışını anlamak olan psikolojinin en yaygın ve en çok bilinen alt alanıdır (Yılmaz, 2017). Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi sonrasında klinik psikoloji yüksek lisansını tamamlamış veya farklı bir alanda lisan eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji yüksek lisansı ve klinik psikoloji doktorası yapmış kişiler olarak tanımlanmıştır (Mevzuat Bilgi Sistemi, 2011). Özgüven (2005), hastane ve kliniklerde ruhsal bozukluklarla ilgilenen ekibin önemli bir üyesi olan klinik psikologların ilaçlı bir süreci yürütmediğini ve tıbbi müdahalede bulunmadığını ancak danışmanlık eğitimi almış psikologların, danışmanlık uygulamalarını yürütebileceklerini belirtmiştir. Ayrıca, danışmanlık hizmeti alan bireylerde ilaç kullanımını gerektiren durumlar ortaya çıktığında, klinik psikologların ilgili danışanı psikiyatriste yönlendirerek psikiyatristle iş birliği içinde çalışabilecekleri belirtilmiştir (Özgüven, 2005).

Klinik psikologların, danışmanlık sürecinde kişiye özgü çeşitli danışmanlık yaklaşımlarını ve müdahale tekniklerini uygulayabilecekleri belirtilmiştir (Pomerantz, 2008; Şahin, 2006). Klinik psikologların kullandığı danışmanlık yöntemleri; bilişsel davranışçı, psikanalitik ve hümanistik yaklaşımlar gibi çeşitli kuramsal temellere dayanmaktadır; çalışma alanları ise bireysel danışmanlık, çift ve aile danışmanlığı ile psikodrama gibi farklı uygulama biçimlerini içermektedir (Korkmaz, 2019). İhmal ve terk edilme, sağlık sorunları sonrası iyileşme süreci, eğitim ve okulla ilgili güçlükler, iş ve işsizlikle ilgili problemler, sosyal çevreyle yaşanan sorunlar, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler, çocuk yetiştirmeye ilişkin güçlükler, alkol, madde ve tütün kullanımına ilişkin sorunlar ile yaşamı yönetmeye dair zorluklar klinik psikologların çalışma alanları arasında yer almaktadır (Mevzuat Bilgi Sistemi, 2014).

Psikiyatri, hekimliğin mental ve ruhsal bozukluklar ile uğraşan bölümü olarak tanımlanmıştır (Baymur, 1994). İnsanda meydana gelen birtakım ruhsal ve davranışsal değişimlerin beyindeki kimyasalların değişimine bağlı olarak ortaya çıkabileceği ve bu değişimle ortaya çıkabilecek çeşitli bozuklukların incelenmesi, adlandırılması, iyileştirme süreci ve önlenmesi konusunda uzmanlaşan tıp alanının psikiyatri olduğu belirtilmiştir (Söylev, 2015). Abay Çelik (2023), psikiyatristlerin, altı senelik tıp eğitiminin ardından psikiyatri alanında dört sene ihtisas yaptıklarını belirtmiş, psikiyatristlerin, kişinin fiziksel ve ruhsal muayenesini yaparak ilaç kullanımı, danışmanlık, EKT (elektrokonvulsif müdahale), TMS (transkraniyal manyetik stimülasyon) gibi çeşitli süreçleri planlayarak uygulayabildiklerini belirtmiştir. Psikiyatristlerin hastanelerde, özel tıp merkezlerinde ve muayenehanelerde hizmet verebileceklerini aktarmıştır (Abay Çelik, 2023).

Siegler ve Osmond’a (1976) göre, psikiyatristler çoğunlukla tıbbi model çerçevesinde hareket ederek bireyi "hasta" olarak tanımlar ve ona klinik tanı koyar ve bu modelde tanı, tedavi planı ve hastalık rolünün verilmesi doktorun yetkisi altındadır. Buna karşın psikologlar, özellikle davranışsal ve psikanalitik modeller çerçevesinde, bireyi "danışan olarak görme eğilimindedir. Psikoloji ve psikiyatri arasındaki temel farkları anlamak için yedi farklı model tanımlanmıştır: tıbbi, ahlaki/davranışsal, bozulmuş, psikanalitik, toplumsal, psikedelik ve komplocu modeller, psikologlar genellikle ahlaki/davranışsal ve psikanalitik modelleri benimserken psikiyatristler hastalığı tanımlayıp tedavi etmeye odaklanan tıbbi modeli temel alır (Siegler ve Osmond, 1976). Ayrıca, psikedelik ve komplocu modeller ruhsal bozuklukları sadece hastalık olarak değil, aynı zamanda yaratıcı potansiyelin, içsel gelişimin veya insan zihninin farklı bir düzeyinin ifadesi olarak görür ve bu model, özellikle şizofreni veya bipolar bozukluk gibi durumların hem "en kötü" hem de "en iyi" insan özelliklerini barındırabileceğini savunur (Horrobin, 2001).

Freidson (1988), "klinik akıl" kavramını tanımlarken, doktorların temel eğitiminin bilgi üretmekten çok, bireysel hastalara eylemde bulunma üzerine kurulu olduğunu belirtir. Bu akıl; pragmatizm, kişisel deneyime güven, belirsizlikle baş edebilme ve mutlak doğrular yerine işe yararlılığı önceleyen bir yaklaşımı kapsar (Freidson, 1988). Lewens (2015), klinik akıl kavramını, belirsizlik anlarında karar verebilme yetisi olarak tanımlamıştır. Klinik hekim, bilimsel kuşkuculukla değil, deneyimle hareket eder görüşünü eleştirerek, bilimsel kanıtların çoğunlukla “ortalama hasta”ya hitap ettiğini, oysa hekimin “bireysel hasta” için karar vermesi gerektiğini vurgular (Lewens, 2015).

Kendell’a (1993) göre, psikiyatride tanılama süreci, bireye özgü özellikleri dikkate alan idiografik yaklaşım ile benzer semptom kümelerine dayalı nomotetik yaklaşımı bir arada barındırır. Bu iki yaklaşımın dengelenmesi hem bireysel hem de genellenebilir bir tedavi stratejisi geliştirmeyi hedefler. Psikologlar ise danışmanlık sürecinde belirtilerden ziyade bireyin yaşam öyküsüne, çevresel etkenlere ve davranışsal örüntülere odaklanırlar (Kendell, 1993). Ward ve arkadaşları (1962), psikiyatride tanıların güvenirliğinin düşük olmasına dikkat çekmiştir. Bu durumun nedenleri arasında bilgi toplama süreçlerindeki farklılıkları (bilgi varyansı) ve semptomların yorumlanma biçimindeki değişkenlikleri (yorum varyansı) göstermişlerdir (Ward ve ark., 1962). Tanı koyma sürecine nesnellik kazandırmayı amaçlamış olsa da tanılar hâlâ kimi çevrelerce "gerçek hastalık" yerine "soyut etiket" olarak görülmektedir (Mirowsky ve Ross, 1989).

Goffman (1963), toplumsal etiketlerin birey üzerinde damgalayıcı bir etki yarattığını vurgular. Bu tür etiketlerin, bireyin toplum içindeki konumunu ve ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebileceğini belirtir (Goffman, 1963). Wing ve arkadaşları (1977), psikologların aynı hasta grubunda, psikiyatristlere kıyasla iki kat daha fazla ruhsal belirti saptadığını bildirmiştir. Bu farklılığın, iki meslek grubunun “anormallik” kavramını farklı tanımlamalarından kaynaklandığını belirtmişlerdir (Wing ve ark., 1977). Bazı psikologlar normalliği istatistiksel ortalamaya göre tanımlarken, bazıları bireysel öznel yaşantıyı esas alır ve bu çeşitlilik, eğitimin temellerine yansır (Aggernæs, 1972).

Sonuç olarak bahsi geçen çalışmaları özetlemek gerekirse klinik psikologlar, bireylerin yaşadığı ruhsal, duygusal ve davranışsal sorunlarda destek sağlamak amacıyla danışmanlık hizmeti sunmakta ve gerektiğinde psikiyatristlerle iş birliği içinde süreci yürütmektedirler. Klinik psikologlar, bireyin yaşadığı sorunların psikiyatrik değerlendirme ve müdahale gerektirdiği durumlarda, danışanı ilgili uzmanlara yönlendirerek disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsemektedir. Aynı şekilde, psikiyatristler de bireyin danışmanlık sürecinden yarar sağlayabileceği durumlarda kişileri klinik psikologlara yönlendirebilmektedir. Bu karşılıklı yönlendirme ve iş birliği, danışan yararını esas alan bütüncül bir hizmet sunumunun temelini oluşturmaktadır. Klinik psikologlar, yalnızca alanlarına özgü mesleki yeterlilikleriyle değil, aynı zamanda danışmanlık süreçlerinde kullandıkları bilimsel temelli yaklaşımlarla da bu hizmetin etkinliğini artırmaktadır. Öte yandan, ilaç kullanımını içeren tıbbi uygulamalar yalnızca tıp eğitimi almış ve ilgili alanda uzmanlaşmış psikiyatristler tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Psikiyatristler, danışanın ruhsal durumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yaparak, gerektiğinde çeşitli tıbbi müdahaleleri planlayıp uygulayabilmektedir. Klinik psikoloji ve psikiyatri alanları, işlevsel açıdan farklılıklar taşısa da ruh sağlığı hizmetlerinde birbirini tamamlayan iki önemli disiplindir. Bireyin psikolojik iyi oluşunun desteklenmesinde her iki meslek grubunun koordinasyon içinde çalışması, hizmetin niteliği ve etkinliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, ruh sağlığı alanında sunulan hizmetlerin başarılı olabilmesi için meslek sınırlarına saygı duyan, bilimsel temellere dayalı ve çok disiplinli bir yaklaşım benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, her iki alanın da etik ilkeler doğrultusunda hareket etmesi, bireyin mahremiyetini ve haklarını koruyarak güven temelli bir ilişki geliştirmesi beklenmektedir. Bu anlayış, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal ruh sağlığının korunmasında da sürdürülebilir bir etki yaratmaktadır. Klinik psikoloji ile psikiyatri arasındaki görev paylaşımının açık biçimde tanımlanması ve bu iki alanın birlikte çalışabilme yeterliliğinin güçlendirilmesi, ruh sağlığı alanındaki hizmet kalitesini artırmada belirleyici bir faktör olarak görülmektedir.

Klinik Psikolog ve Psikiyatrist Arasındaki Farklar ile İlgili Kitap Önerileri

Psikiyatrik/Psikolojik Bozuklukların Tanı ve Tedavi Yöntemleri, Fatih Bal

Psikologlar ve psikiyatristler tarafından kullanılan danışmanlık yöntemlerini derinlemesine inceleyen kapsamlı bir eserdir. Kitap, iki meslek dalı arasındaki temel farkları anlamak isteyen okuyucular için rehber niteliğindedir. İçeriğinde psikolojik danışma ve danışmanlık teknikleri ile psikiyatrik müdahaleler arasındaki farklılıklar detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Psikologların daha çok danışmanlık hizmeti vermeye odaklandığı, psikiyatrların ise biyolojik temelli müdahaleler ve ilaç kullanımı üzerine yoğunlaştığı açıklanır.

Klinik Psikolog Olmak: Nasıl Klinik Psikolog Olunur ve Klinik Psikolog Neler Yapar, Tuğba Yılmaz

Klinik psikoloji alanını ve kimlerin klinik psikolog olabileceğini açıklayan bu kitap, alandaki uzmanlar ve öğrenciler için önerilebilir. Kitabın içeriğinde klinik psikolog olmanın nasıl bir deneyim olduğu, klinik psikologların neler yaptığı, psikiyatristlerle farklarına dair bilgiler bulunmaktadır. Bunların yanı sıra klinik psikolojinin Türkiye ve diğer ülkelerdeki tarihi ve bunun neden önemli olduğu da aktarılmıştır. Kitabın ilerleyen kısımlarında danışan takibi, süpervizyon ve danışmanlığa dair başlıklar da ele alınmıştır.

Clinical Psychology: Science, Practice, and Culture, Andrew M. Pomerantz

Klinik psikoloji ve psikiyatri arasındaki farkları bilimsel ve kültürel bir bakış açısıyla ele alır. Psikiyatristler biyomedikal ve farmakolojik müdahale yöntemlerini kullanırken, klinik psikologlar daha çok terapötik yaklaşımlar ve bilişsel-davranışsal müdahalelere odaklanır. Pomerantz, psikolojinin bilimsel temellerine, uygulama yöntemlerine ve kültürel bağlamına değinerek, her iki mesleğin çalışma biçimlerinin temel farklarını vurgular. Psikiyatristler, biyolojik temelli süreci yönetirken, psikologlar bireylerin duygusal ve psikolojik süreçlerine yoğunlaşır. Kitap, psikologların ve psikiyatristlerin mesleki uygulamalarını geniş bir çerçevede tartışarak, hangi durumlarda hangi meslek grubunun daha uygun olacağına dair bilgi sunar. Psikiyatristlerin ilaçla müdahale etmelerinin yanı sıra psikologların danışmanlık yöntemlerine de derinlemesine bir bakış sağlar. Kitabın orijinal dili İngilizcedir. Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

Essentials of Clinical Psychopharmacology, Alan F. Schatzberg, Charles B. Nemeroff

Bu kitap, psikiyatristlerin psikofarmakolojik müdahale süreçlerini kapsamlı bir şekilde ele alırken, psikologların bu süreçte nasıl bir rol oynadığını da tartışır. Psikiyatristler, ilaç kullanarak psikolojik sorunlara müdahale ederken, klinik psikologlar bu süreçte hastaların duygusal iyileşmesine yardımcı olmak için danışmanlık yöntemlerini kullanır. Kitap, ilaç uygulamasının biyolojik süreçleri nasıl etkilediğini açıklar, ancak psikologların bu müdahale süreçlerini nasıl destekleyebileceğine de değinir. Psikiyatristlerin tıbbi müdahale süreçlerindeki uzmanlıklarına karşılık, klinik psikologlar bilişsel, duygusal ve davranışsal düzeyde danışmanlık sağlar. Eser, psikofarmakolojik yaklaşımın etkili bir şekilde nasıl uygulandığını anlatırken psikiyatrist ve psikologların birlikte çalışmasının faydalarını vurgular. Psikologların, psikolojik müdahalelerle bireylerin iyileşme süreçlerine nasıl katkı sağladığını açıklayan kitap, bu iki mesleğin birbirini tamamlayıcı doğasını ortaya koyar. Eserin orijinal dili İngilizcedir. Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

A History of the Mind: Evolution and the Birth of Consciousness, Nicholas Humphrey

Eser, zihinsel süreçlerin evrimsel gelişimini ele alarak psikoloji ve psikiyatri arasındaki temel farklara ışık tutmaktadır. Yazar, zihnin oluşumunu yalnızca nörobiyolojik mekanizmalarla açıklamakla kalmayıp, bireyin öznel deneyimlerinin de bu sürece nasıl yön verdiğini kapsamlı bir biçimde tartışır. Bu yönüyle kitap, psikolojinin bireyin içsel dünyasına odaklanırken, psikiyatrinin daha çok biyolojik işlev bozuklukları çerçevesinde zihni değerlendirdiğini ortaya koyar. Humphrey, bilinç, benlik ve duygulanım gibi kavramların doğasını açıklarken, psikolojinin yorumlayıcı ve anlam odaklı yaklaşımıyla, psikiyatrinin biyolojik merkezli yaklaşımı arasındaki farklılığı akademik bir çerçevede sunar. Eser, psikolojik kuramların gelişimi ile nöropsikiyatrik bakış açılarının nasıl zaman içinde ayrıştığını tarihsel olarak da temellendirir. Eser, psikoloji ve psikiyatrinin epistemolojik ve metodolojik ayrımını anlamak isteyen okuyucular için önemli bir kaynaktır. Kitabın orijinal dili İngilizcedir. Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

Klinik Psikolog ve Psikiyatrist Arasındaki Farklar ile İlgili Film, Dizi ve Belgesel Önerileri

A Dangerous Method, 2011

Film, Carl Jung ve Sigmund Freud’un psikanalitik yöntemler üzerine tartışmalarını ve Sabina Spielrein isimli bir danışanla olan çalışmalarını anlatmaktadır. Freud’un psikiyatriye teorik katkıları ile Jung’un klinik yaklaşımı arasındaki farklar işlenmiştir. Aynı zamanda, psikanaliz ve danışmanlık süreçlerinin etik boyutları da ele alınmıştır. Psikoloji ve psikiyatri arasındaki tarihsel farklılıkları ve benzerlikleri göstermesi açısından izlenmesi faydalı olabilir. Özellikle, modern danışmanlığın kökenlerini anlamak isteyenler için önerilebilir.

Patch Adams, 1998

Filmde, gerçek bir hikâyeden uyarlanarak tıp fakültesi öğrencisi olan Hunter Patch Adams’ın hayatı anlatılmıştır. Patch, geleneksel tıbbi yöntemlerden ziyade danışanlarla birebir bağ kurmayı ve mizahı iyileştirme sürecinin bir parçası olarak kullanmayı savunmaktadır. Filmin başında depresyon nedeniyle hastaneye yatan Patch, burada doktorların kişilere soğuk ve mekanik bir şekilde yaklaştığını gözlemlemiştir. Bu deneyim, onun danışan merkezli, insani bir tıp anlayışını benimsemesine yol açmıştır. Patch, hem arkadaşlarının hem de öğretmenlerinin direncine rağmen, mizah ve samimiyetin kişilerin iyileşme sürecine büyük katkı sağladığını savunmuştur. Kişilere neşe ve umut aşılaması, sadece birer vaka değil, insan olarak değer vermesi filmin ana teması olarak sunulmuştur. Patch’in bu yaklaşımı, tıp etiği, hekimlerin hastaneye gelen kişilerle ilişkileri ve meslek sınırları konularında düşündürücü olabilir. Filmde, psikiyatri ve klinik psikolojiyle de örtüşen konulara yer verilmiştir. Patch’in danışanların duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışması ve onlara bireysel bir yaklaşım geliştirmesi, psikologların da danışanlarına nasıl empatiyle yaklaşmaları gerektiğiyle örtüşebilir. Ayrıca, tıp ve psikolojide duygusal zekânın önemi de filmdeki düşündürücü konulardan sayılabilir.

One Flew Over the Cuckoo’s Nest, 1975

Psikiyatrik kurumlar aracılığıyla uygulanan biyolojik temelli yöntemleri eleştirel bir bakış açısıyla ele alırken, psikoloji ve psikiyatri arasındaki mesleki ve etik farklara dikkat çeker. Filmde hemşire Ratched'ın temsil ettiği otoriter ve mekanik yaklaşım, psikiyatrinin tarihsel olarak baskıcı ve ilaç temelli müdahalelerine bir gönderme niteliğindedir. Buna karşılık, ana karakter McMurphy'nin hastalarla kurduğu insani ve empatik ilişki, psikolojinin birey merkezli, anlam arayıcı doğasını yansıtır. Film, psikiyatristlerin çoğunlukla semptomlara odaklandığı, klinik psikologların ise bireyin yaşam öyküsüne ve iç dünyasına önem verdiği farkını ima eder. Kurumsal şiddet ve güç ilişkileri üzerinden, psikolojik yaklaşımların daha demokratik ve insancıl bir zemin sunduğu fikrini destekler. Dolayısıyla film sadece birey-otorite çatışmasını değil, psikiyatri ile psikoloji arasındaki paradigma farkını da dramatik bir biçimde ortaya koyar

The Sopranos, 1999-2007

Dizide, mafya lideri Tony Soprano’nun, psikiyatrist Dr. Jennifer Melfi ile başladığı danışmanlık seansları üzerinden kişisel ve ailesel sorunları ele alınmaktadır. Tony’nin, suç dünyasında sahip olduğu güç ve otorite, psikiyatristle kurduğu danışan-danışman ilişkisi, psikiyatri mesleğinin etik sınırları ve zorlukları değinilen konulardan olmuştur. Dr. Melfi, Tony’nin duygusal ve psikolojik durumunu anlamaya çalışırken, aynı zamanda kendi profesyonel sınırlarını korumaya çalışmıştır. Filmde, psikiyatri pratiğinin suç ve güçle iç içe geçişi ve danışmanın, danışanının zorlayıcı geçmişiyle nasıl başa çıktığı gösterilmiştir. Tony’nin danışmanlık hizmeti almaya başlamakta zorlanması, onun psikolojik çatışmalarının derinliğini ve iyileştirme sürecine karşı duyduğu güvensizliği gösterirken, aynı zamanda psikiyatriye olan toplumsal bakışı da ele almıştır.

Maniac, 2018

İlaç temelli deneysel bir iyileşme süreci üzerinden psikiyatrik müdahale biçimlerini distopik bir çerçevede kurgular. Dizi, zihinsel bozuklukların çözümünün yalnızca biyomedikal yollarla mümkün olduğu yönündeki psikiyatrik anlayışı eleştirel bir bakışla sorgular. İlaç temelli müdahalelerin yer aldığı deneylerde, bireyin öznel yaşantısı, geçmiş travmaları ve bilişsel çarpıtmaları büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Bu durum, psikiyatrinin belirti odaklı yaklaşımı ile psikolojinin bireyin yaşam öyküsüne ve içsel dinamiklerine verdiği önemi net biçimde karşılaştırma fırsatı sunar. Karakterlerin hayal sekansları, psikodinamik yaklaşımların ve bilinçdışı süreçlerin metaforik bir temsilidir ve psikolojik çözümlemenin önemini vurgular. Ayrıca danışan-danışman ilişkisi, psikoloji temelli bir çözüm süreci yerine yapay zekâ destekli değerlendirmelere bırakılmıştır. Bu da insan merkezli, empatik danışmanlık anlayışının eksikliğini dramatik biçimde görünür kılar. Film, psikiyatri temelli müdahale sistemlerinin birey üzerindeki yabancılaştırıcı etkisini sergileyerek psikolojiye özgü insani temasın ne kadar kritik olduğunu dolaylı yoldan gösterir.

Niçin Psikoloğa Gideriz? Psikolog ve Psikiyatrist Arasındaki Farklar, 2021

 Video, ruh sağlığı alanındaki meslek ayrımlarını sade ama içerikli bir dille ele alarak izleyiciye hem bilgilendirici hem de farkındalık kazandırıcı bir anlatım sunmaktadır. Klinik psikolog ile psikiyatrist arasındaki farklar, videoda özellikle eğitim, müdahale yöntemi ve müdahale süreci üzerinden açıklanmaktadır. Psikiyatristlerin tıp fakültesi mezunu olarak biyolojik temelli bir yaklaşımla çalıştıkları, ilaç reçete edebildikleri ve genellikle semptomların biyokimyasal nedenlerine odaklandıkları belirtilmiştir. Buna karşılık, klinik psikologların psikoloji kökenli bir eğitimle danışanın öyküsünü anlamaya çalışan, sözel ve duygusal süreçlere odaklanan uzmanlar olduğu vurgulanmaktadır. Video, bu iki meslek grubunun aynı bireyle farklı düzlemlerde çalışabileceğini, örneğin bir psikiyatrik sorunla başa çıkan bireyin hem ilaç yardımı hem de danışmanlık alabileceğini örneklerle açıklamaktadır. Toplumda psikolojik destek almaya yönelik var olan damgalayıcı düşünceler ve “Sadece deli olursan psikiyatra gidersin” gibi yanlış inançlar da eleştirel biçimde ele alınmakta, ruh sağlığı desteği almanın bir zayıflık değil, aksine bir güç göstergesi olduğu ifade edilmektedir. Video, danışmanlığın bireyin kendini keşfetmesine, yaşam problemleriyle başa çıkmasına ve duygusal dayanıklılığını artırmasına katkı sunduğunu açıklar. Soru-cevap yapısı, konunun herkes tarafından anlaşılabilir olmasını sağlarken aynı zamanda klinik psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin amaç ve yöntem farklarını net biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle genç bireylerin ya da yardım almaya istekli ama hangi uzmana başvurması gerektiğini bilmeyenlerin faydalanabileceği düzeyde hazırlanmıştır. Video, hem ruh sağlığı profesyonellerinin işlevsel ayrımlarını görsel ve sözel olarak açıklamakta hem de psikolojik yardım alma davranışını destekleyici bir bakış açısı geliştirmektedir. Klinik psikologların bireyi bir bütün olarak ele alan ve sözel süreçleri esas alan çalışmalarıyla, psikiyatristlerin semptomatik ve biyomedikal temelli müdahaleleri arasındaki fark, akademik bir çerçevede ama erişilebilir bir anlatımla izleyiciye sunulmuştur.

Kaynakça

Abay Çelik, Z. E. (Ed.). (2023). Sağlık profesyonellerinin iletişim becerileri. Eğitim Yayınevi.

Aggernæs, A. (1972). The experienced reality of hallucinations and other psychological phenomena. Acta Psychiatrica Scandinavica, 48(3), 220–238. https://doi.org/10.1111/j.1600-0447.1972.tb04364.x

Baymur, F. (1994). Genel psikoloji. İnkılap Kitabevi.

Bıçak, A. (2021, 7 Ocak). Niçin psikoloğa gideriz? Psikolog ve psikiyatrist arasındaki farklar [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=OayuqTn-Zfs

Freidson, E. (1988). Profession of medicine. The University of Chicago Press.

Goffman, E. (1963). Stigma: Notes on the management of spoiled identity. Prentice Hall.

Horrobin, D. (2001). The madness of Adam and Eve. Transworld Publishers.

Kendell, R. E. (1993). Diagnosis and classification. R. E. Kendell ve A. K. Zealley (Ed.), Companion to psychiatric studies (5. baskı, s. 277–294) içinde. Churchill Livingstone.

Korkmaz, B. (2019). Yapısına göre psikoterapi türleri ve etik meseleler. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20(36), 513-543. https://doi.org/10.21550/sosbilder.418687

Lewens, T. (2015). The meaning of science. Penguin Random House.

Mevzuat Bilgi Sistemi (2011). Tababet ve şuabatı san'atlarının tarzı icrasına dair kanun. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1219&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3 (Erişim tarihi: 24 Eylül 2024).

Mevzuat Bilgi Sistemi (2014). Sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımlarına dair yönetmelik. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=19696&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5 (Erişim tarihi: 24 Eylül 2024).

Mirowsky, J. ve Ross, C. E. (1989). Psychiatric diagnosis as reified measurement. Journal of Health and Social Behavior, 30(1), 11–25. https://doi.org/10.2307/2136907

Özgüven, İ. E. (2005). Psikolojik danışma ve rehberlik. PDREM Yayınları.

Pomerantz, A. M. (2008). Clinical psychology: Science, practice, and culture. Sage Publications.

Siegler, M. ve Osmond, H. (1976). Models of madness, models of medicine. Harper & Row.

Söylev, Ö. (2015). Psikolojik yardım hizmetleri bağlamında Türkiye’de dinî danışma ve rehberlik. İslam Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 1(2), 287-308.

Şahin, N. H. (2006). Türkiye’de klinik psikoloji: Varolan durum, sorunlar, geleceğe yönelik öngörüler ve öneriler. Türk Psikoloji Bülteni, 12(39), 28-47.

Ward, C. H., Beck, A. T., Mendelson, M., Mock, J. E. ve Erbaugh, J. K. (1962). The psychiatric nomenclature: Reasons for diagnostic disagreement. Archives of General Psychiatry, 7(3), 198–205. https://doi.org/10.1001/archpsyc.1962.01720030044006

Wing, J. K., Henderson, A. S. ve Winckle, M. (1977). The rating of symptoms by a psychiatrist and a non-psychiatrist: A study of patients referred from general practice. Psychological Medicine, 7(4), 713–715. https://doi.org/10.1017/S0033291700006371

Yılmaz, T. (2017). Klinik psikolojide sanat ve sanat uygulamaları. Tykhe Sanat ve Tasarım Dergisi, 2(2), 32-43.