Felaketleştirme

Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmalar Beck tarafından, düşünmede meydana gelen önceden tahmin edilebilir hatalar şeklinde tanımlanmaktadır (Yurica ve DiTomasso, 2005). Bilişsel çarpıtmalar kişilerin geleceğe yönelik beklentileri, sorun çözme yöntemlerini ve çevreye uyum sürecini olumsuz yönde etkileyerek bireylerde umutsuzluğa neden olmaktadır (Duman ve ark., 2019). Bilişsel çarpıtmalar, tehdide duyarlı hızlı savunma mekanizmalarını kullanmanın doğal sonuçlarıdır. Özellikle tehdit durumlarında insanlar mantıklı olmaktan çok duruma göre kendilerini adapte etmeye yönelik evrilmiştir. Bu nedenle bilişsel çarpıtmalar, beyin işleyişindeki kesin hatalar değildir ve hastaları "olumsuz düşüncenin" işlevsiz olabileceği, ancak beynin temelinde bir yansıma olduğu ve kişisel mantıksızlığın olmadığı konusunda bilgilendirmek yararlı olabilmektedir (Gilbert, 1998). Beck bilişsel çarpıtmalar için altı sistematik terim öne sürmüştür. Bunlar arasında keyfi çıkarım (Jager-Hyman ve ark., 2014), seçici soyutlam, aşırı genelleme, büyütme ve küçültme, kişiselleştirme, mutlakiyetçi ve ikili düşünme yer almaktadır (Yurica ve DiTomasso, 2005). 

6 sistematik bilişsel çarpıtma şu şekilde açıklanmaktadır (Bozkurt, 2003):

  1. Keyfi çıkarım: Keyfi çıkarım yapma eylemi, yeterli veya hiçbir kanıt olmadan olayları bir sonuca vardırma olarak tanımlanmaktadır. En yaygın keyfi çıkarım hataları arasında “zihin okuma”, “olumsuz tahmin” olarak bilinen durumlar yer almaktadır.
  2. Seçici soyutlam: Seçici soyutlam, bireyin olayları bağlamından kopartarak tek bir detaya odaklanması ve daha önemli detayları gözardı etmesi olarak ifade edilmektedir.
  3. Aşırı genelleme: Tek bir olayı referans alarak bunu gelecekteki bütün olaylara yaymak olarak tanımlanmaktadır. Bu bilişsel çarpıtmaya sahip bireyler “her zaman” ya da “asla” gibi aşırı genelleyici kelimelerle yaşanan negatif bir durumu tüm geleceğe yayma eğilimindedirler.
  4. Büyütme ve küçültme: Bu bilişsel çarpıtmada bireyler, olayları kendi algıları doğrultusunda çarptırma eğilimindedirler. Deneyimledikleri pozitif olayları küçülterek, negatif olayları büyütme davranışı sergilemektedirler. Mesela: “Konferansa bursla çağırıldım ve sunumumu beğendiklerini söylediler ama gelen insanların yarısına aynı şeyi söylüyorlar. Bence sıradan bir sunumum var, burs verilecek kadar iyi olduğunu düşünmüyorum” ifadesi büyütme ve küçültmeye örnek olarak gösterilebilir.
  5. Kişiselleştirme: Bu bilişsel çarpıtmada bireyler kendi kontrolleri dışında olan durumlar için kendilerini sorumlu tutmaktadırlar. Örnek olarak şu cümle verilebilir: “Yeterince iyi bir anne olsaydım oğlum böyle notlar almazdı”.
  6. Mutlakiyetçi ve ikili düşünme: Bu ifade kutupsal zıtlıklarda düşünme olarak da açıklanmaktadır. Bu düşünme kişisel özelliklerin siyah beyaz gibi aşırı uçlarda değerlendirilmesini içermektedir. Örneğin “hep” ya da “hiç” düşüncesi mutlakiyetçiliğin bir şekli olarak görülmektedir. Bireyin en küçük kusur ya da başarısızlıktan kendini ümitsiz biri olarak görmesi örnek verilebilir.

Felaketleştirme Nedir?

Felaketleştirme ilk olarak, rasyonel-duygusal terapinin kurucusu Albert Ellis tarafından (Turner ve Aaron, 2001), 1962’de ve daha sonra 1987’de Beck tarafından; kaygı ve depresif bozukluk hastalarında görülen uyumsuz bilişsel stilleri ve gelecekteki olaylarla ilgili negatif tahminleri ifade etmek için kullanılmıştır (Leung, 2012). Ellis şu felaketleştirme örneğini vermiştir: "Durum ne kadar korkunç; kesinlikle buna dayanamıyorum!" Daha sonra, Beck felaketleştirmeyi, hoş olmayan bir sonucu olan herhangi bir durumun olası en kötü sonucu üzerinde durmak açısından ele almıştır. Beck tarafından verilen felaketleştirme örnekleri arasında şunlar yer almaktadır: (1) Uçak uçuşu sırasında, bir kadın uçağın düşme ve kendisinin ölme olasılığı üzerinde durur, (2) sınava giren bir üniversite öğrencisi, başarısız olma ve sonuç olarak üniversiteden kalma olasılığını düşünmektedir. Bu tür düşünceler, kişinin kendini savunmasız ve üzerinde yetersiz kontrole sahip bir tehlikeye maruz kalmış olarak algılamasına bağlı olmaktadır (Turner ve Aaron, 2001).

Ağrı yaygın bir olumsuzluktur örneğin; yaralanma, hastalık, tehlike ve olası felaket gibi. Bunlar birlikte ele alındığında ağrı felaketleştirmesi, algılanan acı dolu uyarı esnasında negatif bilişler ve duyguların birtakım abartılı ve uzun uzadıya düşünecek şekilde meydana çıkmasına sebep olmaktadır (Leung, 2012). Ağrılı uyaran sırasında "felaket" eğilimi, daha yoğun ağrı deneyimi yaşamaya ve artan duygusal sıkıntıya katkıda bulunmaktadır (Sullivan ve ark., 1995).

Felaketleştirme, genel olarak, acı verici deneyimler sırasında ortaya çıkan abartılı bir olumsuz "zihinsel yapı" olarak düşünülmektedir. Felaketçiler, ağrı duyumlarının tehdit değerini veya ciddiyetini büyütme veya abartma eğiliminde olan kişiler olarak tanımlanmaktadır. Endişe, korku ve dikkati acıdan başka yöne çekememe gibi düşünce içeriği bildiren kişiler felaketleştiriciler olarak sınıflandırılmaktadır (Sullivan ve ark., 1995). Ağrı felaketi, beklenen veya gerçek ağrıya olumsuz bilişsel-duygusal bir tepki olarak kavramsallaştırır ve ağrıyla ilgili pek çok önemli sonuçla ilişkilendirilmektedir (Quartana ve ark., 2014). 

Literatürde psikyatrik bozukluk ve felaketleştirme arasında bir ilişki gözlemlenmektedir. Panik bozukluk, fobi, sağlık kaygısı, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların felaketleştirmeyi öngördüğü söylenebilir (Gellatly ve Beck, 2016). Örnek vermek gerekirse kaygı için felaketleştirmenin rolünün geleceğe dair veya varolmayan bir durum için “ya olursa” şeklindeki otomatik sorularla ilişkili olduğunu söylemek mümkündür (Vasey ve Borkovec, 1992). 

Felaketleştirme ve İlgili Kavramlar

Ruminasyon: Ruminasyon (geviş getirme, kafa patlatmak veya uzun uzadıya düşünmek), kişinin kendisi, duyguları, kişisel endişeleri ve üzücü deneyimleri hakkında tekrarlayan, uzun süreli ve yineleyici olumsuz düşünmedir (Watkins ve Roberts, 2020). Ruminasyon despresyonu sürdüren önemli faktörler arasında yer almaktadır (Watkins ve Baracaia, 2001).  Ruminasyon depresyonu alevlendirir, olumsuz düşünmeyi geliştirir, problem çözmeyi bozar, araçsal davranışları engeller ve sosyal desteği aşındırır (Nolen-Hoeksema ve ark., 2008). Bu sebeple ruminasyon, depresif bireyin dikkatini semptomlarına ve bu semptomların olası nedenlerine ve sonuçlarına odaklayan düşünce ve davranışlar olarak tanımlanmaktadır (Watkins ve Baracaia, 2001). 

Büyütme: Kişisel bir özelliğin veya durumun önemini veya sonucunu abartma veya büyütme eğilimi olarak tanımlanır (Jager-Hyman ve ark., 2014).

Çaresizlik: Kaçılmaz şok tarafından üretilen uyarlanabilir yanıt ve davranışın altında yattığına inanılan süreç olarak ifade edilir; eylemlerimizi kontrol edebileceğimiz gibi kontrol edemediğimiz olaylar ile de karşı karşıyayız ve bu tür kontrol edilemeyen olaylar organizmaları önemli ölçüde zayıflatabilir (Seligman, 1972). 

Felaketleştirmenin Önüne Nasıl Geçebiliriz?

Başa çıkma stratejisi kullanımı, yalnızca acı kontrolü için felaketleştirici düşünme ve öz-yeterlik üzerindeki etkisi aracılığıyla uyum düzeyleriyle ilişkili olabilir (Woby ve ark., 2005). Bilişsel Davranışçı Terapi bireylerin ağrıyla ilişkili bilişlerinin, inançlarının ve baş etme davranışlarının kendilerini ağrıya göre ayarlamalarında önemli bir rol oynadığını öne sürmektedir. Ayrıca Bilişsel Davranışçı Terapi’nin bu yanlış bilişleri düzeltmek üzerinde etkisi desteklenmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi’nin asıl amacı uyumsuz tepkileri düzenlemek ve kişinin daha sağlıklı tepkiler vermesini sağlamaktır (Ehde ve Jensen, 2010). Kendini suçlama, ruminasyon, felaketleştirme ve olumlu yeniden değerlendirme; olumsuz duyguların en önemli belirleyicisi arasında yer almaktadır. Bu yüzden bilişsel başa çıkma yöntemleri bu duyguların sağlıklı bir şekilde ortaya çıkmasına yardım etmekle birlikte en çok kullanılan tekniklerden biri sayılmaktadır (Martin ve Dahlen, 2005).

Kaynakça

Bozkurt, N. (2003). Depresyonda bilişsel davranışçı yaklaşımlar: Beck’in bilişsel kuramı. Ege Eğitim Dergisi, 3(2), 59-64.

Duman, N., İmre, Y. ve Mısırlı, M. (2019). Üniversite öğrencilerinin umutsuzluk düzeyi ve bilişsel çarpıtmaları üzerine bir araştırma. Research Studies Anatolia Journal, 2(5), 207-213. https://doi.org/10.33723/rs.543715

Ehde, D. M. ve Jensen, M. P. (2010). Rational and irrational beliefs. New York: Oxford University Press.

Gellatly, R. ve Beck, A. T. (2016). Catastrophic thinking: A transdiagnostic process across psychiatric disorders. Cognitive Theraphy and Research, 40, 441–452. https://doi.org/10.1007/s10608-016-9763-3

Gilbert, P. (1998). The evolved basis and adaptive functions of cognitive distortions. British Journal of Medical Psychology, 71(4), 447-463. https://doi.org/10.1111/j.2044-8341.1998.tb01002.x

Jager-Hyman, S., Cunningham, A., Wenzel, A., Mattei, S., Brown, G. K. ve Beck, A. T. (2014).  Cognitive distortions and suicide attempts. Cognitive Theraphy and Research, 38, 369–374. https://doi.org/10.1007/s10608-014-9613-0

Leung, L. (2012). Pain catastrophizing: An updated review. Indian Journal of Psychological Medicine, 34(3), 204-217. https://doi.org/10.4103%2F0253-7176.106012

Martin, R. C. ve Dahlen, E. R. (2005). Cognitive emotion regulation in the prediction of depression, anxiety, stress and anger. Personality and Individual Differences, 39(7), 1249-1260. https://doi.org/10.1016/j.paid.2005.06.004

Nolen-Hoeksema, S., Wisco, B. E. ve Lyubomirsky, S. (2008). Rethinking rumination. Perspectives on Psychological Science, 3(5), 400-424. https://doi.org/10.1111%2Fj.1745-6924.2008.00088.x

Quartana, P. J., Campell, C. M. ve Edwards, R. R. (2014). Pain catastrophizing: A critical review. Expert Review of Neurotherapeutics, 9(5), 745-758. https://doi.org/10.1586/ern.09.34

Seligman, M. E. (1972). Learned helplessness. Annual Review of Medicine, 23(1), 407-412.

Sullivan, M. J. L., Bishop, S. R. ve Pivik, J. (1995). The pain catastrophizing scale: Development and validation. Psychological Assessment, 7(4), 524–532. https://doi.org/10.1037/1040-3590.7.4.524

Turner, J. A. ve Aaron, L. A. (2001). Pain-related catastrophizing: What is it? The Clinical Journal of Pain, 17(1), 65-71. https://doi.org/10.1097/00002508-200103000-00009

Vasey, M. W. ve Borkovec, T. D. (1992). A catastrophizing assessment of worrisome thoughts. Cognitive Therapy and Research, 16(5), 505-520. https://doi.org/10.1007/BF01175138

Watkins, E. ve Baracaia, S. (2001). Why do people ruminate in dysphoric moods?. Personality and Individual Differences, 30(5), 723-734. https://doi.org/10.1016/S0191-8869(00)00053-2

Watkins, E. R. ve Roberts, H. (2020). Reflecting on rumination: Consequences, causes, mechanisms and treatment of rumination. Behaviour Research and Therapy, 127, 103573. https://doi.org/10.1016/j.brat.2020.103573

Woby, S R., Watson, P. J., Roach, N. K. ve Urmston, M. (2005).  Coping strategy use: Does it predict adjustment to chronic back pain after controlling for catastrophic thinking and self-efficacy for pain control? Journal of Rehabilitation Medicine, 37(2), 100-107. https://doi.org/10.1080/16501970410021535

Yurica, C. ve DiTomasso, R. (2005). Cognitive distortions. Encyclopedia of Cognitive Behavior Therapy, 117-122. https://doi.org/10.1007/0-306-48581-8_36