Zihin Okuma

Başka birinin zihnini yorumlamak ve anlamak temel bir sosyal beceridir. Zihinselleştirme veya zihin okuma, bir kişinin niyetlerini, inançlarını ve kişilik özelliklerini davranışlarına dayanarak yargılama ve yakalama kapasitesi anlamına gelir (Manto ve ark., 2017). İnsanlar sosyal bir türdür ve sosyal özelliklerinden biri özellikle dikkat çekicidir: birbirlerinin zihnini okumak. İnsanlar kendilerine, başkalarına inanç ve isteklerden baş ağrılarına, hayal kırıklıklarına, öfke nöbetlerine kadar değişen bir dizi zihinsel durum atfetmektedirler. Diğer canlıların hiç şüphesiz acıları, beklentileri ve duyguları vardır. Ancak zihinsel bir duruma sahip olmak ve başka bir kişiyi böyle bir duruma sahip olarak temsil etmek tamamen farklı meselelerdir. Zihinselleştirme veya zihin okuma, ikinci dereceden bir etkinliktir: Zihinler hakkında düşünmektir. Diğer canlıları (ve kendini) zihinsel yaşamın odağı olarak kavramsallaştırma faaliyetidir. İnsan davranışını kasıtlı zihinsel durumlar (örneğin, ihtiyaçlar, arzular, duygular, inançlar, hedefler, amaçlar ve nedenler) açısından algılamamızı ve yorumlamamızı sağlayan bir yaratıcı zihinsel aktivite biçimi olarak görülebilmektedir (Fonagy ve ark., 2002). Bazen "yanlış anlaşılmayı anlamak" olarak tanımlanmaktadır. Zihin okumanın, kendini başkalarının yerine koymada çok önemli bir rol içerdiği söylenmektedir. Hatta gözlemlenen insanların durumlarıyla eşleşen veya bunlarla etkileşime giren zihinsel durumlar oluşturmak beynin tasarımının bir parçası olabilmektedir. Bu nedenle, zihin okuma, empatinin genişletilmiş bir biçimidir (Goldman, 2006).

Zihin Okumanın Tarihsel Arka Planı

Zihinselleştirme, 1960'ların sonlarında psikanalitik literatürde ortaya çıkmıştır. Dennett (1978), Punch ve Judy kukla sahnesinin yorumlamasından esinlenerek çocukların yanlış inancı ne zaman anlayabildiklerini araştırmıştır. Bu şovda, Punch içinde Judy’nin olduğu bir kutuyu kayalıklardan aşağı atmak için hazırlanırken, Judy, Punch arkası dönükken kutudan kaçmıştır. Bu sahneyi izleyen 4 yaşındaki çocuklar çok gülmüşlerdir çünkü Punch’ın Judy hakkında yanlış inanca sahip olduğunu, bu yüzden de eylemin başarısız olacağını anlamışlardır. Bu durum, çocukların inançların hatalı veya yanlış olabildiği ve insanların inançları doğrultusunda davrandığıyla ilgili sosyal anlayışa sahip olduklarını göstermektedir. Daha sonra Wimmer ve Perner (1983), ilk kez çocuklarda yanlış inancı araştırarak buldukları temel sonuçlarla zihin kuramı çalışmalarını başlatmışlardır. 

Alan, 1990'ların başında, araştırmacıların Wimmer ve Perner çalışmasını temel almasıyla çeşitlenmektedir. Diğer araştırmacılar da bunu otizm ve şizofreninin altında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizmalar üzerine yapılan araştırmalarla birleştirmektedir. Eş zamanlı olarak, Peter Fonagy ve meslektaşları bunu, ters giden bağlanma ilişkileri bağlamında gelişimsel psikopatolojiye uygulamaktadırlar (Allen ve Fonagy, 2006). Daha yakın zamanlarda, bazı çocuk ruh sağlığı araştırmacıları, akıl okumayı hem ebeveynlik araştırmalarına hem de ebeveynler, bebekler ve küçük çocuklarla klinik müdahalelerde uygulamıştır (Coates, 1998; Grienenberger ve ark., 2005; Lieberman ve ark., 2005; Slade, 2005). 

Zihin Okumanın Boyutları

Zihin okuma dört parametre veya boyutta gerçekleşir: Otomatik/kontrollü, ben/diğer, iç/dış ve bilişsel/duygusal. Her boyut dengeli veya dengesiz bir şekilde uygulanabilirken, etkili zihin okuma dört boyutun tamamında dengeli bir bakış açısı gerektirmektedir (Bateman ve Fonagy, 2012; Hagelquist, 2016). 

Otomatik/Kontrollü: Otomatik (ya da örtük) zihin okuma, çok az bilinçli çaba ya da girdi gerektiren, hızlı işleyen, yansıtıcı olmayan bir süreçtir. Kontrollü zihin okuma (açık) ise yavaş, zahmetli ve tam farkındalık gerektirmektedir. Dengeli bir kişilikte, bir konuşmada veya sosyal ortamda yanlış anlamalar ortaya çıktığında, işleri düzeltmek için otomatikten kontrollüye geçiş sorunsuz bir şekilde gerçekleşmektedir. Otomatik zihin okumadan geçiş yapamamak, özellikle duygular yüksek olduğunda, dünyaya basit, tek taraflı bir bakış açısı getirebilmektedir. Tersine, kontrollü zihin okumayı bırakamama, kişiyi 'ağır', sonsuz bir şekilde ruminatif düşünce (kendine dair algılanan tehditler, kayıplar, ya da haksızlıklarla güdülenen kendine yönelik dikkat) modunda kapana kıstırmaktadır. 

Ben/Diğer: Kişinin kendi zihin durumu hakkında olduğu kadar bir başkasının zihin durumu hakkında zihin okuma yeteneğini içermektedir. 

İç/Dış: Burada sorunlar, dış koşullara aşırı vurgu yapılmasından ve kişinin kendi duygu ve deneyimlerini ihmal etmesinden kaynaklanabilmektedir. 

Bilişsel/Duygusal: Kişinin kendi tek taraflı fikirleri hakkında aşırı bir kesinlik ya da ezici bir düşüncenin aksine, her iki boyut da devreye girdiğinde dengededir.

Zihin Okumanın Etkileri

Zihin okuma, bağlanma teorisi ve kendini geliştirme için çıkarımlara sahiptir. Peter Fonagy'ye göre, düzensiz bağlanma stiline sahip bireyler (örneğin, fiziksel, psikolojik veya cinsel istismar nedeniyle) zihin okuma yeteneğini geliştirmekte daha fazla zorluk çekebilmektedirler. Bağlanma öyküsü, bireylerin zihin okuma kapasitesinin gücünü kısmen belirlemektedir. Güvenli bağlanan bireyler, daha karmaşık zihin okuma yeteneklerine sahip birincil bakıcıya sahip olma eğilimindedir. Sonuç olarak, bu çocuklar kendilerinin ve diğer insanların zihinlerindeki durumları temsil etme konusunda daha güçlü kapasitelere sahip olmaktadır. Erken çocukluk döneminde zihin okumaya maruz kalmak, bireyi psikososyal sıkıntılardan koruyabilmektedir (Fonagy ve Bateman, 2006). Erken çocukluk döneminde ebeveyn zihin okumasına maruz kalma, çocuğun kendisinde bu yeteneklerinin gelişimini teşvik etmektedir (Rosso ve ark., 2015; Scopesi ve ark., 2015). Ayrıca, ebeveynlerin zihin okumasının çocukların öğrenmesi için faydalı olduğuna dair öneriler de bulunmaktadır (Fonagy ve Allison, 2014).  

Otonomi kişilik özelliğine sahip olanların zihin okumaya daha sık başvurdukları bulgulanmıştır (Beck, 2011). Başarı odaklı olmalarından dolayı, çevredeki olayları kontrol etmeye çalışmakta neticesinde zihin okumaya daha çok başvurmaktadırlar. Ayrıca, yakın ilişkilere yönelik, kaygı duymayan otonomikler, diğerlerine yönelik kaçıngan davranışlar sergilemektedirler. Bu durum, gerçekçi ilişki beklentisine içinde olmamalarına yol açmaktadır (Lynch ve ark., 2001). Aynı zamanda Lemos ve arkadaşlarının (2007) çalışmasında, bağımlı kişilik özelliği gösteren bireyler ile yakınlıktan kaçınma ve zihin okuma arasında pozitif ilişki olduğu bulgulanmıştır.

Zihin Okumayla İlgili Araştırmalar

Zihin okuma, insan sosyal etkileşimi ve iletişiminde çok önemli bir rol oynadığı düşünüldüğü için yoğun bir şekilde incelenmiştir. Diğer hayvanların yeteneklerinin çok ötesine geçen şekillerde birbirimizin davranışlarını tahmin etmemize, açıklamamıza, şekillendirmemize ve manipüle etmemize olanak tanımaktadır. Bu nedenle zihin okumayı anlamak, insan olmanın ne anlama geldiğini anlamak için çok önemlidir (Heyes ve Frith, 2014). Zihin okumanın sosyal-bilişsel bileşeni kişinin eylemlerini açıklamak veya tahmin etmek amacıyla zihinsel durumlar hakkında akıl yürütmeyi içermektedir. Örneğin şakaları yalanlardan ayırt etmeyi veya insanların davranışlarını yanlış inançlara dayanarak tahmin etmeyi içermektedir. Yanlış inanç görevleri, bir kişinin diğer insanların düşüncelerinin birbirinden ve gerçeklikten farklı olabileceğine dair anlayışını test etmektedir. Bu, zihin okumanın sosyal-bilişsel yönünün bir ölçüsüdür (Frith, 2001). Zihin okumanın doğası gereği belirsiz olduğuna dikkat etmek önemlidir.  Bir kişinin zihinsel durumundan asla emin olamayız. Bir kişinin zihinsel durumu ve içeriği doğrudan bilinemez. Bunun yerine gözlemlenebilir davranışlardan ve değişen derecelerde kesinlik ile bağlamsal bilgilerden çıkarımlar yapılabilmektedir. Ayrıca, insanlar çoğu zaman gerçek duygu veya düşüncelerinden farklı duygu veya zihinsel durumları yansıtan ifadelere sahiptir (Ekman, 2009).

İnsanlar sadece kendi psikolojik yapılarının değil, aynı zamanda başkalarının onları nasıl gördüğü olarak tanımlanabilecek üst algı yeteneğine de sahiptirler. Araştırmalar insanların diğer insanlar tarafından nasıl yargılandıklarını gerçekten tahmin edebildiklerini göstermiştir (Kenny, 1994; Malloy ve ark., 1997). Bu nedenle, insanların kendi zihin okuma yeteneklerini de değerlendirebilmelerini beklemek mantıklıdır. Buna karşın, ilginç bir şekilde, Ickes ve arkadaşları (1990), insanların kendi zihin okuma veya empatik doğrulukları konusunda üstbilgiden yoksun göründüğünü bulmuştur. Dolayısıyla bu veriler, insanların kendi zihin okuma veya empatik yetenekleri konusunda güvenilmez göründüğünü göstermektedir.

Zihin okuma, bir kişinin niyetlerini, inançlarını ve kişilik özelliklerini davranışlarına dayanarak yargılama ve yakalama kapasitesi anlamına gelmektedir. Zihinler hakkında düşünmeyi gerektiren ikinci dereceden bir etkinliktir. Kendini başkalarının yerine koyma yeteneği olan empati için çok önemli bir rol içerdiği bilinmektedir. Tarihsel olarak bakıldığında zihin okuma 1960’lı yıllarda psikanalitik literatürde ortaya çıkmıştır. 1990’lı yıllarda da çeşitli araştırmacıların çalışmalarıyla çeşitlenmiştir. Zihin okuma dört boyutta gerçekleşmektedir. Etkili zihin okuma dört boyutun tamamında dengeli bir bakış açısı gerektirmektedir. Zihin okumanın bağlanma teorisi ve kendini geliştirme üzerinde etkili olduğu bulgulanmıştır. Aynı zamanda insan sosyal etkileşimi ve iletişiminde çok önemli bir rol oynadığı düşünüldüğü için yoğun bir şekilde incelenmiştir. Birbirimizin davranışlarını tahmin etmemize, açıklamamıza, şekillendirmemize ve manipüle etmemize olanak tanımaktadır. İnsanlar başkalarının onları nasıl gördüğü olarak tanımlanabilecek üst algı yeteneğine sahiptirler fakat elde edilen veriler insanların kendi zihin okuma veya empatik yetenekleri konusunda güvenilmez göründüğünü göstermektedir. 

Kaynaklar

Allen, J. P. ve Fonagy, P. (Ed.). (2006). Handbook of mentalization-based treatment. John Wiley and Sons.

Bateman, A. W. ve Fonagy, P. E. (2012). Handbook of mentalizing in mental health practice. American Psychiatric Publishing.

Beck, J. S. (2011). Cognitive behaviour therapy: Basics and beyond (2. Bs.). Guilford Press.

Coates, S. W. (1998). Having a mind of one's own and holding the other in mind: Commentary on paper by Peter Fonagy and Mary Target. Psychoanalytic Dialogues, 8(1), 115–148. https://doi.org/10.1080/10481889809539236

Dennett, D. C. (1978). Beliefs about beliefs. Behavioral and Brain Sciences, 1(4), 568–570. https://doi.org/10.1017/S0140525X00076664

Ekman, P. (2009). Telling lies: Clues to deceit in the marketplace, politics, and marriage. W. W. Norton and Company.

Fonagy, P. ve Allison, E. (2014). The role of mentalizing and epistemic trust in the therapeutic relationship. Psychotherapy, 51(3), 372–380. https://doi.org/10.1037/a0036505

Fonagy, P. ve Bateman, A. W. (2006). Mechanisms of change in mentalization-based treatment of BPD. Journal of Clinical Psychology, 62(4), 411–430.

Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E. L. ve Target, M. (2002). Affect regulation, mentalization, and the development of the self. Routledge.

Frith, U. (2001). Mind blindness and the brain in autism. Neuron, 32(6), 969-979. https://doi.org/10.1016/S0896-6273(01)00552-9

Goldman, A. I. (2006). Simulating minds: The philosophy, psychology, and neuroscience of mindreading. Oxford University Press on Demand.

Grienenberger, J. F., Kelly, K. ve Slade, A. (2005). Maternal reflective functioning, mother-infant affective communication, and infant attachment: exploring the link between mental states and observed caregiving behavior in the intergenerational transmission of attachment. Attachment and Human Development, 7(3), 299–311. https://doi.org/10.1080/14616730500245963

Hagelquist, J. O. (2016). The mentalization guidebook. Routledge.

Heyes, C. M. ve Frith, C. D. (2014). The cultural evolution of mind reading. Science, 344(6190), 1243091–1243091. https://doi.org/10.1126/science.1243091

Ickes, W., Stinson, L., Bissonnette, V. ve Garcia, S. (1990). Naturalistic social cognition: Empathic accuracy in mixed-sex dyads. Journal of Personality and Social Psychology, 59(4), 730–742. https://doi.org/10.1037/0022-3514.59.4.730

Kenny, D. A. (1994). Interpersonal perception: A social relations analysis. Guilford Press

Lemos, M., Londoño, N. H. ve Zapata, J. A. (2007). Distorsiones cognitivas en personas condependencia emocional. Informes Psicológicos, 9, 55–69

Lieberman, A. F., Van Horn, P. ve Ippen, C. G. (2005). Toward evidence-based treatment: child-parent psychotherapy with preschoolers exposed to marital violence. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 44(12), 1241–1248. https://doi.org/10.1097/01.chi.0000181047.59702.58

Lynch, T. R., Robins, C. J. ve Morse, J. Q. (2001). Couple functioning in depression: the roles of sociotropy and autonomy. Journal of Clinical Psychology, 57(1), 93–103. https://doi.org/10.1002/1097-4679(200101)57:1<93::aid-jclp10>3.0.co;2-6

Malloy, T. E., Albright, L., Kenny, D. A., Agatstein, F. ve Winquist, L. (1997). Interpersonal perception and metaperception in nonoverlapping social groups. Journal of Personality and Social Psychology, 72(2), 390–398. https://doi.org/10.1037/0022-3514.72.2.390

Manto, M., Van Overwalle, F. ve Mariën, P. (2017). Spinocerebellar atrophy. Reference module in neuroscience and biobehavioral psychology içinde. Elsevier. https://doi.org/10.1016/B978-0-12-809324-5.01985-4.

Rosso, A. M., Viterbori, P. ve Scopesi, A. M. (2015). Are maternal reflective functioning and attachment security associated with preadolescent mentalization? Frontiers in Psychology, 6, Article 1134. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2015.01134

Scopesi, A. M., Rosso, A. M., Viterbori, P. ve Panchieri, E. (2015). Mentalizing abilities in preadolescents’ and their mothers’ autobiographical narratives. The Journal of Early Adolescence, 35(4), 467–483. https://doi.org/10.1177/0272431614535091

Slade, A. (2005). Parental reflective functioning: an introduction. Attachment and Human Development, 7(3), 269–281. https://doi.org/10.1080/14616730500245906

Wimmer, H. ve Perner, J. (1983). Beliefs about beliefs: representation and constraining function of wrong beliefs in young children's understanding of deception. Cognition, 13(1), 103–128. https://doi.org/10.1016/0010-0277(83)90004-5