İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.
Anoreksiya Nervoza Hakkında Öneri İncelemeleri
Yeme bozuklukları, yemek yeme davranışındaki bozulmalarla görülen ve en uç noktasında insan hayatını riske atma ihtimali olan bir psikiyatrik bozukluk grubu olarak tanımlanmıştır (Fairburn ve Harrison, 2003). Yeme bozuklukları APA’ya (2014) göre sekize ayrılmıştır: Bunlardan biri olan anoreksiya nervoza, kısıtlı bir şekilde enerji alma tutumu ve kişinin kendi vücudunu algılamasında sorunlar olması ile açıklanmıştır. Kişiler kilo almaktan çok korkma ve bundan kaçınmaya yönelik aktivitelerde bulunabilirler (APA, 2014). Anoreksiya nervoza, yeterince yememek, kilo kaybıyla çok endişelenmek ve vücutlarıyla ilgili yanlış bir algı geliştirmek olarak tanımlanmıştır (Treasure ve ark., 2015). Anoreksiya nervoza; kilo kaybı yiyecek kısıtlamasına bağlı olan kısıtlı tip ve düzenli olarak tıkanırcasına yeme ya da çıkartma davranışları sergileyen tıkanırcasına yeme/çıkarma tipleri olarak ikiye ayrılmıştır (APA, 2014). Tıkanırcasına yeme-çıkarma alt tipi, daha psikopatolojik bir durum olarak görülmüş, bu gruptaki kişilerin kısıtlı tiptekilere göre daha fazla kişilik bozukluğu, dürtüsel davranış, çalma, alkol ve madde kullanımı, sosyal geri çekilme ve intihar eğilimi gösterebildikleri belirtilmiştir (Pryor ve ark., 1996). Anoreksiya örüntüleri gösteren bireylerin yaklaşık yarısının aşırı yeme ve çıkarma davranışları sergilediği görülmüştür (Fairburn ve Cooper, 2011). Ancak, anoreksiya nervoza şikâyeti bulunan 136 kişi üzerinde sekiz yıl boyunca toplanan verilere dayanarak, kısıtlayıcı alt tipin %62'sinin aşırı yeme ve çıkarma davranışlarına başladığı bulunmuştur (Franco, 2013).
Anoreksiya nervozada beden imgesinde bir bozulma, zayıf olmaya ilişkin bir takıntı ve sosyokültürel estetik idealleri karşılamaya ilişkin ciddi bir çaba olduğu belirtilmiştir (Behar ve Arancibia, 2015). İnce beden yapısının idealleştirilmesi Batı toplumlarında anoreksiya nervozanın gelişmesine öncülük eden olası temel etkenlerden biri olarak görülmüş, sosyokültürel değişmelerin Batı ve Amerikan toplumlarında yeme bozukluğu sıklığını arttırdığına kaynaklık ettiği düşünülmüştür (Miller ve Pumariega 2005). Batı toplumlarında sık olduğuna dair var olan inanış kadının cinsiyet rolü, fiziksel görünüme verilen önem, zayıf olmanın ideal bir beden imgesi olarak sunulması, toplumsal başarı elde etmede cinsel çekiciliğin bir araç haline gelmesi, insan bedeninin bir meta haline dönüşmesi ve yabancılaşma gibi degişkenlerle ilişkili görülmüştür (Kuğu ve ark., 2002). İnce olmak yönünde güçlü bir dürtünün oluşmasında önemli diğer bir etken ise, akranların ve ebeveynlerin şişmanlığı eleştirmesi olarak açıklanmıştır (Stormer ve Thompson, 1996). Kilo almaktan ve şişmanlamaktan aşırı korkma, besin alımını ciddi ölçüde azaltma gibi belirtilerin yanında kusma ve ilaçlar kullanma ile açıklanmıştır (Weaver ve Liebman, 2011; Nalbant ve ark., 2020). Dikkat edilmesi gereken en temel belirtisinin ise kişilerin vücut algılarının ciddi oranda bozulması olarak görülmüştür (Tiggemann ve ark., 2017). Ne kadar zayıflarsa zayıflasınlar kilolu olduklarını düşünmeye ve zayıflamaya devam edebilecekleri belirtilmiştir (Gümüş ve Alver, 2020). Bir çalışma, onuncu sınıfta olan kızların üçte birinin, normal kiloda olmalarına rağmen, kendilerini şişman olarak algıladıklarını ortaya koymuştur (Killen ve ark., 1986). Fairburn ve Cooper’ın (2011) araştırmalarına göre çok sayıda kişi tıbbi nedenlerden dolayı kilo kaybedebilir, ancak anoreksiya rahatsızlığı yaşayan bireyler obeziteye karşı yoğun bir korku yaşayabilir ve sürekli olarak zayıflığı hedefleyebilir. Araştırmalara göre anoreksiya nervoza, genellikle ergenlik döneminin başlarından ortasına doğru, bir diyet döneminin sonunda veya ebeveynlerin ayrılması gibi yaşam olaylarını takiben ortaya çıkabilir (Fairburn ve Cooper, 2011). Kadınlarda, erkeklere kıyasla on kat daha fazla görülebildiği belirtilmiştir (Walters ve Kendler, 1995). Anoreksiya erkeklerde ortaya çıktığında, semptomlar ve aile içi çatışma gibi diğer özellikler açısından kadınlardakine benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir (Olivardia ve ark., 1995). Piran ve arkadaşları (1985) anoreksiya ve depresyon arasındaki güçlü ilişkilerin, anoreksiyanın depresyona neden olabileceği (örneğin, açlıkla ilişkili biyokimyasal değişiklikler veya bu duruma eşlik eden suçluluk ve utanç duyguları) düşüncesine yönelmesine sebep olabildiğini belirtmiştir. Ancak anoreksiyanın her zaman depresyonu önceliklendirmediği gözlenmiştir (Piran ve ark., 1985). Hudson ve arkadaşlarının (1987) yaptığı araştırmalara göre, anoreksiya ve depresyonun ortak genetik yatkınlığı veya aile içi sorunlar gibi ortak çevresel etkenleri paylaşabildiği görülmüştür. Anoreksiya nervoza şikâyeti olan kişilerin akrabalarının depresyon açısından yüksek risk grubuna girdiklerini gösterilmiştir (Hudson ve ark., 1987). Anoreksiya nervoza rahatsızlığı yaşayan kişilerde genellikle anksiyete bozuklukları ve duygudurum bozuklukları da bulunabileceği belirtilmiş (Sysko ve Wilson, 2012), depresyon oranlarının oldukça yüksek olduğu vakalar görülmüştür (Godart ve ark., 2007). Anoreksiya ile sık sık eş zamanlı görünebilen bir diğer bozukluğun da obsesif-kompulsif bozukluk olabileceği belirtilmiştir (Cederlöf ve ark., 2015; Keel ve ark., 2004).
Crisp ve arkadaşlarına (1992) göre anoreksiya, yaşamı tehdit eden bir durum olarak görülmüştür. Genel nüfusa kıyasla, anoreksiya vakalarında ölüm oranı daha yüksek bulunmuştur (Crisp ve ark., 1992). Ölüm, genellikle bozukluğun fiziksel komplikasyonlarından (kalpte tıkanma sonucu oluşan kalp yetmezliği) veya intihardan kaynaklanabilir (Sullivan, 1995). Özetle anoreksiya nervoza farklı tiplerde görülebilen ve kişileri farklı şekillerde etkileyebilen bir bozukluktur. En uç noktasında kişilerin yaşamları tehlikede olabilir ve kişiler uzman hekim, psikiyatrist ve psikolog desteğine ihtiyaç duyabilir.
Anoreksiya Nervoza Hakkında Kitap Önerileri
Wintergirls, Laurie Halse Anderson
Roman, anoreksiya nervoza ile mücadele eden genç bir kızın içsel dünyasını ve bu yeme bozukluğuyla olan karmaşık ilişkisini anlatmaktadır. Ana karakter olan Lia, en iyi arkadaşı Cassie'nin ölümünün ardından derin bir yas sürecine girmiştir. Cassie'nin ölümü, Lia'yı daha da içine kapanık hale getirmiştir ve gerçeklikten kaçmak için yeme alışkanlıklarını kontrol etme isteği güçlenmiştir. Cassie'nin ölümüne ilişkin suçluluk duyguları ve kendine yönelik öz eleştirileri onu anoreksiya nervozaya sürüklemiştir. Lia, anoreksiya ile mücadele ederken, çevresindeki insanlarla olan ilişkileri de zorlanmıştır. Ailesi ve arkadaşları, Lia'nın sağlığı konusunda endişelenirken, Lia kendini daha fazla izole etmiş ve durumuna saplanıp kalmıştır. Yeme bozukluğunun etkisi altında, gerçeklik ve hayal arasındaki çizgi giderek bulanıklaşmış ve Lia, kendi bedeninin dışında bir varlık gibi hissetmeye başlamıştır. Roman, Lia'nın iç dünyasına dair derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Lia'nın zihnindeki yeme bozukluğuna ilişkin iç monologlar ve çatışmalar, okuyuculara yeme bozukluğunun nasıl bir sarmal haline geldiğini göstermektedir. Bu kitap, anoreksiya nervozanın karmaşıklığını ve bu bozuklukla mücadele eden bir gencin iç dünyasındaki çatışmaları hassas bir şekilde ele almıştır. Bu kitabın orijinal basımı İngilizcedir.
Elena Vanishing, Elena Dunkle ve Clare B. Dunkle
Bu kitap, bir otobiyografi kitabıdır. Kitap, yazar Elena Dunkle'ın kendi yaşam öyküsünü anlatmakta ve anoreksiya nervoza ile mücadele etme sürecini derinlemesine incelemektedir. Kitap, Elena'nın çocukluk yıllarından itibaren yeme bozukluğu ile mücadele etme deneyimini ele almaktadır. Elena, genç yaşta bir dizi travmatik olay yaşamış ve bu olaylar, yeme bozukluğunun köklerini beslemiştir. Kontrolsüz bir şekilde yemek yeme isteği, Elena'nın yaşamında giderek artmış ve sonunda anoreksiya nervozaya dönüşmüştür. Elena, anoreksiya ile mücadele ederken hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlu bir yolculuğa çıkmıştır. Kendi bedenine ve yeme alışkanlıklarına yönelik disfonksiyonel düşüncelerle savaşırken, aynı zamanda çevresindeki insanların endişeleriyle de başa çıkmak zorunda kalmıştır. Ailesi ve arkadaşları, Elena'nın sağlığı konusunda endişelenirken, onun yeme bozukluğuyla olan mücadelesini desteklemeye çalışmışlardır. Kitap, Elena'nın yeme bozukluğu ile olan mücadelesinin yanı sıra, onun içsel dünyasına da derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Elena'nın kendi bedeniyle ve kimliğiyle olan çatışmaları, okuyuculara bozukluğun nasıl bir iç savaşa dönüşebileceğini göstermektedir. Ayrıca, Elena'nın iyileşme yolculuğu ve kendini kabul etme süreci de kitabın önemli bir odak noktasıdır. Bu kitap, anoreksiya nervoza ile mücadele eden bireylerin içsel dünyasını anlamak isteyen okuyucular için tavsiye edilmektedir. Bu kitabın orijinal basımı İngilizcedir.
Brave Girl Eating, Harriet Brown
Kitap, Brown’ın kızı Kitty'nin, anoreksiya nervoza ile mücadelesini ve bu sürecin aileyi nasıl dönüştürdüğünü anlatmaktadır. Harriet Brown, bir ebeveyn olarak çocuğunun hastalığıyla başa çıkmaya çalışırken yaşadığı zorlukları, hayal kırıklıklarını ve umutlarını kaleme almıştır. Kitap, sadece bir ailenin yeme bozukluğu ile mücadelesini anlatmakla kalmaz, aynı zamanda bu tür hastalıkların aile içindeki dinamiklere nasıl etki ettiğini, bireysel hisleri ve toplumsal baskıları nasıl şekillendirdiğini derinlemesine irdeler. Harriet Brown, anoreksiya nervozanın karmaşık doğasını ve bu hastalığın sadece fizyolojik değil, psikolojik ve duygusal yönlerini de gözler önüne serer. Kızının tedavi sürecinde yaşadığı zorluklar ve başarılı bir iyileşme süreci, kitapta hem aile içindeki bağları hem de yeme bozukluklarıyla baş etmenin nasıl bir yolculuk olduğunu gösterir. Bu kitabın orijinal basımı İngilizcedir.
Eating in the Light of the Moon: How Women Can Transform Their Relationship with Food Through Myths, Metaphors and Storytelling, Anita Johnston
Bu kitap, kadınların yiyecekler ve bedenleriyle ilişkilerini dönüştürmelerine yardımcı olmak için mitler, metaforlar ve hikayeleri kullanmaktadır. Kitap, yeme bozukluklarıyla mücadele eden kadınlar ve bu konuda daha sağlıklı bir ilişki kurmak isteyen herkes için kaleme alınmıştır. Kitapta, yiyecek ve bedenle olan ilişkiyi anlatmak için mitler, metaforlar ve hikayeler kullanılmıştır. Yazar, antropoloji, mitoloji ve psikoloji gibi çeşitli disiplinlerden öğeleri bir araya getirerek, kişilerin yiyecek ve bedenle olan ilişkilerinin nasıl şekillendiğini anlatmaktadır. Kadınların beden algısıyla, yeme alışkanlıklarıyla ve yeme bozukluklarıyla ilişkilerini derinlemesine ele almaktadır. Okuyucuları, kendi bedenlerini ve yeme alışkanlıklarını daha derinlemesine anlamaya ve kabul etmeye teşvik etmektedir. Mitler ve hikayeler aracılığıyla, kişilerin yiyecek ve bedenle olan ilişkilerindeki karmaşıklıkları keşfetmelerine ve iyileşme yolculuklarına rehberlik etmektedir. Kitap, yeme bozukluklarıyla mücadele eden kadınlar için bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Yazar, okuyuculara, kendilerini ve yeme alışkanlıklarını yeniden keşfetme ve dönüştürme yolunda adımlar atmaları için pratik araçlar ve stratejiler sunmuştur. Mitlerin, metaforların ve hikayelerin gücünü kullanarak, okuyuculara yiyecek ve bedenle olan ilişkilerini daha sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetmeleri için ilham vermeyi amaçlamıştır. Bu kitabın orijinal basımı İngilizcedir.
Anoreksiya Nervoza Hakkında Film, Dizi ve Belgesel Önerileri
To the Bone, 2017
Film, genç bir kadın olan Ellen'ın anoreksiya nervoza ile mücadelesini konu almaktadır. Ellen, aşırı kilo kaybı ve yeme bozukluğuyla başa çıkmaya çalışan bir sanatçıdır. İyi niyetli ancak etkisiz bir dizi girişiminin ardından, alternatif bir rehabilitasyon merkezine kabul edilmiştir. Rehabilitasyon merkezinde, yeme bozukluğu olan diğer kişilerle birlikte yaşamaya başlamıştır. Terapi seansları, grup terapisi ve bireysel terapiyle birlikte, yeme bozukluğu ile olan ilişkilerini anlamaya ve yeniden yapılandırmaya çalışmışlardır. Ancak, bu süreçte karşılaşılan zorluklar herkes için farklıdır. Ellen, aile geçmişi ve içsel çatışmalarıyla yüzleşirken, iyileşmenin yan etkileri ve kaçınma davranışlarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Kendini kabul etme, beden imajını yeniden yapılandırma ve sağlıklı yeme alışkanlıkları geliştirme gibi konular üzerinde çalışırken, kendi içsel gücünü keşfetmeye başlamıştır. Bu film, anoreksiya nervozayı ve sebep olduğu içsel çatışmaları incelemek isteyen izleyiciler için önerilebilir.
Hunger Point, 2003
Bu film, anoreksiya nervoza ile mücadele eden iki kardeşin hikayesini anlatmaktadır. Ana karakterler Frannie ve Shelly adında iki kız kardeştir. Birlikte büyümüşlerdir, ancak ailelerinin ve çevrenin beklentileriyle başa çıkmak zorunda kalmışlardır. Frannie, ailenin gözdesi olarak dikkat çekerken, Shelly, kendini hep Frannie'nin gölgesinde hissetmiştir. Frannie, mükemmeliyetçilik ve kontrol arayışıyla anoreksiya nervoza ile mücadele etmeye başlamıştır. Yeme alışkanlıkları giderek daha saplantılı hale gelirken, Shelly de aynı yola düşmüştür. İkisi de yeme bozukluğuyla başa çıkmak için farklı yollar aramak ve kendi içsel çatışmalarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Filmin ilerleyen dakikalarında, Frannie ve Shelly'nin aileleriyle ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri de giderek zorlaşmıştır. Aile içi gerilimler artarken, kız kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkisi de gerilmiştir. Bu film, anoreksiya nervoza ile mücadele eden iki kız kardeşin yaşamlarını ve iç dünyalarını çarpıcı bir şekilde ele almıştır. Mükemmeliyetçilik, aile beklentileri ve toplumdaki güzellik idealleri gibi önemli konuları işlerken, kız kardeşlerin kendi içsel güçlerini keşfetme ve iyileşme yolculuklarına eşlik etmektedir.
For the Love of Nancy, 1994
Bu film, anoreksiya nervoza ile mücadele eden genç bir kızın hikayesini anlatmaktadır. Ana karakter Nancy, genç, başarılı ve güzel bir kızdır. Ancak, içsel çatışmaları ve düşük öz güveni nedeniyle yeme bozukluğu geliştirmiştir. Zamanla, yeme alışkanlıkları giderek daha saplantılı ve tehlikeli hale gelmiştir. Nancy'nin ailesi, onun durumunu anlamaya ve destek olmaya çalışmıştır. Ancak, Nancy'nin yeme bozukluğu ile mücadele etme süreci zorlu ve karmaşıktır. Aile içi gerilimler artarken, Nancy'nin kendini kabul etme ve iyileşme yolculuğu da başlamıştır. Film, Nancy'nin iç dünyasına ve yeme bozukluğuyla olan ilişkisine derinlemesine bir bakış sunmuştur. Aynı zamanda, ailesinin ve arkadaşların Nancy'nin durumuyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını da ele almıştır. Bu film, izleyicilere bu bozukluğun ciddiyetini ve etkilerini anlamalarına yardımcı olurken, aynı zamanda umut ve dayanışma mesajları da sunmuştur.
Supersize vs Superskinny, 2008
İngiltere'de yeme bozukluklarıyla mücadele eden insanların hikayelerini ele alan bir dizidir. Dizi, obezite ve aşırı zayıflık arasındaki zıtlığı vurgulamış ve insanların sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendirilmesine odaklanmıştır. Her bölümde, aşırı kilolu bir kişi (Supersize) ve aşırı zayıf bir kişi (Superskinny) bir araya gelerek bir hafta boyunca birbirinin yaşam tarzını deneyimlemiştir. Bu kişiler her bölümde birbirlerinin yeme alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını anlamak için bir araya gelmişlerdir. Programın sunucusu Dr. Christian Jessen, katılımcılara beslenme ve yaşam tarzı hakkında tavsiyelerde bulunmuş ve onlara sağlıklı bir şekilde kilo verme veya kilo alma konusunda rehberlik etmiştir. Ayrıca, katılımcıların aile geçmişi, duygusal durumları ve diğer faktörler de dikkate alınarak, yeme bozukluklarının kökenlerini ve etkilerini anlamaya çalışılmıştır.
Thin, 2006
Bu belgesel, yeme bozuklukları ile mücadele eden kadınların gerçek yaşamlarını konu almıştır. Florida'daki Renfrew Center adlı bir yeme bozuklukları rehabilitasyon merkezinde iyileşme sürecinde olan dört kadının hikayesine odaklanmıştır. Belgesel, anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza gibi yeme bozukluklarıyla mücadele eden kadınların yaşadığı zorlukları, içsel çatışmaları ve iyileşme sürecinde karşılaştıkları engelleri gözler önüne sermiştir. Yeme bozukluğu şikâyeti olan kişilerin aileleri ve terapistleriyle olan ilişkileri de belgeselde önemli bir yer tutmaktadır. Dört kadının hikayesi, kendi içsel mücadeleleri ve iyileşme yolculukları aracılığıyla, yeme bozukluklarının karmaşıklığını ve ciddiyetini vurgulamaktadır. Belgesel, yeme bozuklukları hakkında farkındalık yaratmak ve bu sorunlarla mücadele eden kişilerin deneyimlerini anlamak için etkileyici bir belgesel olarak önerilebilir.
Kaynakça
Amerikan Psikiyatri Birliği. (2014). Beslenme ve yeme bozuklukları. Ruhsal bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı, DSM-5 tanı ölçütleri başvuru kitabı (5. Baskı, s. 171-179) içinde. Hekimler Yayın Birliği. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596
Behar, R. ve Arancibia, M. (2015). Body image disorders: Anorexia nervosa versus reverse anorexia (muscle dysmorphia). Revista Mexicana de Trastornos Alimentarios, 6(2), 121-128. https://doi.org/10.1016/j.rmta.2015.10.005
Cederlöf, M., Thornton, L. M., Baker, J., Lichtenstein, P., Larsson, H., Rück, C., Bulik, C. M. ve Mataix-Cols, D. (2015). Etiological overlap between obsessive-compulsive disorder and anorexia nervosa: A longitudinal cohort, multigenerational family and twin study. World Psychiatry : Official Journal of the World Psychiatric Association (WPA), 14(3), 333-338. https://doi.org/10.1002/wps.20251
Crisp, A. H., Callender, J. S., Halek, C. ve Hsu, L. K. (1992). Long-term mortality in anorexia nervosa. A 20-year follow-up of the St George's and Aberdeen cohorts. The British Journal of Psychiatry : The Journal of Mental Science, 161(1), 104-107. https://doi.org/10.1192/bjp.161.1.104
Fairburn, C. G. ve Cooper, Z. (2011). Eating disorders, DSM-5 and clinical reality. The British Journal of Psychiatry, 198(1), 8-10. https://doi.org/10.1192/bjp.bp.110.083881
Fairburn, C. G. ve Harrison, P. J. (2003). Eating disorders. Lancet, 361(9355), 407-416. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(03)12378-1
Franco, J. L. D. A. (2013). O conceito de biodiversidade e a história da biologia da conservação: Da preservação da wilderness à conservação da biodiversidade. História (São Paulo), 32(2), 21-48. https://doi.org/10.1590/S0101-90742013000200003
Godart, N. T., Perdereau, F., Rein, Z., Berthoz, S., Wallier, J., Jeammet, P. ve Flament, M. F. (2007). Comorbidity studies of eating disorders and mood disorders. Critical review of the literature. Journal of Affective Disorders, 97(1-3), 37-49. https://doi.org/10.1016/j.jad.2006.06.023
Gümüş, Ç. ve Alver, E. (2020). Toplum sağlığının korunması bağlamında bir sosyal sorumluluk ve bilinçlendirme kampanyası: Anoreksiya nervoza fenomeni. Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 8(23), 365-381. https://doi.org/10.33692/avrasyad.724958
Hudson, J. I., Pope, H. G., Jr, Yurgelun-Todd, D., Jonas, J. M. ve Frankenburg, F. R. (1987). A controlled study of lifetime prevalence of affective and other psychiatric disorders in bulimic outpatients. The American Journal of Psychiatry, 144(10), 1283-1287. https://doi.org/10.1176/ajp.144.10.1283
Keel, P. K., Fichter, M., Quadflieg, N., Bulik, C. M., Baxter, M. G., Thornton, L., Halmi, K. A., Kaplan, A. S., Strober, M., Woodside, D. B., Crow, S. J., Mitchell, J. E., Rotondo, A., Mauri, M., Cassano, G., Treasure, J., Goldman, D., Berrettini, W. H. ve Kaye, W. H. (2004). Application of a latent class analysis to empirically define eating disorder phenotypes. Archives of General Psychiatry, 61(2), 192-200. https://doi.org/10.1001/archpsyc.61.2.192
Killen, J. D., Taylor, C. B., Telch, M. J., Saylor, K. E., Maron, D. J. ve Robinson, T. N. (1986). Self-induced vomiting and laxative and diuretic use among teenagers. Precursors of the binge-purge syndrome? JAMA, 255(11), 1447-1449. https://doi.org/10.1001/jama.1986.03370110069023
Kuğu, N., Akyüz, G., Doğan, O., Erşan, E. ve İzgiç, F. (2002). Üniversite öğrencilerinde yeme bozukluklarının yaygınlığı ve yeme bozukluğu olanlarda benlik saygısı, aile işlevleri, çocukluk çağı istismarı ve ihmalinin araştırılması. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji (3P) Dergisi, 10(3), 255-66.
Miller, M. N. ve Pumariega, A. J. (2005). Culture and eating disorders: A historical and cross-cultural review. Psychiatry, 64(2), 93-110. https://doi.org/10.1521/psyc.64.2.93.18621
Nalbant, K., Kalaycı, B. ve Akdemir, D. (2020). Anoreksiya nervoza tanısı alan ergenlerde algılanan duygu dışavurumu ve bağlanma güvenliği. Türk Psikiyatri Dergisi, 31, 22-30.
Olivardia, R., Pope, H. G., Jr, Mangweth, B. ve Hudson, J. I. (1995). Eating disorders in college men. The American Journal of Psychiatry, 152(9), 1279-1285. https://doi.org/10.1176/ajp.152.9.1279
Piran, N., Kennedy, S., Garfinkel, P. E. ve Owens, M. (1985). Affective disturbance in eating disorders. Journal of Nervous and Mental Disease, 173(7), 395-400. https://doi.org/10.1097/00005053-198507000-00002
Pryor, T., Wiederman, M. W. ve McGilley, B. (1996). Clinical correlates of anorexia nervosa subtypes. The International Journal of Eating Disorders, 19(2), 371-379.
Stormer, S. M. ve Thompson, J. K. (1996). Explanations of body image disturbance: A test of maturational status, negative verbal commentary, social comparison, and sociocultural hypotheses. The International Journal of Eating Disorders, 19(2), 193-202. https://doi.org/10.1002/(SICI)1098-108X(199603)19:2<193::AID-EAT10>3.0.CO;2-W
Sullivan P. F. (1995). Mortality in anorexia nervosa. The American Journal of Psychiatry, 152(7), 1073–1074. https://doi.org/10.1176/ajp.152.7.1073
Sysko, R. ve Wilson, G. T. (2012). Eating disorders. D. H. Barlow (Ed.), Handbook of Clinical Psychology (s. 387-404) içinde. Oxford University Press. https://doi.org/10.1093/oxfordhb/9780195366884.013.0019
Tiggemann, M., Brown, Z., Zaccardo, M. ve Thomas, N. (2017). "Warning: This image has been digitally altered": The effect of disclaimer labels added to fashion magazine shoots on women's body dissatisfaction. Body Image, 21, 107-113. https://doi.org/10.1016/j.bodyim.2017.04.001
Treasure, J., Zipfel, S., Micali, N., Wade, T., Stice, E., Claudino, A., Schmidt, U., Frank, G. K., Bulik, C. M. ve Wentz, E. (2015). Anorexia nervosa. Nature Reviews Disease Primers, 1, 15074. https://doi.org/10.1038/nrdp.2015.74
Walters, E. E. ve Kendler, K. S. (1995). Anorexia nervosa and anorexic-like syndromes in a population-based female twin sample. The American Journal of Psychiatry, 152(1), 64-71. https://doi.org/10.1176/ajp.152.1.64
Weaver, L. ve Liebman, R. (2011). Assessment of anorexia nervosa in children and adolescents. Current Psychiatry Reports, 13(2), 93-98. https://doi.org/10.1007/s11920-010-0174-y