Çekingen Kişilik Bozukluğu

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Çekingen kişilik bozukluğu (ÇKB), bireylerin sürekli olarak yetersizlik duyguları hissettiği, olumsuz değerlendirmelere karşı daha hassas olduğu ve sosyal ortamlarda çekingenlik yaşadığı bir klinik durumdur (Aghakishiyeva ve Özdel, 2023). Bu duygular, bireylerin hayatını olumsuz yönde etkileyerek yaşam akışında, ilişkilerinde ve genel yaşantısında çeşitli zorluklara yol açabilir (Okay ve Canel-Çınarbaş, 2021). Bu tür duygusal zorluklar nedeniyle kişi kendini geri çekebilir ve sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınabilir. İlk olarak Millon (1969) tarafından tanımlanan ÇKB, daha sonrasında DSM-3’te (Amerikan Psikiyatri Birliği [APA], 1980) yer almış ve zamanla güncellenerek DSM-5’te de bulunmuştur (APA, 2013; Millon, 1969; Sevinçok ve ark., 1998).

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yayınladığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nın beşinci baskısına (APA, 2013) göre, ÇKB’nin kriterleri arasında erken erişkinlik döneminde başlayan ve farklı durumlarda ortaya çıkan, toplum içinde çekingenlik, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmelere karşı aşırı duyarlılık yer almaktadır. Bu bireyler, eleştirilme veya dışlanma korkusu nedeniyle sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınabilir, yeni insanlarla iletişim kurmada tereddüt yaşayabilir ve toplumsal ortamlarda kendilerini yetersiz hissedebilirler. Kendilerini sosyal açıdan beceriksiz veya başkalarına kıyasla dezavantajlı olarak algılayan kişiler, utanç verici bir durum yaşamaktan endişe duydukları için yeni etkinliklere katılmaktan kaçınma eğiliminde olabilirler (APA, 2013). Bu duyguların, bireylerin olumsuz öz değerlendirmeleriyle bağlantılı olabileceği görülmüştür (Clark ve Wells, 1995). Bireylerin, sosyal etkileşimler sırasında sürekli olarak başkalarının kendilerini nasıl değerlendirdiğine odaklandığı ve bu durumun, kaygılarının artmasına yol açabileceği belirtilmiştir (Sperry ve Casteleiro, 2021).

ÇKB olan bireyler, eleştiri ve onaylanmamaya karşı aşırı duyarlılıkları ve korkuları nedeniyle başka insanları aramazlar, yine de sevgi isterler ve çoğu zaman yalnız ve sıkkındırlar (Butcher ve ark., 2017). Şizoid kişiliklerin aksine, ÇKB olan kişiler yalnızlıklarından hoşlanmazlar, diğer insanlarla iletişim kurmak isterler, fakat diğer insanlarla rahat bir şekilde ilişki kuramamaları, akut kaygıya neden olur (Butcher ve ark., 2017). Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, ÇKB genellikle depresyonla ilişkilidir (Grant ve ark., 2004) Beceriksiz ve sosyal olarak yetersiz hissetmek, ÇKB’nin en yaygın ve istikrarlı iki özelliğidir (McGlashan ve ark., 2005). Buna ek olarak, araştırmacılar, bu bozukluğa sahip bireylerin aynı zamanda daha genel bir çekingenlik ve birçok yeni durum ve duygudan (olumlu duygular dahil) kaçınma gösterdiklerini ve aynı zamanda zevk alma yeteneklerinde de eksiklikler gösterdiklerini ortaya koymuşlardır (Taylor ve ark., 2004).

ÇKB’nin gelişiminde biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler etkili olabilir; ayrıca çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimler, aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ve reddedilme korkusu gibi çevresel faktörler, ÇKB’nin gelişimine katkıda bulunabilir (Torgersen ve ark., 2001). Çalışma verileri, ÇKB’ye sahip bireylerin ebeveynlerini şefkati az, reddediciliği yüksek, suçlayıcı ve başarı karşısında daha az cesaretlendirici olarak algıladıklarını göstermiştir (Stravynski ve ark., 1989). ÇKB ihmal, istismar, aşırı koruyuculuk ve az bakım gibi olaylarla ilişkilendirilmiştir (Joyce ve ark., 2003; Westermeyer ve ark., 2015).

ÇKB’ye sahip bireylerin bağlanma stillerinin gelişimine bakıldığında, kaygılı-kaçıngan (korkulu) bağlanmanın bu bozuklukla ilişkili olduğu görülmüştür. Bu bağlanma stilinin kişinin olumsuz kendilik algısı ve yakın ilişkiler kurmaktan korkma durumları ile bağlantılı olduğu söylenmiştir (Brennan ve Shaver, 1998). Bartholomew ve Horowitz’in (1991) bağlanma modeline göre, korkulu bağlanmaya sahip kişiler kendilerine ve başkalarına karşı olumsuz şemalar oluşturmuştur. Bununla birlikte, ÇKB’de ağırlıklı olarak görülen olumsuz değerlendirilmeden korkma davranışının orta düzeyde kalıtsal olabileceği (Stein ve ark., 2002) ve yine kalıtsal olan içe dönüklük ve duygusal dengesizlik kişilik özelliklerinin de bu bozuklukta yüksek olacağı belirtilmiştir (Butcher ve ark., 2017).

ÇKB, bireylerin sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebilir ve genellikle kendilerini diğerleriyle kıyaslayarak olumsuz sonuçlar doğurabilir (Sperry ve Casteleiro, 2021). Sosyal izolasyon ve yalnızlık, ÇKB yaşayan bireyler için yaygın duygular olarak tanımlanmış; terapötik müdahaleler ve aile desteğinin, bu bireylerin sosyal becerilerini geliştirmelerine ve daha sağlıklı etkileşimler kurmalarına yardımcı olabileceği belirtilmiştir (Beck ve ark., 2005). Aile desteği, bireylerin sosyal etkileşimlerini yeniden inşa etmelerine yardımcı olabilecek güçlü bir faktör olarak tanımlanmış ve bu faktörün bireyin korkularına empatik yaklaşımı, terapötik süreci destekleyebileceği, bireylerin daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayabileceği belirtilmiştir (Hackney ve Cormier, 2008).

Sonuç olarak ÇKB, bireylerin sosyal etkileşimlerini ve genel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilen bir durumdur. Yetersizlik duygusu, reddedilme korkusu ve olumsuz öz değerlendirme gibi örüntüler bu kişilerin sosyal ilişkilerdeki zorluklarını artırabilir ve sıklıkla yalnızlık ile izolasyon duygularına yol açabilir. Bu bağlamda, süreçte empatik bir yaklaşım ve destekleyici bir çevre, bireylerin daha işlevsel bir yaşam sürmelerine katkı sağlayabilir. Terapötik yaklaşımlar, bu kişilerin toplumsal etkileşimlerinde güven duygusunu güçlendirerek, yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olabilir. Böylece ÇKB yaşayan bireyler, daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurarak toplumsal rollerinde daha başarılı olabilir ve potansiyellerini daha verimli bir şekilde kullanabilirler.

Çekingen Kişilik Bozukluğu ile İlgili Kitap Önerileri

Kişilik Bozuklukları, Ertuğrul Köroğlu ve Sinan Bayraktar

Kişilik bozuklukları konusunda kapsamlı bir bakış açısı sunan bu eser, çeşitli kişilik bozukluklarını uluslararası kabul gören ölçütlerle tanımlayıp sınıflandırmaktadır. Her bir bozukluğun özelliklerine ve bu bozukluklarla yaşamanın zorluklarına dair derinlemesine bilgiler sunmaktadır. Kişilik bozukluklarıyla ilgili klinik uygulamalara yönelik yol gösterici niteliği taşıyan bu eser hem akademik hem de pratik açıdan bilgiler sunmaktadır. Kitap, özellikle psikoloji ve psikiyatri öğrencileri için olduğu kadar, kişilik bozukluklarını anlamak isteyen genel okuyucular için de faydalı olacaktır.

The Essential Guide to Overcoming Avoidant Personality Disorder, Martin Kantor

Bozukluğun isimlendirilmesi, nedensellik ve bütünsel müdahaleyi vurgulayan bu kitap, ÇKB’nin tam bir tartışmasını sunmaktadır. Yazar, eserini hem bu bozukluktan yakınan kişilere hem de onlara yardım etmeye çalışanlara rehberlik edebilmek amacıyla kaleme almıştır. Bu kitapta, ÇKB’nin gelişimi araştırılmış ve nedenlerine psikoanalitik, bilişsel davranışçı, kişiler arası ve bütünsel bir bakış açısı sunulmuştur. Hem danışman hem de danışanlar için önerilebilecek bir kaynaktır. Kitabın Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

How to Overcome Avoidant Personality Disorder and Live a Fulfilling Life, William Vanden

ÇKB, bireyleri içe kapanmaya, reddedilme korkusuna ve sosyal ilişkilerden kaçınmaya iten derin bir psikolojik yapıdır. Bu bozukluğa sahip kişiler, çoğunlukla içten içe ilişki kurmak isterken, dış dünyadan geri çekilerek yalnızlık ve düşük benlik algısıyla mücadele ederler. Bu kitap, tam da bu görünmez mücadeleye ışık tutan, umut dolu ve bilimsel temellere dayanan bir rehberdir.

Kitap, ÇKB’nin nedenlerini, nasıl ortaya çıktığını ve hayatı nasıl şekillendirdiğini sade ve anlaşılır bir dille ele alırken, okura somut çözüm yolları da sunmaktadır. bilişsel davranışçı yaklaşım, maruz bırakma egzersizleri, sosyal beceri geliştirme teknikleri ve öz-şefkat gibi araçları kullanarak bireyin hem kendisiyle hem de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurmasına rehberlik etmektedir. Kitabın Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.

Kişilik Bozukluklarının Bilişsel Terapisi, Aaron T. Beck

Bu kitap, bilişsel danışmanlığın kurucusu Aaron T. Beck ve ekip arkadaşları tarafından yazılmıştır ve kişilik bozukluklarını bilişsel yaklaşımla ele almaktadır. Geleneksel psikodinamik yaklaşımlardan farklı olarak, yazar kişilik bozukluklarını "bilişsel şemalar", "çekirdek inançlar" ve "işlevsel/işlevsel olmayan inançlar" gibi bilişsel danışmanlığa özgü kavramlarla açıklayan kitap iki ana kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, kişilik bozuklukları ve bu bozuklukların bilişsel danışmanlığının teorik ve tarihsel bir bakış açısıyla ele alınırken, ikinci kısımda her bir kişilik bozukluğu detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu bölümde, bozuklukların belirti kriterleri ve danışmanlık teknikleri, vaka örnekleri ve bilimsel verilerle sunulmaktadır.

İnsanlığımı Yitirirken, Osamu Dazai

Bu eser, toplumdan kopmuş ve kendini insanlardan ayrı hisseden bir adamın hikayesini anlatır. Başkarakter Oba Yozo, insanlarla yakın ilişkiler kurmakta zorlanan, içine kapanık ve kendini sürekli yetersiz hisseden biridir. Yozo, çevresindekilerle gerçek bir bağ kurmaktan kaçınır ve sürekli olarak reddedilme korkusu yaşar. Bu nedenle, dışarıya karşı bir maske takar, gerçek duygularını gizleyerek kendini korumaya çalışır.

Roman boyunca karakterin düşünceleri, onun sosyal ortamlarda yaşadığı korkuları ve kaygıları açıkça ortaya serilir. Yozo’nun sosyal ilişkilerden uzak durması ve sürekli kendini eleştirmesi, hayatını yalnız ve zor hale getirir. Ancak roman, sadece bu karanlık duyguları yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda bu tür çekingenlik ve korkuların insanı ne kadar hapsedeceğini gösterir. Oba Yozo’nun hikayesi, bu durumdaki birçok kişinin yaşadığı duyguları ve zorlukları anlamak için değerli bir pencere sunar.

Eleanor Oliphant Gayet İyi, Gail Honeyman

Kitap, yüzeyde sıradan görünen ama iç dünyası çalkantılarla dolu bir kadının, toplumdan uzak, rutinlerle örülmüş hayatını anlatıyor. Kitabın başkarakteri Eleanor, sosyal ilişkilerden kaçınan, insanlarla yüzeysel bir mesafe koruyan ve yalnızlığını konfor alanı haline getirmiş bir kadındır. Eleanor, iş yerinde izole bir hayat sürer; insanlara güvenmekten kaçınır, duygusal yakınlık kurmaktan çekinir. Görünüşte "gayet iyi" olan bu hayat, aslında onun derin bir duygusal yaralanmadan ve dışlanma korkusundan korunma çabasıdır. Başkalarıyla kurduğu sınırlı iletişimde aşırı temkinlidir; eleştirilmeye karşı gösterdiği aşırı hassasiyet ve reddedilme korkusu gibi ÇKB belirtilerini hatırlatmaktadır.

Çekingen Kişilik Bozukluğu ile İlgili Film, Dizi ve Belgesel Önerileri

Lars and The Real Girl, 2007

            Film, toplumsal ilişki kurmada zorlanan ve yalnızlıkla mücadele eden Lars'ın hikayesini konu almaktadır. Lars, yalnızlık duygusuyla başa çıkmak için Bianca'yı, sanal bir sevgili olarak kabul etmiştir. Film, Lars’ın bu hayali ilişkiyi çevresindekilere kabul ettirerek, onları da kendi içsel dünyasına dahil etmeye çalışmasını anlatmaktadır. Film, psikolojik olarak derin bir tema işlerken, duygusal ve psikolojik olarak yalnızlık, bağlanma ve sosyal engellenme üzerine düşündürmektedir. ÇKB’nin nasıl bir yaşam biçimi oluşturabileceği ve topluma uyum sağlama çabalarını yansıtan bu film hem hüzünlendirmekte hem de umut vermektedir. Gerçekçilik ve duygusal empatiyi bir arada sunan bu film, kişilik bozuklukları ve insan ilişkileri üzerine ilham verici bir yapım olarak önerilmektedir.

The Incredibles, 2004

Süper kahramanlar olarak doğan fakat toplumsal baskılar nedeniyle sıradan bir yaşam sürmek zorunda kalan Parr ailesinin hikayesi anlatılmaktadır. Baş karakter Bob Parr (Mr. Incredible), eski süper kahramanlık günlerini özlerken, eşi Helen (Elastigirl) ve çocukları Violet, Dash ve Jack-Jack ile sıradan bir hayat sürmeye çalışmaktadır. Film, aile dinamikleri, kimlik krizleri ve toplumsal normlara uyum sağlama çabalarını işlerken, aynı zamanda her bireyin kendine has güçlerini kabul etmesi gerektiği mesajını vermektedir. Film sadece bir aksiyon filmi olmanın ötesinde, kişilik gelişimi, bireysel kimlik ve toplumsal uyum gibi psikolojik temaları da işlemektedir. Özellikle Mr. Incredible’ın kendini yeniden keşfetme süreci, bireysel kimlik bozuklukları ve toplumsal rollerle başa çıkma konusunda derin bir anlam taşımaktadır. Film içerisinde Violet’in kendi halinde ve oldukça çekingen bir yapısının olduğu dikkat çekmektedir. Eğlenceli ve düşündürücü olan bu film, çocuklar ve yetişkinler için hem keyifli hem de anlamlı bir yapımdır.

The Glass Menagerie (Sırça Köşk), 1987

            Tennessee Williams'ın yazdığı bu eser, büyük şehirlerde yalnız kalan bireylerin zorlaşan yaşamlarını, içsel dünyalarını ve dış dünya ile uyumsuzluklarını ele almaktadır. Dram türündeki bu filmde, genç bir adam, kibar annesi ve utangaç kız kardeşiyle yaşadığı sıkıcı evden kaçmayı hayal etmektedir. Dış dünya ile uyum sağlamakta zorlanan kadınlar ve dışarıdaki dünyaya ilgi duyan ama evde kalmayı tercih eden genç arasındaki çatışmalar, filmin ana temasını oluşturur. Filmde, özellikle ÇKB’ye dair örüntüler gözlemlenmektedir.

Zelig, 1983

Komedi ve belgesel türündeki Zelig, sahte belgesel (mokümanter) tarzında bir filmdir. Woody Allen, topluma uyum sağlama ve sevilme isteğiyle, çevresindeki güçlü kişiliklerin özelliklerini benimseyen gizemli Leonard Zelig’i canlandırmaktadır. Film, 1920'ler ve 1930'lar arasındaki dönemi ele alırken, Zelig’in etrafındaki insanlara benzemek için fiziksel görünümünü değiştirme yeteneği üzerinden ilerlemektedir. Aynı zamanda, dönemin tarihsel arşiv görüntülerine yer verilmektedir. Zelig’in doktorlar tarafından psikotik mi yoksa nevrotik mi olduğuna dair kesin bir görüş yoktur; ancak, Zelig’in çevresindeki kişiler tarafından reddedilmemek için uyum sağlamaya çalıştığına dair ortak bir görüş vardır. Film, ÇKB’nin toplum ve kişilerarası ilişkilerdeki farklı yansımalarını beyazperdeye taşımaktadır.

Amélie, 2001

Filmin ana karakteri Amélie Poulain, ÇKB’nin izlerini taşımakta ve bu durumu izleyicilere yansıtmaktadır. Çocukluk travmaları ve sosyal izolasyon nedeniyle Amélie, hayatını başkalarının mutluluğunu sağlamaya adamakta, ancak kendi duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte ve yakın ilişkiler kurmakta zorlanmaktadır. İnsanlarla doğrudan iletişim kurmaktan kaçınmakta ve duygusal arzularını ifade etmek yerine dolambaçlı yolları tercih etmektedir. Örneğin, Nino’ya olan ilgisini doğrudan söylemek yerine ipuçları ve oyunlarla hislerini aktarmayı seçmektedir. Amélie, kendisini değersiz ya da yetersiz hissetme eğiliminde olduğu için başkalarının mutluluğuna odaklanarak dolaylı bir tatmin aramaktadır. Başkalarına yardım etmeye çalışırken, aslında kendi varoluşuna anlam kazandırmaya çabalamaktadır. Ancak bu çabalar, onu gerçek duygusal ihtiyaçlarından uzaklaştırmaktadır. Yakın ilişkilerde incinme korkusu taşımakta olan Amélie, duygusal açıdan güvensiz ve kendini koruma eğilimi göstermektedir. Bu durum, Nino ile olan ilişkisine de yansımakta; duygularını açıklamak için cesaretini toplaması zaman almaktadır. Gerçek hayattaki zorluklarla yüzleşmek yerine sıkça hayal dünyasına kaçmakta; çevresindeki küçük şeylere anlam yüklemekte ve gerçeklikten uzak bir fantezi dünyasında yaşamayı tercih etmektedir. Film boyunca Amélie, bu içe kapanıklığından sıyrılarak cesaretini toplamayı ve duygusal riskler almayı öğrenmektedir. Başkalarının hayatlarına dokunarak başladığı bu yolculuk, onu kendi hayatını dönüştürmeye ve anlamlı bir bağ kurmaya teşvik etmektedir. Özellikle Nino ile ilişkisi, Amélie’nin çekingenlik duvarlarını aşmasına ve kendisi için bir mutluluk inşa etmesine olanak tanımaktadır. Bu yönleriyle film, ÇKB’nin zorluklarını ve bireyin bu sınırları aşarak kendini gerçekleştirme potansiyelini izleyiciye sunmaktadır.

Guilty Crown, 2011-2012

Anime türünde olan bu dizi, ana karakter Shu Ouma’nın toplumdan soyutlanmış bir şekilde yaşamakta olduğu, içe dönük ve sosyal ilişkilerde yetersiz kaldığı bir dünyayı anlatmaktadır. Shu, kendisini değersiz hissetmekte, başkalarıyla yakınlık kurmaktan kaçınmakta ve sosyal risk almaktan çekinmektedir. Bu durum, onun hayatındaki fırsatları sınırlamakta ve derin bir yalnızlık duygusuna kapılmasına yol açmaktadır. Dizi, Shu’nun bir gün Inori Yuzuriha isimli gizemli bir kızla karşılaşmasıyla yön değiştirmektedir. Shu, çekingenlik ve kendine güvensizlikle baş etmeye çalışmakta; gücünü kullanarak kendisini kanıtlama ve toplumsal bağlar kurma yolunda adımlar atmaktadır. Yakınlık korkusu ve güvensizlik, bu süreçte sıklıkla ortaya çıkmakta ve Shu’nun kendi değerini sorgulamasına yol açmaktadır. Ancak zamanla Shu, içsel korkularını aşmakta ve cesaretini toplamaktadır. Inori ile kurduğu bağ, Shu’nun duygusal olarak büyümesine ve hayatta gerçek anlamda bir yer bulmasına yardımcı olmaktadır. Bu dizi, ÇKB’nin insan yaşamındaki etkilerini ve bireyin bu zorlukları aşarak kendini gerçekleştirme yolculuğunu gözler önüne sermekte olan bir dizi olarak öne çıkmaktadır. Shu’nun karakter gelişimi, duygusal bağların ve kişisel cesaretin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğini yansıtmaktadır.

Cepte Psikiyatri | Bağımlı ve Çekingen Kişilik Bozuklukları, 2020

            İrgil (2020) tarafından oluşturulan bu videoda bağımlı ve ÇKB’nin özellikleri, bireylerin bu bozukluklarla nasıl başa çıkabilecekleri ve iyileştirme süreçleri incelenmektedir. Ayrıca, kişilik bozukluklarının günlük yaşamda nasıl kendini gösterdiği ve bu durumu yaşayan bireylerin toplumda nasıl bir yer edindiği üzerine bilgiler sunulmaktadır. Hem akademik hem de genel izleyici kitlesi için eğitim aracı olarak önerilebilir.

Kaynakça

Aghakishiyeva, T. ve Özdel, K. (2023). Sosyal anksiyete bozukluğu ve çekingen kişilik bozukluğu eş tanısında zihin kuramı. Nöro Psikiyatri Arşivi, 60(6), 316-321. https://doi.org/10.29399/npa.28368

American Psychiatric Association. (1980). Avoidant personality disorder. Diagnostic and statistical manual of mental disorders (3. Baskı, s. 323-326) içinde.

American Psychiatric Association. (2013). Avoidant personality disorder. Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5. Baskı, s. 672-675) içinde. American Psychiatric Publishing. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596

Bartholomew, K. ve Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four-category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226–244. https://doi.org/10.1037/0022-3514.61.2.226

Beck, A. T., Freeman, A. ve Davis, D. D. (2005). Cognitive therapy of personality disorder (2. Baskı). The Guilford Press. https://doi.org/10.1017/s003329170527469x 

Brennan, K. A. ve Shaver, P. R. (1998). Attachment styles and personality disorders: Their connections to each other and to parental divorce, parental death, and perceptions of parental caregiving. Journal of Personality, 66(5), 835–878. https://doi.org/10.1111/1467-6494.00034

Butcher, J. N., Hooley, J. M., Nock, M.K. ve Mineka, S. (2017). Abnormal psychology. (17 Bs.) Pearson.

Clark, D. M. ve Wells, A. (1995). A cognitive model of social phobia. The Guildford Press

Grant, B. F., Hasin, D. S., Stinson, F. S., Dawson, D. A., Chou, S. P., Ruan, W. J. ve Pickering, R. P. (2004). Prevalence, correlates, and disability of personality disorders in the us: results from the national epidemiologic survey on alcohol and related conditions. Journal of Clinical Psychiatry, 65(7), 948–958. https://doi.org/10.4088/jcp.v65n0711.

Hackney, H. ve Cormier, S. (2008). Counseling strategies and interventions. Pearson Education.

İrgil, S., (2020, 7 Eylül). Cepte psikiyatri | bağımlı ve çekingen kişilik bozuklukları [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=Y6LSgIVK-T0

Joyce, P. R., Mckenzie, J. M., Luty, S. E., Mulder, R. T., Carter, J. D., Sullivan, P. F. ve Robert C. C. (2003). Temperament, childhood environment and psychopathology as risk factors for avoidant and borderline personality disorders. Australian & New Zealand Journal of Psychiatry, 37(6), 756–764. https://doi.org/10.1080/j.1440-1614.2003.01263.x

McGlashan, T. H., Grilo, C. M., Sanislow, C. A., Ralevski, E., Morey, L. C., Gunderson, J. G., Skodol, A. E., Shea, M. T., Zanarini, M. C., Bender, D., Stout, R. L., Yen, S. ve Pagano, M. (2005). Two-year prevalence and stability of individual DSM-IV criteria for schizotypal, borderline, avoidant, and obsessive-compulsive personality disorders: toward a hybrid model of axis II disorders. The American Journal of Psychiatry, 162(5), 883–889. https://doi.org/10.1176/appi.ajp.162.5.883

Millon, T. (1969). Modern psychopathology. Saunders.

Okay, D. ve Canel-Çınarbaş, D. (2021). Kendilik psikolojisi yaklaşımı üzerinden bir çekingen kişilik olgusunun incelenmesi. Nesne Psikoloji Dergisi, 9(19), 204-220. http://doi.org/10.7816/nesne-09-19-15

Sevinçok, L., Dereboy, F. ve Dereboy, Ç. (1998). Çekingen kişilik bozukluğunun klinik özellikleri ve tedavisi. Klinik Psikiyatri, 1, 22-26.

Sperry, L. ve Casteleiro, G. (2021). Avoidant personality disorder. R. Feinstein (Ed.), Personality disorders içinde (662/545-564). Oxford University Press. https://doi.org/10.1093/med/9780197574393.003.0022

Stein, M. B., Jang, K. L. ve Livesley, W. J. (2002). Heritability of social anxiety-related concerns and personality characteristics: A twin study. Journal of Nervous and Mental Disease, 190(4), 219–224. https://doi.org/10.1097/00005053-200204000-00002

Stravynski, A., Elie, R. ve Franche, R.-L. (1989). Perception of early parenting by patients diagnosed avoidant personality disorder: A test of the overprotection hypothesis. Acta Psychiatrica Scandinavica, 80(5), 415–420. https://doi.org/10.1111/j.1600-0447.1989.tb02999.x

Taylor, C., Laposa, J. ve Alden, L. (2004). Is avoidant personality disorder more than just social avoidance? Journal of Personality Disorders, 18(6), 571–594. https://doi.org/10.1521/pedi.18.6.571.54792

Torgersen, S., Kringlen, E. ve Cramer, V. (2001). The prevalence of personality disorders in a community sample. Archives of General Psychiatry, 58(6), 590-596. https://doi.org/10.1001/archpsyc.58.6.590

Westermeyer J, Yoon G, Amundson C, Warwick M ve Kuskowski MA. (2015). Personality disorders in adopted versus non-adopted adults. Psychiatry Res.226(2–3), 446–450. https://doi.org/10.1016/j.psychres.2014.12.067