Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimleri

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimleri

Olumsuz çocukluk çağı deneyimleri, “Çok şiddetli ve yaygın olarak görülen kelimenin tam anlamıyla içimize işleyen ve fizyolojiyi değiştiren tehdit edici unsurlar.” olarak tanımlanmıştır (Harris, 2018). Bireylerin hayatlarında psikososyal ve fiziksel açılardan izler bırakabilen bu tehdit edici unsurlar; yaşam kalitesini, doyumunu ve sosyal işlevselliği olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sağlık problemine dönüşebilir ve bu doğrultuda çocukluk çağındaki olumsuz deneyimler; çocuğun istismar, ihmal ve hane içi işlev bozukluğuna maruz kalınmasını ifade edebilir (Dube ve ark., 2003; Edwards ve ark., 2003; Suglia ve ark., 2017). Olumsuz çocukluk çağı deneyimleri, istismar ve ihmalin yanı sıra hane içi işlev bozukluğu; aile içi şiddete tanık olma, ebeveynlerden en az birinin madde bağımlılığının olması, ebeveynlerden en az birinin ruh veya zihin problemlerinin olması ve ebeveynlerden en az birinin suça karışması veya hükümlü olması şeklinde tanımlanabilir (Felitti ve ark., 1998).

Yapılan araştırmalar, çocuğa uygulanan kötü muamele ve travmatik stres etmenlerinin uzun süreçte ve erişkinlik döneminde hem sağlığa hem de sağlıklı davranışa olumsuz etkisinin olabileceğini göstermiştir (Anda ve ark., 2008). Fox ve arkadaşlarına (2015) göre, kötü muamele ve stres etmenleri, kişinin zihinsel ve duygusal sağlığı üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabilir. Kaygı ve depresyon gibi durumlara yol açabilir ve suç işleme riskini arttırabilir (Fox ve ark., 2015). Olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile erişkin çağda şişmanlık, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik gibi risk etmenleri; kalp, akciğer, karaciğer rahatsızlıkları ve diyabet sıklığı arasında ilişki olabileceği belirtilmiştir (Anda ve ark., 1999; Williamson ve ark., 2002). Ayrıca olumsuz bir çocukluk çağı geçiren bireylerin yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde suç faaliyetlerine girme olasılıklarının daha yüksek olduğu belirtilmiştir (Fox ve ark., 2015; Widom, 2014).

Çocukluk travması davranışsal ve duygusal problemler geliştirme riskini artırmaktadır (Gipple ve ark., 2006). Toth ve Cicchetti’ye (2013) göre çocukluk dönemindeki olumsuz yaşam olaylarının etkisi çoğunlukla bir gelişimsel geçiş dönemi olan üniversite döneminde belirgin hale gelmektedir. Çocukluk çağında bakım vereni tarafından kendisine kötü davranılan üniversite öğrencileri, geçmiş istismar ve travmalarıyla baş edebilmek için işlevsel olmayan baş etme stratejileri geliştirmektedirler (Toth ve Cicchetti, 2013). Travma yaşayan çocuklar suç davranışına katkıda bulunabilecek duygusal düzensizlik, dürtüsellik, saldırganlık ve empati eksikliği geliştirebilir, şiddet veya hırsızlık eylemleri gerçekleştirebilir (Farina ve ark., 2018; Widom, 2014). Grella ve arkadaşlarına (2005) göre, olumsuz çocukluk geçiren kişiler sağlıklı ilişkiler ve sosyal beceriler geliştirmekte zorlanabilirler. Başkalarına güvenmekte ve bağlanmakta güçlük çekebilirler. Bu da sosyal izolasyona ve destek eksikliğine yol açabilir (Grella ve ark., 2005).  Yıldırım ve Ulukol’a (2022) göre çocuğa yönelik istismar kuşaklar arası aktarılabilmektedir. İstismar öyküsü, sonraki nesiller için bir risk faktörü olabilmektedir. Travmanın nesiller arasında aktarım mekanizmalarının anlaşılmasının sorunun çözümüne ve şiddet döngüsünün kırılmasına rehberlik edebilmektedir (Yıldırım ve Ulukol, 2022).

Duyguları anlama, tanımlama ve düzenleme becerilerinin kazanılmasında erken çocukluk dönemi etkileşimleri önemli bir yere sahiptir (Laible, 2007; Taylor ve ark., 1991). İnsan, sayısız yaşantı içerisinden gelişimi için değerli olduğunu düşündüğü anıları biriktirir ve böylece yaşam öyküsünü oluşturur (Adler, 1933). Birçok kuramcı da erken çocukluk dönemi deneyimlerinin kişiliğin oluşmasında etkili olduğunu ve tüm yaşamı etkilediğini savunmuşlardır (Adler, 1933; Corey, 2000; Elkind, 1979; Horney, 1939). Adler (1933), erken çocukluk dönemi deneyimlerinin iki sebepten ötürü çok önemli olduğunu söylemiştir. Birincisi, kişinin kendisine ve yaşamına yönelik algılarını oluşturmasıdır. İkincisi ise, kişinin bu deneyimlerle yaşam serüvenini oluşturmasıdır (Adler, 1933). Horney (1939) ise, çocukluk anılarının insan gelişimi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu vurgulamıştır. Ona göre, çocukluk deneyimlerinin bütünü bireyin kişilik yapısını şekillendiren en değerli psikolojik malzemedir (Horney, 1939).

Erken çocukluk dönemindeki çocukların en önemli ihtiyaçlarından biri, çocukların bakımlarını sağlayan bireylerle iyi ve nitelikli ilişkiler kurmasıdır (Önder ve Gülay, 2007). Bireyin erken çocuklukta bakım verenlerle olumlu ilişkiler kurması, kendine anlayışlı ve sevecen yaklaşmasını, yetersizliklerine karşı yargısız olmasını ve yaşamındaki olumsuz deneyimleri kabul ederek kendisini daha iyi hissetmesini sağlayan öz-şefkat; öz-sevecenlik, insanlığın ortak paylaşımlarının bilincinde olma ve farkındalık olmak üzere üç temel bileşenden oluşmaktadır. (Akın, 2008; Neff ve McGehee, 2009). Mann’a (2004) göre, bireyin kendisine yönelik hissettiği saygı, sevgi, değer ve güven duyguları ise benlik saygısını oluşturur. Benlik saygısı, bireyin kendisini tanıması, kendi yeteneğinin ve gücünün varlığını kabul edip benliğini benimsemesiyle ulaştığı yargılardır (Mann, 2004). Bu duyguların sonucunda ulaşılan benlik saygısı, bireyin kendisine ve başkalarına karşı davranışlarının ve bakış açısının önemli bir belirleyicisidir bu yüzden de oldukça önemlidir (Akın ve ark., 1992). Çocukluk döneminde maruz kalınan olumsuz deneyimler yetişkinlik döneminde sosyal, duygusal sorunlar ve kötü sağlıktan erken ölüme kadar birçok hasara sebep olabilmektedir (Felitti ve ark., 1998). Olumsuz çocukluk çağı deneyimleri, bakım verenin istismarı nedeniyle oluşabilecek güvensiz bağlanmayla birlikte toplumsal becerilerin gelişimini engelleyebilir ve destekleyici ilişkilerin oluşmasının önüne geçebilir (Brown ve ark., 2009; Suomi ve ark., 2008). Aynı zamanda bu olumsuz deneyimleri yaşamış erişkinlerin daha az toplumsal bağlantısının olabileceği ve ileriki yaşlarda daha fazla duygusal yalnızlık yaşayabilecekleri görülmüştür (Wilson, 2010). Yetişkinlerin olumsuz çocukluk çağı deneyimlerinin öz şefkati ve psikolojik esnekliği negatif yönde etkilediği bulunmuştur (Uğur, 2023).

Sonuç olarak, yukarıda bahsi geçen çalışmaları özetleyecek olursak olumsuz çocukluk çağı deneyimleri sadece çocukluk döneminde kalmayarak bireyleri, yetişkinlik döneminde de etkileyebilmektedir. Bu deneyimlerin bireyin yaşam kalitesi, ruh sağlığı, fiziksel sağlığı, sosyal işlevselliği ve kişilerarası ilişkileri üzerinde uzun vadeli etkiler bırakabileceği birçok çalışmayla ortaya konmuştur. Ayrıca, bu etkiler yalnızca bireyle sınırlı kalmayıp gelecek kuşaklara da aktarılabilmekte; ebeveynlik tutumlarını, bağlanma biçimlerini ve aile içi etkileşimleri şekillendirebilmektedir. Olumsuz çocukluk deneyimleri, bireyin stresle başa çıkma becerilerini zayıflatabilmektedir. Aynı zamanda, çocukluk döneminde yeterli destek ve koruyucu faktörlerden yoksun kalmak, bireyin benlik algısını, öz-yeterlilik inancını ve genel iyilik hâlini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, olumsuz çocukluk deneyimlerinin hem fizyolojik hem de psikolojik boyutlarıyla ele alınması; bireylerin geçmiş deneyimlerinin farkına vararak iyileşme süreçlerine destek olunması büyük önem taşımaktadır.

Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimleri ile İlgili Kitap Önerileri

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, Bruce D. Perry

Bu kitabın yazarı, soykırımdan kurtulan, cinayete tanıklık eden, kaçırılan ve aile içi şiddete maruz kalan çocuklarla çalışmış bir çocuk psikiyatristidir. Kitapta bu gibi olumsuz deneyimler yaşamış çocukların travmalarını ve iyileşme hikayelerini, beynin iyileştirici gücünü merkeze alarak ele almıştır. Bir çocuk aşırı strese maruz kaldığında beyne tam olarak ne olduğunu ve bu stresin yarattığı acıyı dindirmek ve travma sonrası büyümeyi desteklemek için alınabilecek önlemleri vurgulamıştır. Destekleyici bir çevre, şefkat, dil ve dokunma gibi faktörlerin zihinsel ve duygusal olarak yıkıcı koşullardan kurtulan çocuklara nasıl fayda sağlayacağını göstermiştir. Yazarın kitaptaki “İlişkiler değişimin etkenleridir ve en güçlü terapi insan sevgisidir.” vurgusu, ebeveynlerden veya bakım verenlerden gelen sevgiyi ve sevgi dolu, uyumlu bir sosyal çevreyi içine almaktadır. Perry’ye göre çocuklar için travma sonrası aidiyet duygusu geliştirmek önemlidir. Dolayısıyla diğerleriyle daha çok etkileşim kurabilecekleri zengin ve sağlıklı sosyal çevrelere ihtiyaçları bulunmaktadır. Kitap içerisinde 10 farklı çocuğa ait yaşanmış olaylar sade ve akıcı bir dille okuyucuya aktarılmıştır.

Kesintiye Uğrayan Çocukluk: Olumsuz Çocukluk Deneyimleri Bizi Nasıl Hasta Eder ve Nasıl İyileşebilir?, Donna Jackson Nakazawa

Nakazawa, bu kitabında zihin-beden ilişkisinin çarpıcı bir vurgusunu ortaya koymaktadır. Olumsuz çocukluk deneyimleri ile kalp hastalığı, bağışıklık ve kanser gibi hastalıklar arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır. Yazara göre çocukken maruz kaldığımız duygusal travmalar yalnızca duygusal yaşantımızı şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda fiziksel sağlığımızı ve refahımızı da etkiler. Bir çocuk olarak ani veya kronik zorluklarla karşılaştığımızda, stres hormonları vücudumuzda güçlü değişikliklere neden olmaktadır. Bu doğrultuda, ilgili kitapta hayattaki olumsuz çocukluk deneyimlerinin farkına varan ve bunların üstesinden gelen insanların hikayelerine yer verilmiştir. Bununla birlikte yazar, bazı çocukların neden strese karşı diğerlerine kıyasla daha bağışık olduklarını ve kadınların neden özellikle risk altında olduklarını da açıklamaktadır. Ayrıca hangi yaşta olursa olsun, bireyin her zaman iyileşmek için bir şansı olduğunu da vurgulamaktadır.

Anne'nin Duygusal Yokluğu, Jasmin Lee Cori

Kitabın yazarı Psikolojik danışman Jasmin Lee Cori, binlerce insanda yetersiz anneliğin bıraktığı gizli yaraların iyileştirilmesine yardımcı olmuştur. Bu doğrultuda hem anneye hem de çocuğa şefkatle yaklaşmayı önemsemiştir. Kitabında annenin dikkat dağınıklığının veya kırıcı olmasının olası nedenleri ve çocuğuna veremediği sevgi, çocuklukta duygusal ihmal ve istismarın kalıcı etkileri, içimizdeki çocuğu bulma ve annenin yarattığı boşluğu doldurma egzersizleri, kendimiz ve çocuklarımız için daha mutlu bir geleceği nasıl güvence altına alabileceğimiz konularına değinmiştir. Ayrıca yetersiz anneliğin ne anlama geldiğine dair şefkatli bir anlayışı vurgulamaktadır. Özetle, bu kitapta çocukluktaki bağlanma ihtiyaçlarının önemini ve duygusal olarak eksik bir anne bu ihtiyaçları yeteri kadar karşılayamadığı zaman ortaya çıkan psikolojik yaraların altı çizilmiştir.

Boşluk Hissi: Çocuklukta İhmalin İzi, Jonice Webb

Yazar, kitabında çocuklukta yaşanan ihmalin yetişkinlik döneminde duygusal ve sosyal anlamda kişileri nasıl etkilediğini anlatmayı amaçlamıştır. Ebeveynlerle olan ilişkilerin kişilerin hayatına etkilerini incelemiştir. Bu doğrultuda duygusal olarak karşılaşılan engelleri tanımlamaya ve bu engellerin üstesinden gelinebilecek yolları bulmaya destek olmaktadır. Webb’e göre içinde boşluk hissi olan bireyler, bazen çok iyi hissederken bazen de yalnız ve kopuk hissedebilmektedirler.

Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimleri ile İlgili Film, Dizi ve Belgesel Önerileri

Shine, 1996

Avustralyalı piyanist David Helfgott’un gerçek hayatını konu alan filmde, David’in çocukluğundan bu yana maruz kaldığı baba baskısına karşı çaresizliği ele alınmıştır. David müziğe ve piyano çalmaya karşı çok yeteneklidir ancak babası en ufak bir hataya tahammülü olmayan bir insandır. Dolayısıyla David, evdeki baba baskısına dayanamayarak İngiltere’ye yerleşme kararı almıştır. Her ne kadar burada yeteneğini daha rahat icra etme şansını bulsa da çocukluk yaşamından kalan izler onun hayatında daha büyük sorunlara yol açmıştır. Yaşadığı psikolojik sorunlar onun gizli şizofrenisini yüzeye çıkarmıştır. Çeşitli akıl hastanelerinde yıllarını geçirmiştir.

Matilda, 1996

Ana karakter Matilda, duygusal ihmal ve istismarın hâkim olduğu bir ailede büyür. Ebeveynleri, onun üstün zekasını ve öğrenme sevgisini sürekli küçümseyerek ihmal eder ve görmezden gelir. Bunun yanında, okuldaki müdür Bayan Trunchbull da otoriter, korkutucu ve fiziksel cezalarla dolu bir ortam yaratarak çocuklar üzerinde psikolojik bir baskı kurar. Bu koşullara rağmen Matilda, zekâsı ve kitaplara olan sevgisi sayesinde olumsuz çevresinden bir kaçış yaratır ve içsel gücünü keşfeder. Matilda’nın hayatındaki dönüm noktası, öğretmeni Miss Honey ile tanışmasıdır. Miss Honey, sevgi dolu, destekleyici ve anlayışlı yaklaşımıyla onun potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olur. Travmatik deneyimlerin aşılmasında destekleyici bir yetişkin figürünün ne kadar önemli olduğunu gösteren bu ilişki, Matilda’nın kendine olan güvenini pekiştirir. Film, olumsuz çocukluk çağı deneyimlerinin birey üzerinde yaratabileceği derin etkileri sergilerken, aynı zamanda bu travmaların dayanıklılık ve doğru destekle aşılabileceğine dair umut dolu bir mesaj vermektedir.

Precious, 2009

Sapphire’in romanından uyarlanan bu filmde, genç bir kız olan Claireece Jones’un zorlu yaşam hikayesi anlatılmaktadır. Claereece, Harlem'de yoksulluk içinde yaşayan, fiziksel, cinsel ve duygusal istismar mağduru bir gençtir. Babası tarafından cinsel istismara uğrar, annesi ise ona karşı sürekli aşağılayıcı, baskıcı ve ihmalkâr bir tutum sergileyerek hem fiziksel hem de psikolojik şiddet uygular. Bu durum, Claireece'in kendine olan güvenini ve yaşamla bağını derinden zedeler. Claireece'in okuldaki başarısız olur. Öğrenme güçlüğü yaşadığı düşüncesiyle okulda dışlanır. Ancak alternatif bir okula transfer olduğunda, öğretmeni Bayan Rain’in desteğiyle hayatı değişmeye başlar. Bayan Rain, Claireece'a hayatında ilk kez şefkat, anlayış ve destek gösteren bir figür olur. Claireece, yavaş yavaş yazma ve okuma becerilerini geliştirirken, travmalarıyla yüzleşmeye ve kendi değerini keşfetmeye başlar.

The Act, 2019

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan bu dizi Gypsy Rose Blanchard’ın annesi Dee Dee Blanchard ile olan toksik ve istismarcı ilişkisinin trajik sonuçlarını konu almaktadır. Gypsy Rose, annesi tarafından birçok hastalığı olduğu ve özel bakıma ihtiyaç duyduğu inancıyla büyütülür. Dee Dee, Münchausen by Proxy sendromu olarak bilinen psikolojik bir rahatsızlık nedeniyle, kızını sağlıklı olmasına rağmen yıllarca hasta gibi göstermiş ve tıbbi istismarda bulunmuştur. Gypsy, hayatının büyük bir kısmını tekerlekli sandalyede geçirmiş, gereksiz tedavilere ve ameliyatlara maruz kalmıştır. Annesi, onu kontrol etmek ve dış dünyadan izole etmek için yalanlar uydurmuş, eğitim almasını engellemiş ve onun bağımsız bir birey olma hakkını tamamen elinden almıştır. Dizi boyunca Gypsy’nin, annesinin manipülatif ve baskıcı kontrolünden kurtulmaya çalışırken yaşadığı zorluklar anlatılmaktadır.

A Friend of the Family, 2022

Bu Amerikan dizisi, yaşanmış bir olaya dayanmaktadır. Dokuz bölümden oluşan dizide anlatılanlar daha önce 2017 yapımı “Abucted in Plain Sight” belgeselinde de ele alınmış dizi Jan Broberg adlı genç bir kızın, ailesinin yakın bir aile dostu olan Robert Berchtold tarafından manipüle edilmesi, kaçırılması ve istismara uğraması üzerine yoğunlaşır. Broberg ailesinin küçük kızı Jan Broberg, ailenin yakın arkadaşı olan Robert tarafından defalarca kez kaçırılmıştır ve istismara uğramıştır. Muhafazakâr bir aile olan Brobergler, böyle bir olayın yaşanmasına hiç ihtimal vermemiştir. Aile durumu öğrendiğinde ise yasal yollara başvurmuştur. Artan gerginlikle birlikte Broberglerin evlilikleri tehlikeye girmiştir. Dizinin konusu ağırlıklı olarak çocuk istismarına dayanmaktadır. Dizi, sadece Berchtold’un Jan üzerindeki istismarını değil, aynı zamanda toplumun ve sistemin bu tür vakaları nasıl gözden kaçırabileceğini eleştirir. Jan’ın travmatik deneyimleri, genç bir bireyin ruh sağlığını ve güvenlik hissini nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyar.

Broken Places, 2018

Yazar ve yönetmen Roger Weisberg bu belgesel filminde, neden bazı çocukların erken dönem olumsuz yaşantılardan kalıcı olarak zarar gördüğünü ve bazılarının ise buna rağmen olumlu yönde gelişim gösterebildiğini incelemiştir. Filmde, onlarca yıl önce profili çıkarılan istismar ve ihmale uğramış çocukların bazıları tekrar gözden geçirilerek, erken dönem travmaların onların hayatlarını nasıl şekillendirdiği ortaya koyulmuştur. Bazılarının, ihmal ve istismar nedeniyle çok yaralandığı ve akıl hastanelerinde, ıslahevlerinde ve rehabilitasyon merkezlerinde oldukları öğrenilmiştir. Bazılarının erkenden hayatını kaybettiği bulunurken, bir kısmının da çocukluk stresinin üstesinden gelmeyi başaran sağlıklı bireyler olarak hayatına devam ettiği öğrenilmiştir. Dolayısıyla filmde boylamsal hızlandırılmış bir perspektif hakimdir. İzleyicilerin çocukluktaki sıkıntıların yıkıcı etkilerini ve psikolojik dayanıklılığın umut verici etkisini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak amaçlanmıştır.

Öteki Kimlik, 2018

Toplayıcı (2018) tarafından paylaşılan bu kısa filmin ana karakteri olan Leyla, çocukluğunda üvey babası tarafından cinsel istismara uğramıştır. Bu olayın ilerleyen yaşlarında çoklu kişilik bozukluğuna yol açtığı görülmüştür. Günün birinde iş görüşmesi için bir odaya girdiğinde ondan kendisini tanıtması istenmiştir. Ancak bu oda ona geçmişini hatırlattığı için kafasının içinde bütün kişilikleri konuşmaya başlamıştır. Kimisi istismar anında yaşananları ona hatırlatmış, kimisi orada söylenen sözleri tekrarlamış ve kimisi de zayıf ve korkak olduğunu iddia edip Leyla’yı suçlamıştır. Filmde özellikle Leyla’nın benlik saygısının oldukça düşük olduğu görülmektedir. İstismar konusunu diğer insanlara açmakta çekinmiş, üvey babası tarafından korkutulmuş ve etrafında hiç sosyal destek alabilecek birileri olmamıştır. Kendi içine ittiği ve çözemediği sorunlar zaman geçtikçe başka şekillerde kendini ifade etmiştir.

Gabriel Fernandez’i Kim Öldürdü?, 2020

Bu belgesel, sistematik ihmallerin ve istismarın ölümcül sonuçlarını ortaya koyarak olumsuz çocukluk deneyimlerinin, bireyin psikososyal gelişimi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmektedir. 8 yaşındaki Gabriel Fernandez’in annesi ve onun erkek arkadaşı tarafından maruz bırakıldığı fiziksel, duygusal ve psikolojik şiddet, çocuğun yaşamını kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. Belgesel yalnızca aile içi şiddeti değil; aynı zamanda çocuk koruma sistemlerinin, eğitim kurumlarının ve sosyal hizmet birimlerinin yeterince müdahalede bulunamamasının trajik sonuçlarını da gözler önüne sermektedir.

Kaynakça

Adler, A. (1933). Yaşamın anlamı ve amacı (K. Şipal, Çev.). Say Yayınları.

Akın, T., Baykara, A., Miral, S. ve Özakbaş, S. (1992). Gençlerde beden imgesi ve benlik saygısı ilişkisi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Günleri.

Akın, A. (2008). Scales of psychological well-being: A study of validity and reliability. Educational Science: Theory & Practice, 8(3), 721–750.

Anda, R. F., Brown, D. W., Dube, S. R., Bremner, J. D., Felitti, V. J. ve Giles, W. H. (2008). Adverse childhood experiences and chronic obstructive pulmonary disease in adults. American Journal of Preventive Medicine, 34(5), 396-403. https://doi.org/10.1016/j.amepre.2008.02.002

Anda, R. F., Croft, J. B., Felitti, V. J., Nordenberg, D., Giles, W. H., Williamson, D. F. ve Giovino, G. A. (1999). Adverse childhood experiences and smoking during adolescence and adulthood. JAMA, 282(17), 1652-1658.  https://doi.org/10.1001/jama.282.17.1652

Brown, D. W., Anda, R. F., Tiemeier, H., Felitti, V. J., Edwards, V. J., Croft, J. B. ve Giles, W. H. (2009). Adverse childhood experiences and the risk of premature mortality. American Journal of Preventive Medicine, 37(5), 389-396. https://doi.org/10.1016/j.amepre.2009.06.021

Corey, G. (2000). Theory and practice of counseling and psychotherapy (6. bas.). Wadsworth Publishing.

Dube, S. R., Felitti, V. J., Dong, M., Giles, W. H. ve Anda, R. F. (2003). The impact of adverse childhood experiences on health problems: Evidence from four birth cohorts dating back to 1900. Preventive Medicine, 37(3), 268-277. https://doi.org/10.1016/S0091-7435(03)00123-3

Edwards, V. J., Holden, G. W., Felitti, V. J. ve Anda, R. F. (2003). Relationship between multiple forms of childhood maltreatment and adult mental health in community respondents: Results from the adverse childhood experiences study. American Journal of Psychiatry, 160(8), 1453-1460. https://doi.org/10.1176/appi.ajp.160.8.1453

Elkind, D. (1979). Erik Erikson: İnsanda gelişimin sekiz evresi (A. Dönmez, Çev.). Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12(1), 27–38. https://doi.org/10.1501/egifak_0000000613

Farina, A. S. J., Holzer, K. J., DeLisi, M. ve Vaughn, M. G. (2018). Childhood trauma and psychopathic features among juvenile offenders. International Journal of Offender Therapy and Comparative Criminology, 62(14), 4359-4380. https://doi.org/10.1177/0306624X18766491

Felitti, V. J., Anda, R. F., Nordenberg, D., Williamson, D. F., Spitz, A. M., Edwards, V., Koss, M. P. ve Marks, J. S. (1998). Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading causes of death in adults: The adverse childhood experiences (ACE) study. American Journal of Preventive Medicine, 14(4), 245-258. https://doi.org/10.1016/S0749-3797(98)00017-8

Fox, B. H., Perez, N., Cass, E., Baglivio, M. T. ve Epps, N. (2015). Trauma changes everything: Examining the relationship between adverse childhood experiences and serious, violent and chronic juvenile offenders. Child Abuse & Neglect, 46, 163-173. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2015.01.011

Gipple, D. E., Lee, S. M. ve Puig, A. (2006). Coping and dissociation among female college students: Reporting childhood abuse experiences. Journal of College Counseling, 9(1), 33-46. https://doi.org/10.1002/j.2161-1882.2006.tb00091.x

Grella, C. E., Stein, J. A. ve Greenwell, L. (2005). Associations among childhood trauma, adolescent problem behaviors, and adverse adult outcomes in substance-abusing women offenders. Psychology of Addictive Behaviors, 19(1), 43-53. https://doi.org/10.1037/0893-164X.19.1.43

Harris, N. B. (2018). The deepest well: Healing the long-term effects of childhood adversity. Houghton Mifflin Harcourt.

Horney, K. (1939). Psikanalizde yeni yollar (S. Budak, Çev.). Öteki Psikoloji Yayınları.

Knappenberger, B. (Yönetmen). (2020, Şubat). Gabriel Fernandez’i kim öldürdü?  [Belgesel]. Netflix. https://www.netflix.com/tr/title/80220207

Laible, D. (2007). Attachment with parents and peers in late adolescence: Links with emotional competence and social behavior. Personality and Individual Differences, 43(5), 1185–1197. https://doi.org/10.1016/j.paid.2007.03.010

Mann, M. (2004). Self-esteem in a broad-spectrum approach for mental health promotion. Health Education Research, 19(4), 357–372. https://doi.org/10.1093/her/cyg041

Neff, K. D. ve McGehee, P. (2009). Self-compassion and psychological resilience among adolescents and young adults. Self and Identity, 9(3), 225–240. https://doi.org/10.1080/15298860902979307

Önder, A. ve Gülay, H. (2007). Annelerin kabul-red düzeyi ile çocuklarının empati becerisi. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 22(22), 23-30.

Suglia, S. F., Koenen, K. C., Boynton-Jarrett, R., Chan, P. S., Clark, C. J., Danese, A., Faith, M. S., Goldstein, B. I., Hayman, L. L., Isasi, C. R., Pratt, C. A., Slopen, N., Sumner, J. A., Turer, A., Turer, C. B. ve Zachariah, J. P. (2017). Childhood and adolescent adversity and cardiometabolic outcomes: A scientific statement from the American Heart Association. Circulation, 137(5). https://doi.org/10.1161/CIR.0000000000000536

Suomi, S. J., Van der Horst, F. C. P. ve Van der Veer, R. (2008). Rigorous experiments on monkey love: An account of Harry F. Harlow’s role in the history of attachment theory. Integrative Psychological and Behavioral Science, 42, 354-369. https://doi.org/10.1007/s12124-008-9072-9

Taylor, G. J., Bagby, R. M. ve Parker, J. D. A. (1991). The alexithymia construct: A potential paradigm for psychosomatic medicine. Psychosomatics, 32(2), 153–164. https://doi.org/10.1016/s0033-3182(91)72086-0

Toplayıcı, S. (2018, 3 Ağustos). Öteki kimlik (short movie) [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=IhZUdYUh_ys&t=516s

Toth, S. L. ve Cicchetti, D. (2013). A developmental psychopathology perspective on child maltreatment. Child Maltreatment, 18(3), 135-139. https://doi.org/10.1177/1077559513500380

Uğur, E. (2023). Olumsuz çocukluk çağı yaşantılarının öz-şefkat ilişkisinde psikolojik esnekliğin aracı rolü [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi.

Widom, C. S. (2014). Varieties of violent behavior. Criminology, 52(3), 313-344. https://doi.org/10.1111/1745-9125.12046

Williamson, D. F., Thompson, T. J., Anda, R. F., Dietz, W. H. ve Felitti, V. (2002). Body weight and obesity in adults and self-reported abuse in childhood. International Journal of Obesity, 26, 1075-1082. https://doi.org/10.1038/sj.ijo.0802038

Wilson, D. R. (2010). Health consequences of childhood sexual abuse. Perspectives in Psychiatric Care, 46(1), 56-64. https://doi.org/10.1111/j.1744-6163.2009.00238.x

Yıldırım, D. N. ve Ulukol, B. (2022). Çocukluk çağı olumsuz yaşam deneyimleri; nesiller arası aktarım. P. Boran (Ed.), Anne babalığın çocuk sağlığının geliştirilmesindeki önemi (s. 26-31) içinde. Türkiye Klinikleri.