Akrofobi (Yükseklik Korkusu)

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Akrofobi

APA’ya (2013) göre özgül fobi, belirli bir nesne ya da durum karşısında ortaya çıkan yoğun, mantıksız ve sürekli korku ile karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur. Barlow’a (2002) göre, bu bozuklukta birey, korku duyduağu nesne ya da durumla karşılaştığında anında yoğun bir kaygı ya da panik tepkisi geliştirir; bu tepki, çarpıntı, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi gibi fiziksel belirtilerle birlikte yaşanabilir. Birey, bu rahatsız edici duygusal ve bedensel belirtileri tekrar yaşamamak için söz konusu nesne ya da durumlardan sistematik olarak kaçınmaya başlar; bu kaçınma davranışı zamanla günlük işlevselliği kısıtlayacak boyutlara ulaşabilir (Barlow, 2002). Öhman ve Mineka (2001), özgül fobilerin bazı nesne ve durumlara karşı evrimsel olarak gelişmiş biyolojik bir yatkınlığa dayandığını belirtmişlerdir. Yılan veya yükseklik gibi evrimsel tehditlere karşı bu yatkınlık, öğrenme yoluyla pekişerek fobiye dönüşebilir (Öhman ve Mineka, 2001). Ancak, Becker ve arkadaşları (2007), özgül fobilerin uzun süre boyunca yaygın fakat önemsiz psikolojik sorunlar olarak kabul edildiğini belirtmiş; buna karşın artan sayıda araştırma, özgül fobilerin hem bireyin işlevselliğini önemli ölçüde etkileyen klinik sorunlar olduğunu hem de literatürde görece az incelenmiş bir bozukluk kategorisi olarak kaldığını göstermiştir. Bu nedenle, özgül fobilerin önem derecesi düşük, geçici korkular olarak görülmesinin yanıltıcı olduğu ve bu bozuklukların klinik müdahale gerektirebileceği vurgulanmaktadır (Becker ve ark., 2007).

Yaygın özgül fobi örnekleri arasında hayvanlar, kan, yükseklik, uçmak, kapalı alanlar, su ve fırtına sayılabilir (Zobal, 2021). Bunlardan biri olan akrofobi, aşırı yükseklik korkusu olarak tanımlanır (Eaton ve ark., 2018).  Akrofobi, DSM-5’te (American Psychiatric Association, 2013), kaygı bozuklukları başlığı altındaki özgül fobiler kategorisinde bulunmaktadır. Akrofobik davranışlar tipik olarak merdivenler, teraslar, apartmanlar ve yüksek binalarda bulunan ofisler, köprüler, asansörler ve uçak yolcukları dahil olmak üzere yükseklikle ilgili çeşitli durumlardan kaçınmayı içerir (Coelho ve ark., 2009). Aynı zamanda kişinin yüksek yerlerde bulunma düşüncesi veya bu tür yerlere maruz kalma durumunda yoğun ve orantısız bir korku yaşamasına neden olabilir (Coelho ve Wallis, 2010). DSM-5 kriterlerine göre fobi kaynağı durum (yükseklik) karşısındaki kaçınma kişinin günlük yaşam işlevselliğini düşürebilir. Kişiler, yüksek binalar, köprüler, asansörler gibi yükseklik içeren durumlardan kaçınarak veya bu tür durumlarla karşılaştıklarında aşırı kaygı yaşayarak günlük yaşamlarını kısıtlayabilir (Coelho ve Wallis, 2010).

Yükseklikle karşı karşıya kalındığında görülen yaygın belirtiler korku, kaygı, çarpıntı, terleme, kızarma, titreme, nefes almada güçlük, hızlı kalp atışı, huzursuzluk, baş ağrısı, mide bulantısı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, aşırı uyanıklık, konsantre olmada güçlük çekme, vb. psikolojik ve fizyolojik belirtiler ve/veya somatik yakınmalar olabilir (American Psychiatric Association, 2013; Samra ve Abdijadid, 2020). Bu durumlarda beden, potansiyel bir tehlikeye karşı alarm haline geçebilir ve “savaş ya da kaç” tepkisi devreye girebilir (Riva ve ark., 2019). Bu gibi durumlarla karşılaşan bireyler sıklıkla yüksek yerlerden uzak durur, hareketlerini kısıtlayarak güvenlik arayışına girer ve göz temasını azaltabilir; bilişsel düzeyde ise düşme ya da kontrolü kaybetme gibi tehdit algıları ön plana çıkabilir (Coelho ve ark., 2008).

Epidemiyolojik çalışmalar, özgül fobilerin yaşam boyu yaygınlık oranının kadınlarda, erkeklerinkinin yaklaşık iki katı olduğunu ve bu nedenle kadınlarda en sık görülen ruhsal bozukluklardan biri olduğunu göstermektedir (Magee ve ark., 1996; Regier ve ark., 1998). Özgül fobinin ortalama yaygınlığı ülkeler ve bölgeler arasında önemli farklılıklar göstermekle birlikte yaklaşık %7.2 olduğu tahmin edilmektedir (Eaton ve ark., 2018). Verilere göre hem ergenlerde (Essau ve ark., 2000) hem yetişkinlerde (Boyd ve ark., 1990) özgül fobiler yüksek bir yaygınlık oranına sahiptir. 20.000 katılımcının yer aldığı epidemiyolojik toplama alanı çalışmasında katılımcıların %4.7’si akrofobi belirti kriterlerini karşılamıştır (Chapman, 1997). Fredrikson ve arkadaşları (1996) tarafından yapılan bir araştırmada, erkeklerin %6.3’ünün ve kadınların %8.6’sının akrofobi olduğunu gösteren benzer sonuçlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu bozukluk, büyük ölçüde günlük yaşamın bir parçasını oluşturan yükseklikle ilişkili çeşitli durumlardan yaygın olarak kaçınma nedeniyle kronikleşme eğilimindedir (Burns, 1980). Akrofobinin altında yatan korku mekanizmalarının incelenmesiyle, bu fobinin nedenleri, uygulanabilecek psikolojik müdahale yöntemlerine dair mevcut belirsizlikler netlik kazanabilir (Coelho ve ark., 2009).

Akrofobinin ortaya çıkma sebepleri arasında ise genetik yatkınlık, travmatik deneyimler, öğrenilmiş davranışlar ve nörobiyolojik faktörler yer alabilir (APA, 2013). Kişinin yükseklikle ilgili olumsuz ve korkutucu düşünceler geliştirmesi de bu bozukluğun gelişimine katkıda bulunabilir (Muris ve ark., 1999). Akrofobi, ayrıca asansör korkusu ve uçma korkusu gibi diğer fobilerle de ilişkili olabilir (Andrews, 2007).

Yükseklik korkusu olan bazı kişiler, birincil etiyolojik faktör olarak yükseklik ile ilgili olumsuz bir deneyimi sıklıkla bildirmediği için bazı yazarlar bozukluğun gelişiminde kalıtsal veya ilişkisiz açıklamalar önermişlerdir (Menzies ve Clarke, 1993; Menzies ve Clarke, 1995). Menzies ve Clarke (1993) bir çalışmada yükseklikle ilgili korku kazanımlarını değerlendirmek için korkusu olan ve korkusu olmayan katılımcıların yüksekliğe tepkilerini karşılaştırdılar. Sonuçlar, 21 katılımcılarının korkularını ilişkisel olmayan yollarla geliştirdiğini göstermiştir. İlaveten, korkusu olmayan grupta doğrudan koşullandırma ile ilgili olaylar yaşayan ancak yükseklik korkusu geliştirmeyen katılımcılar da vardır. Bu veriler, yükseklik korkusunun ediniminde ilişkisel olmayan açıklamaların rol oynadığına dair kanıtlar sunmaktadır (Coelho ve ark., 2009).

Bilişsel ve biyolojik faktörleri birleştiren Davey ve arkadaşları (1997), akrofobinin panik bozukluğa benzer şekilde gelişebileceğini savunmuştur. Yani bilişsel önyargılar, bireyleri yükseklikle ilgili durumlarda harekete bağlı bedensel duyumları giderek daha fazla tehdit edici olarak yorumlamaya yönlendirebilir. Bu araştırmacılar, bir dizi anket kullanarak 100 öğrenciyi bedensel duyumlar, akrofobi, örümcek fobisi, bilişsel önyargı, sürekli kaygı ve depresyon açısından değerlendirmiştir. Yapılan analizde akrofobi ile bedensel kaygı duyumlarını tehdit edici olarak yorumlama ve bildirme yanlılığı arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır (Davey ve ark., 1997).

Özgül fobi için güncel psikolojik müdahaleler, farmakoloji görüşmeleri, davranışsal terapi ve bilişsel terapiyi içerir (Thng ve ark., 2020). Davey ve arkadaşlarına (1997) göre akrofobisi olan bireyler, yüksek yerlerden korktukları için genellikle hareketlerinde daha yetersiz ve kısıtlı hissedebilirler. Bu durum, diğer fobilerle karşılaştırıldığında, yükseklikle ilgili uyarıcıların çok daha çarpıcı ve geniş bir etki alanına sahip olmasından kaynaklanabilir (Davey ve ark., 1997). Craske ve Barlow’a (2006) göre, akrofobiyi iyileştirmede ise bilişsel davranışçı terapinin en temel tekniklerinden biri olan maruz bırakma sıklıkla kullanılmakta ve kişiyi korktuğu durum veya nesneye maruz bırakmanın, kaygı uyandıran nesne veya durumlara karşı alışma sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun sonucunda kaygının kişinin kontrol edebileceği bir düzeye ineceğini ileri süren bu teknik; imgeleme, gerçek hayatta maruz bırakma ve sanal gerçeklik şeklinde uygulanabilir (Craske ve Barlow, 2006).

Bunlardan güncel müdahale yöntemi in vivo (gerçek yaşamda) maruz kalma terapisini içerir (Wolitzky-Taylor ve ark., 2008). In vivo maruz bırakma terapisi sırasında bir kişi gerçek hayatta fobisine maruz kalırken, sanal gerçeklik maruz kalma terapisi kontrollü ve sanal bir ortamda maruz kalmayı içerir. Bu bireyleri kapalı bir ortamda fobilerine karşı duyarsızlaştırmaya yardımcı olur. Sanal gerçeklik (virtual reality) terimi, 1989’da ortaya çıkmıştır ve 1990’lar ve 2000’lerde sanal gerçeklik maruz kalma terapisi şeklinde kullanılmaya başlanmıştır (Maples-Keller ve ark., 2017). 1995 yılında akrofobiden muzdarip olan bireyler için sanal gerçekliğe maruz kalma terapisinin etkinliğini gösteren bir çalışma yapılmıştır (Rothbaum ve ark., 1995) ve bu da sanal gerçekliğin kullanımı hakkında daha fazla araştırma yapılmasını sağlamıştır (Maples-Keller ve ark., 2017).

Literatüre bakıldığında sanal gerçekliğe maruz bırakma terapisinin, akrofobiye müdahale etmenin etkili bir yolu olduğuna dair önemli miktarda kanıt bulunmaktadır (Choi ve ark., 2001; Coelho ve ark., 2006; Emmelkamp ve ark., 2001; Hodges ve ark., 1995; Rothbaum ve ark., 1995a, 1995b). Bu teşvik edici gerçeğe dayanarak daha yakın tarihli yaklaşımlarda, akrofobik tetikleyicileri ve psikolojik müdahalenin özelliklerini keşfetmeye yardımcı olmak için sanal gerçeklik kullanılmaya başlanmıştır (Coelho ve ark., 2009). Örneğin Krijn ve arkadaşlarının (2007) sanal gerçekliğe maruz bırakma terapisinde akrofobisi olan ve bilişsel öz ifadeleriyle başa çıkan 26 katılımcı test edilmiştir. Sonuçlar, öz ifadelerin başa çıkılmasından bağımsız olarak katılımcılarda iyileşmeler olduğunu göstermiştir (Krijn ve ark., 2007).

Rothbaum ve arkadaşları (1995) tarafından yapılan bir çalışmada akrofobisi olan bir bireye 5 seans boyunca sanal gerçeklik maruz bırakma terapisi uygulamış ve tepkileri takip edilmiştir. Bu çalışma sonucunda sanal gerçeklik yöntemlerinin iyileştirme süreçlerinde kullanılmasının fayda sağladığına dönük bulgular elde edilmiştir (Rothbaum ve ark., 1995). Donker ve arkadaşlarının (2019) yaptığı bir çalışmaya göre, düşük maliyetli VR gözlükleri kullanan uygulama tabanlı VR-CBT programının hem etkili hem de kullanıcı dostu olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, akrofobiyi iyileştirmek için kullanılan kanıta dayalı terapiler, bireyleri korktukları yüksek yerlere maruz bırakmayı içeren bilişsel davranış terapilerini kapsayabilir (Donker ve ark., 2019).

Akrofobi, insanların günlük yaşamlarını etkileyen ve genellikle mantıksız bir düzeyde aşırı seviyede düşme korkusuyla ilişkilendirilen özel bir fobidir (Coelho ve Wallis, 2010). Andrews’e (2007) göre, bu tür fobiler, bireylerin belirli durumlara veya nesnelere karşı mantıksız bir korku içermekte ve sosyal işlevselliği olumsuz etkileyebilmektedir. Craske ve Barlow’un (2006) belirttiği gibi, bilişsel davranışçı terapinin maruz bırakma teknikleri, akrofobik bireylerin korktukları durumlarla yüzleşmelerini sağlayarak kaygılarını kontrol altına almalarına yardımcı olabilir. Dolayısıyla, akrofobiye yönelik iyileştirme stratejileri, bireylerin yaşam kalitesini artırmada etkili bir rol oynayabilir (Craske ve Barlow, 2006).

Akrofobi Hakkında Kitap Önerileri

Mr. Vertigo, Paul Auster

Roman, 1930'ların New York'unda geçen, genç bir yetim olan Walt (Walter Rawley) adlı çocuğun hikayesini anlatmaktadır. Walt, sihirli bir yeteneğe sahip olduğu iddia edilen bir adam olan Meister (Sihirbaz) tarafından keşfedilir ve onun tarafından yükseklikten korkmayı aşmak ve yer çekimini yenmek için eğitilir. Meister, Walt'u yüksekten uçabilme yeteneği kazanması için eğitir. Bu süreçte Walt, fiziksel ve psikolojik sınırlarını zorlamak zorunda kalır. Uçabilme yeteneği, aynı zamanda akrofobiyle yüzleşme ve kişisel özgürlük arayışını sembolize eder. Walt'un yüksekten korkmayı yenme yolunda yaşadığı zorluklar hem gerçek hem de metaforik olarak yükseklik korkusunun nasıl üstesinden gelinebileceğini ve bu sürecin bireyin özgürlüğü üzerindeki etkilerini derinlemesine irdelemektedir. Yazar, bu temalar aracılığıyla korku, cesaret ve kişisel dönüşüm üzerine derin bir analiz sunmaktadır.

Korkunun Psikolojisi, Christophe André

Orijinal dili İngilizce olan ve Türkçeye kazandırılmış olan bu kitap, insanın sahip olduğu korkular ve fobilerin bazen hayatı kurtarsa bile bazen de hayatı mahvedebildiğini anlatmaktadır. Kişiyi çoğu şeyden mahrum eden, yıpratan ve yalnızlığa iten fobiler dünya nüfusunun neredeyse yarısı için bir engeldir. Bireyin davranış ve tepkileri üzerinde etkisi zamanla artmakta ve kişiyi bunalıma sürüklemektedir. Ancak korku, insanlara bu kadar zarar verdiği halde varlığına muhtaç olduğumuz bir duygudur. Bu kitap, Fransa’nın önde gelen korku ve fobi uzmanlarından biri olan bu yazar tarafından, kendi terapi seanslarından yola çıkarak korkunun biyolojik ve evrimsel yönünü gözler önüne sermektedir. Kitap fobileri, korkuları ve kaygıları beslendikleri kaynaklarla birlikte ele alarak tanımlayan, çözüm ve müdahale yolları sunan, korku mekanizmalarımızın bazen rayından çıkabileceğini ve böyle durumlarda duygusal beynimizin devreye gireceğini anlatan bir başvuru kitabıdır. Kişinin iç yaşamının gölgeleri üzerine bilgilendirici bir bakış sunan kitap, farklı fobi türlerine ilişkin örnekler vermesi bakımından doyurucu bir kaynak olarak bilinmektedir. Bununla beraber, akrofobiyi daha iyi anlamlandırmak isteyenler için de başvurulabilecek bir kitaptır.

Fobiler-Nedir Serisi 8-(Akrofobi, Batofobi, Dentofobi, Elektrofobi, Febrifobi, Glossofobi, Hidrofobi), Serenay Özen

Kitabın ‘’nedir serisi-8’’inde fobilerden ‘’akrofobi, batofobi, dentofobi, elektrofobi, febrifobi, glossofobi, hidrofobi’’ye yer verilmiştir. Özellikle akrofobiye de odaklanarak bu fobinin bireyler üzerindeki etkilerini derinlemesine incelemektedir. Akrofobi, yükseklik korkusu olarak tanımlanır ve bu korku, birçok kişi için yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Kitap, akrofobinin psikolojik ve nörolojik temellerini araştırmaktadır. Akrofobinin genellikle travmatik deneyimler, genetik yatkınlık veya öğrenilmiş davranışlar sonucunda geliştiğini belirtmektedir. Ayrıca, akrofobinin beynin korku ve anksiyete ile ilişkili bölgeleri üzerindeki etkilerini açıklayarak, bu durumun nasıl tetiklendiğini ve nasıl sürdürülebileceğini tartışmaktadır. Bu kitapta, akrofobinin iyileştirme süreçlerinde kullanılan yöntemleri de detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Bilişsel davranış terapisi (BDT) ve maruz kalma terapisi gibi tekniklerin akrofobi üzerindeki etkileri açıklanır. Yazar, bu terapilerin nasıl uygulandığını ve fobinin aşılmasında nasıl yardımcı olabileceğini örneklerle göstermektedir. Özellikle, maruz kalma terapisi ile bireylerin korkulan yüksek yerlere kademeli olarak maruz bırakılması ve korkularının yönetilmesi süreci detaylandırılır. Kitap ayrıca, akrofobinin bireylerin günlük yaşamlarını nasıl etkilediğine dair gerçek yaşam örneklerine de yer vermektedir. Bu örnekler, akrofobi ile mücadele eden kişilerin yaşadığı zorlukları ve bu zorlukları aşma sürecindeki deneyimlerini gözler önüne serer. Yazar, akrofobi ile başa çıkmada kullanılan stratejiler ve teknikler hakkında bilgi vererek, okuyuculara bu fobiyi anlamaları ve iyileştirme konusunda yol gösterir.

Overcoming Fear of Heights: How to Conquer Acrophobia and Live a Life Without Limits, Martin M. Antony ve Karen Rowa

Kitap, akrofobinin hem biyolojik hem de bilişsel temellerini bilimsel bir bakış açısıyla ele alır. Yükseklik korkusunun, beynin korku ile ilişkili bölgelerinin aşırı uyarılması ve bireyin olumsuz düşünce kalıpları geliştirmesiyle şekillendiğini açıklar. Bu anlayış temelinde, okuyuculara fobilerini tanımaları ve olumsuz otomatik düşüncelerini gerçekçi ve yapıcı düşüncelerle değiştirmeleri için bilişsel yeniden yapılandırma teknikleri sunar. Kitap, 5 ila 10 haftalık bir program çerçevesinde ilerlemeyi önerir; her hafta okuyucuların uygulayabileceği bilişsel ve davranışsal egzersizler yer alır. Program boyunca kişisel değerlendirmeler yapılması teşvik edilerek, sürecin kendi kendine izlenmesi ve ilerlemenin fark edilmesi sağlanır. Son olarak, kitap akrofobinin üstesinden gelme yolunda sabır, kararlılık ve sürekli çaba gerektiğinin altını çizerek, okuyuculara başarı için motivasyon verir.

Akrofobi Hakkında Film, Dizi ve Belgesel Önerileri

Height Anxiety, 1977

Film, Richard Thorndyke’in bir uçağın içinde pencereye dehşet içinde yapışmış vaziyette durduğu sahne ile başlamaktadır. Thorndyke yükseklik korkusu olan bir adamdır. Uçağı Los Angeles havaalanına indikten sonra başına gelen bir dizi tuhaf olaydan sonra, kendisini karşılayan şoförü Brophy'nin konuşmalarından Thorndyke’in psikiyatri doktoru olduğunu ve özel bir akıl hastanesinin yakın zamanda kalp krizinden ölmüş başhekiminin yerine atanmış olduğu anlaşılmaktadır. “Çok Ama Çok Fazla Sinirliler İçin Psikonörotik Enstitü" isimli enstitüde kendisini karşılayan personel de en az kurumun adı kadar garip olan davranışlar sergilemektedir. Dr. Montague, enstitüye kendisi başhekim olmayı beklerken bu göreve Dr. Thorndyke'in atanmasıyla oldukça hayal kırıklığına uğramıştır ve bu nedenle Thorndyke'i kıskanmıştır. Thorndyke göreve başlayınca bir de sürprizle karşılaşmıştır. Fakülteden çok sevdiği hocası Profesör Lilloman da bu enstitüde çalışmaktadır. Thorndyke'in yükseklik korkusunu bilen Lilloman onu iyileştirmeye çalışmaktadır. Amerikan Psikiyatri kongresine onur konuğu olarak davet edilen Dr. Thorndyke burada, enstitüde yatmakta olan sanayici Arthur Brisbane 'in kızı Victoria ile tanışır ve aralarında duygusal bir ilişki başlamıştır. Kaldıkları otelin lobisinde Thorndyke'in kılığına girmiş olan "Braces" rastgele masum bir insanı öldürmüştür. Cinayet kalabalığın ortasında işlenmiştir ve herkes katilin Dr. Thorndyke olduğunu sanmaktadır. Cinayetten haberi olmayan gerçek Thorndyke suç üzerine yıkılınca kaçarak saklanmıştır. Suçsuzluğunun kanıtlanabilmesi için şoförü Brophy'nin cinayet işlenirken çektiği fotoğrafın büyütülmesi ve cinayet sırasında asıl Thorndyke'in camlı asansörde olduğunun ortaya çıkartılması gereklidir. Sonunda Thorndyke, Victoria ve Lilloman, sanayici Arthur Brisbane'in enstitünün kayalıkların kenarında bulunan deniz fenerinden bozma yüksek kulesinden intihar süsü verilerek aşağıya atılacağını öğrenmişlerdir. Yükseklik korkusu nedeniyle yukarıya tırmanmaktan korkan Thorndyke hocasının orada yaptığı psikanaliz ile korkusunu yenmeye başlamıştır.

The Walk, 2015

Film, gerçek hayatta Philippe Petit adındaki Fransız yüksek tel sanatçısının hayatını ve özellikle 1974 yılında İkiz Kuleler arasında gerçekleştirdiği çılgın tel üzerinde yürüme gösterisini konu almaktadır. Film, Petit'nin bu cesur ve tehlikeli gösteriyi planlamasını, hazırlıklarını ve sonunda New York'un gökdelenleri arasında tarihi yürüyüşünü detaylı bir şekilde anlatır. Film, gösterinin planlanması, ekibin oluşturulması, ipin kurulması ve olayın gerçekleştiği gün yaşanan heyecan verici anları ayrıntılı bir şekilde izleyiciye aktarmaktadır. Özellikle gökdelenler arasında yükseklik korkusunu ve fiziksel riskleri ustalıkla işleyerek seyirciye gerilim dolu bir deneyim sunmaktadır.

Divergent (Uyumsuz), 2014

Filmin bir sahnesinde, Tris'in içsel korkularını ve cesaretini sınadığı önemli bir an temsil edilir. Sahnede, Tris, Dauntless (Cesur) bölüğüne kabul edilmek için yapılan sınav simülasyonunda yüksekten aşağı düşmeye zorlanır. Sahne, Tris'in yüksekten korkmasıyla başlar. Sınav simülasyonu sırasında, Tris bir köprüden veya yüksek bir yapının tepe noktasından aşağıya bakarken, korkusu doruk noktasına ulaşır. Sınavın amacı, katılımcıların en derin korkularını test etmektir ve Tris'in yüksekten korkusu simülasyonun merkezinde yer alır. Simülasyon ortamı, gerçek hayattan ayırt edilemeyecek şekilde tasarlanmıştır; bu nedenle Tris, kendini gerçekten yüksek bir yerde bulur. Başta, yükseklik korkusu yüzünden panik yapar ve çeşitli kısmi başarısızlıklar yaşar. Ellerinin titrediği, nefesinin hızlandığı ve gözlerinin korku dolu olduğu görülür. Tris'in bu korku anı, izleyiciye karakterin zayıf yönlerini ve onun üzerinde etkili olan içsel mücadeleyi gösterir. Ancak, Tris'in karakteri bu sahnede gerçek anlamda parlıyor. Korkusuyla yüzleşmek ve onu aşmak zorundadır. Yavaş yavaş derin nefes alarak ve kendini sakinleştirerek, Tris yüksekten düşme eylemini gerçekleştirir. Bu süreçte, korkusuyla başa çıkma stratejilerini kullanır ve kendi içsel gücünü keşfeder. Tris'in bu cesur adımı, onun karakter gelişimi için kritik bir andır; korkusunu yenmekle kalmaz, aynı zamanda cesur ve kararlı bir birey olarak büyüdüğünü gösterir. Sahne, Tris'in karakterinin psikolojik derinliğini ve cesaretini vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda izleyiciye gerçek bir içsel mücadele ve bunun üstesinden gelme süreci hakkında güçlü bir mesaj iletmektedir. Tris'in bu deneyimi, Dauntless bölüğünün gerektirdiği dayanıklılığı ve cesareti kazanma yolunda önemli bir adım olarak sunulmaktadır.

House of Cards, 2013-2018

2. sezonunun "Chapter 14" bölümünde, Claire Underwood'un yükseklik korkusunu hissettiği ve bu korkuyla yüzleştiği bir sahne oldukça etkileyici bir şekilde işlenmektedir. Bu sahne, Claire'in karakterinin derinliklerini ve içsel mücadelesini gözler önüne sermektedir. Sahne, Claire'in Vice President Jacké White ile bir apartman kompleksinin çatı katında konuştuğu bir anı içerir. Çatı katına çıktıklarında, Claire’in içsel gerilim ve yüksekten korkusu belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Bu mekân, yüksekliği nedeniyle oldukça tehditkar ve rahatsız edicidir; Claire, yükseklik korkusunu fiziksel ve duygusal olarak hissetmeye başlar. İlk başta, Claire'in yüzünde belirgin bir rahatsızlık ve gerginlik görülür. Çatının kenarına yaklaşmakta tereddüt eder ve yüksekten aşağıya bakarken gözleri endişeyle dolar. Bu korkunun, onun içsel zayıflıklarını ve güvensizliklerini sembolize ettiği görülür. Yüksekten bakarken yaşadığı kaygı, izleyicilere Claire'in aslında ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir. Claire, yükseklik korkusuyla yüzleşmek zorundadır. Bu an, onun cesaretini ve direncini test eder. White'ın önerdiği "sakin kal" stratejisine karşı koyarak, Claire yavaşça kendini kontrol altına almayı başarır. Çatıdaki yükseklik korkusu, Claire’in güvenlik arayışını ve kontrolü elde tutma isteğini vurgular. Ayrıca, Claire’in siyasi ve kişisel ilişkilerinde karşılaştığı zorlukları ve bu zorluklar karşısında nasıl bir insan olduğunu gösterir. Sahne boyunca, Claire'in yüz ifadesindeki değişiklikler, onun içsel savaşını açıkça gösterir. Başta gergin ve endişeli bir şekilde hareket ederken, zamanla sakinleşir ve yükseklik korkusunu yenmeye çalışır. Çatı katındaki yüksekten bakış, Claire’in tüm stres ve baskılar karşısında nasıl bir insan olduğunu, içsel güç ve zayıflıklarıyla nasıl başa çıktığını gözler önüne serer. Bu sahne, Claire Underwood'un sadece güçlü ve kararlı bir karakter değil, aynı zamanda insan olmanın getirdiği korkularla yüzleşen bir birey olduğunu da gösterir. Yükseklik korkusu, onun içsel dünyasındaki çatışmaların ve güç mücadelesinin bir metaforu olarak işlenmekte ve bu durum izleyicilere karakterin derinliğini ve karmaşıklığını anlamada yardımcı olmaktadır.

Friends, 1994-2004

5. sezonun "The One with Ross's Wedding" bölümünde, Londra'daki düğün sahneleri öne çıkar. Bu bölümde, Ross ve Emily'nin düğünü büyük bir olaydır ve özellikle Joey ile Chandler'ın yaşadığı komik anlar dikkat çeker. Joey ve Chandler, Ross ve Emily'nin düğünü için Londra'ya gitmişlerdir. Düğün gününün yaklaşmasıyla birlikte, düğün mekanının, yani kilisenin tepesinde bir yürüyüş yapma fırsatı bulurlar. Bu fırsat, ikili için önemli bir anı temsil eder çünkü yükseklik korkusuyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Kilisenin tepesine çıktıklarında, ikili yüksekten aşağıya bakmanın verdiği rahatsızlıkla karşı karşıya kalır. Chandler, bu yükseklikte endişelidir ve açıkça korku belirtisi gösterir. Joey ise başlangıçta cesur görünmeye çalışsa da korku onu da etkiler. Bu durum, ikilinin yüksekten korkma durumunu ve bu korkunun onların davranışlarını nasıl etkilediğini komik bir şekilde gözler önüne serer. Joey, kilisenin tepe noktasına çıkarken kendini rahatlatmak için çeşitli yöntemler dener. Ancak, yüksekten bakmanın verdiği korku, Joey'nin güvenliğini hissetmesini zorlaştırır. Yükseklikten korkma durumu, onun bu durumu mizahi bir şekilde ele almasına neden olur. Chandler ise, kendini daha da güvende hissetmek için Joey'yi sıkıca tutar ve her iki karakter de komik bir şekilde panik yapar. Bu sahne, karakterlerin korkularını ve bu korkularla başa çıkma yollarını mizahi bir dille sunar. Joey ve Chandler’ın yükseklik korkusuyla yüzleşmeleri, ikilinin birbirlerine destek olma ve birlikte komik durumları aşma yeteneklerini gösterir. Sonuç olarak, bu sahne sadece komik bir anı değil, aynı zamanda Joey ve Chandler'ın dostluklarını ve zayıflıklarını nasıl yönettiklerini de gösterir. Yükseklik korkusu, bu iki arkadaşın karakterlerini daha da derinleştirmekte ve izleyicilere hem eğlenceli hem de içten bir an sunmaktadır.

The Office, 2005-2013

5. sezonun "Company Picnic" bölümünde, Andy Bernard’ın yükseklik korkusuyla başa çıkmaya çalıştığı dikkat çekici bir sahne yer almaktadır. Bu bölüm, şirketin düzenlediği bir piknikte geçen olayları konu alır ve bu etkinlik sırasında çeşitli komik ve etkileyici anlara ev sahipliği yapar. Sahne, şirketin piknik alanında düzenlenen çeşitli etkinliklerle başlar. Herkes farklı oyunlar oynarken, Andy Bernard’ın yüksek bir ağaca tırmandığı ve bununla birlikte yükseklik korkusuyla yüzleştiği anı öne çıkar. Andy, ağaca tırmanma isteğiyle doludur ve bunun, kendini kanıtlama ya da cesur görünme çabasıyla ilgili olduğu görülür. Andy'nin ağaca tırmanması, başlangıçta oldukça enerjik ve cesur bir şekilde gerçekleşir. Ancak, yüksekliğe ulaştıkça Andy’nin korkusu belirgin hale gelir. Bu yükseklik korkusu, Andy’nin vücut dilinde, yüz ifadesinde ve davranışlarında net bir şekilde görülür. Tırmanış sırasında endişesi artar ve bu durum onun hareketlerini etkiler. Andy, ağacın tepe noktasına vardığında, korku ve panik duyguları ile başa çıkmakta zorlanır. Yükseklikten aşağı bakmak, Andy'nin içsel korkularını ve güvensizliklerini tetikler. Başlangıçta cesur görünmeye çalışmasına rağmen, yükseklik korkusunun etkisi altında kalır. Bu durum, Andy’nin kendini bu kadar yüksekten nasıl tehdit altında hissettiğini açıkça gösterir. Sahne, Andy’nin yüksekten düşme korkusuyla yüzleştiği anı komik bir şekilde tasvir eder. Ağacın tepesinde, Andy'nin korkusu daha da belirgin hale gelir ve bu durum çevresindekiler için hem endişe verici hem de eğlenceli bir izlenim bırakır. Andy, yükseklik korkusunu aşma konusunda başarısız olur ve bu da onun cesur görünme çabası ile gerçek korkusu arasındaki çelişkiyi vurgular. Sonuç olarak, bu sahne yükseklik korkusunun (akrofobi) mizahi bir biçimde ele alındığı bir örnek sunmaktadır. Andy'nin yükseklik korkusuyla yüzleşmesi, karakterinin zayıflıklarını ve içsel korkularını gösterir. Aynı zamanda, bu tür korkuların ne kadar yaygın ve gerçek olduğunu da vurgular. "Company Picnic" bölümündeki bu an, Andy’nin kişisel mücadelelerinin ve korkularının ne kadar güçlü olabileceğini eğlenceli bir şekilde sergileyerek izleyicilere hem komik hem de düşündürücü bir an sunmaktadır.

Free Solo, 2018

Bu belgesel, akrofobiye karşı mücadele eden ünlü dağcı Alex Honnold'un, güvenlik ipi olmadan Yosemite Ulusal Parkı'ndaki El Capitan kayalığını tırmanışını konu almaktadır. Elizabeth Chai Vasarhelyi ve Jimmy Chin'in yönettiği bu belgesel, Honnold’un tırmanışa hazırlanma sürecini, fiziksel ve zihinsel mücadelesini, korkusuzca gerçekleştirdiği bu olağanüstü tırmanışı ve etrafındaki insanların yaşadığı endişeyi derinlemesine işlemektedir. Film, Honnold’un sadece fiziksel becerilerini değil, aynı zamanda korku ve kaygıyla nasıl başa çıktığını gösteriyor. El Capitan'ın devasa kaya duvarı, 900 metrelik dik bir yükselişe sahip ve her hata ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli. Honnold, bu tırmanışı gerçekleştirebilmek için yıllarca süren antrenmanlar yapmış ve korkusuzca büyük bir cesaretle bu zorluğa göğüs germeye karar vermiştir. Ancak film, sadece fiziksel engelleri değil, aynı zamanda içsel korkuları aşmanın da ne denli zorlu bir süreç olduğunu izleyiciye gözler önüne sermektedir. Yükseklik korkusu ile mücadele ve "free solo" tırmanışı, akrofobisi olan izleyiciler için son derece heyecan verici ve korku uyandırıcı bir deneyim sunmaktadır. 

Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-5. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596

Andrews, G. J. (2007). Spaces of dizziness and dread: Navigating acrophobia. Geografiska Annaler: Series B, Human Geography, 89(4), 307-317. https://doi.org/10.1111/j.1468-0467.2007.00263.x

Barlow, D. H. (2002). Anxiety and its disorders: The nature and treatment of anxiety and panic (2. Baskı). Guilford Press.

Becker, E. S., Rinck, M., Türke, V., Kause, P., Goodwin, R., Neumer, S. ve Margraf, J. (2007). Epidemiology of specific phobia subtypes: findings from the Dresden Mental Health Study. European Psychiatry, 22(2), 69-74. https://doi.org/10.1016/j.eurpsy.2006.09.006

Boyd, J. H., Rae, D. S., Thompson, J. W., Burns, B. J., Bourdon, K., Locke, B. Z. ve Regier, D. A. (1990). Phobia: prevalence and risk factors. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 25(6), 314-323. https://doi.org/10.1007/bf00782887

Burns, L. E. (1980). The epidemiology of fears and phobias in general practice. The Journal of International Medical Research, 8, 1-7.

Chapman, T. F. (1997). The Epidemiology of fears and phobias. G. L. C. Davey (Ed.), Phobias. A handbook of theory, research and treatment içinde (S. 129–138). Chichester: Wiley.

Choi, Y. H., Jang, D. P., Ku, J. H., Shin, M. B. ve Kim, S. I. (2001). Short-term treatment of acrophobia with virtual reality therapy (VRT): A case report. CyberPsychology & Behavior, 4(3), 349-354. https://doi.org/10.1089/109493101300210240

Coelho, C. M., Santos, J. A., Silva, C., Wallis, G., Tichon, J. ve Trevor, H. J. (2008). The role of self-motion in acrophobia treatment. Cyberpsychology & Behavior, 11(6). https://doi.org/10.1089/cpb.2008.0023

Coelho, C. M., Santos, J. A., Silvério, J. ve Silva, C. F. (2006). Virtual reality and acrophobia: one-year follow-up and case study. Cyberpsychology & Behavior: The Impact of the Internet, Multimedia and Virtual Reality on Behavior and Society, 9(3), 336–341. https://doi.org/10.1089/cpb.2006.9.336

Coelho, C. M. ve Wallis, G. (2010). Deconstructing acrophobia: Physiological and psychological precursors to developing a fear of heights. Depression and Anxiety, 27(9), 864-870. https://doi.org/10.1002/da.20698

Coelho, C. M., Waters, A. M., Hine, T. J. ve Wallis, G. (2009). The use of virtual reality in acrophobia research and treatment. Journal of Anxiety disorders, 23(5), 563-574. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2009.01.014

Craske, M. G. ve Barlow, D. H. (2006). Mastery of your anxiety and panic: Therapist Guide (4. Baskı). Oxford University Press. https://doi.org/10.1093/med/9780195311402.001.0001

Davey, G. C., Menzies, R. ve Gallardo, B. (1997). Height phobia and biases in the interpretation of bodily sensations: some links between acrophobia and agoraphobia. Behaviour Research and Therapy, 35(11), 997-1001. https://doi.org/10.1016/S0005-7967(97)10004-3

Donker, T., Cornelisz, I., Van Klaveren, C., Van Straten, A., Carlbring, P., Cuijpers, P. ve Van Gelder, J. L. (2019). Effectiveness of self-guided app-based virtual reality cognitive behavior therapy for acrophobia: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry, 76(7), 682-690. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2019.0219

Eaton, W. W., Bienvenu, O. J. ve Miloyan, B. (2018). Specific phobias. Lancet Psychiatry, 5(8), 678–686. https://doi.org/10.1016/S2215-0366(18)30169-X

Emmelkamp, P. M., Bruynzeel, M., Drost, L. ve van der Mast, C. A. G. (2001). Virtual reality treatment in acrophobia: a comparison with exposure in vivo. CyberPsychology & Behavior, 4(3), 335-339. https://doi.org/10.1089/109493101300210222

Essau, C. A., Conradt, J. ve Petermann, F. (2000). Frequency, comorbidity, and psychosocial impairment of specific phobia in adolescents. Journal of Clinical Child Psychology, 29(2), 221-231. https://doi.org/10.1207/S15374424jccp2902_8

Fredrikson, M., Annas, P., Fischer, H. ve Wik, G. (1996). Gender and age differences in the prevalence of specific fears and phobias. Behaviour Research and Therapy, 34(1), 33-39. https://doi.org/10.1016/0005-7967(95)00048-3[BB1] [MD2]

Hodges, L. F., Kooper, R., Meyer, T. C., Rothbaum, B. O., Opdyke, D., de Graaf, J. J., Williford J.S. ve North M.M. (1995). Virtual environments for treating the fear of heights. Computer. Innovative Technology for Computer Professionals, 28, 27–34. http://dx.doi.org/10.1109/2.391038

Krijn, M., Emmelkamp, P. M., Olafsson, R. P., Schuemie, M. J. ve Van Der Mast, C. A. (2007). Do self-statements enhance the effectiveness of virtual reality exposure therapy? A comparative evaluation in acrophobia. CyberPsychology & Behavior, 10(3), 362-370. https://doi.org/10.1089/cpb.2006.9943

Magee, W. J., Eaton, W. W., Wittchen, H. U., McGonagle, K. A. ve Kessler, R. C. (1996). Agoraphobia, simple phobia, and social phobia in the National Comorbidity Survey. Archives of General Psychiatry, 53(2), 159-168. https://doi.org/10.1001/archpsyc.1996.01830020077009

Maples-Keller, J. L., Bunnell, B. E., Kim, S. J. ve Rothbaum, B. O. (2017). The Use of Virtual Reality Technology in the Treatment of Anxiety and Other Psychiatric Disorders. Harvard Review of Psychiatry, 25(3), 103–113. https://doi.org/10.1097/HRP.0000000000000138

Menzies, R. G. ve Clarke, J. C. (1993). The etiology of fear of heights and its relationship to severity and individual response patterns. Behaviour Research and Therapy, 31(4), 355-365. https://doi.org/10.1016/0005-7967(93)90093-A

Menzies, R. G. ve Clarke, J. C. (1995). The etiology of fear acrophobia and its relationship to severity and individual response patterns. Behaviour Research and Therapy, 33(7), 795–803. https://doi.org/10.1016/0005-7967(95)00023-Q

Muris, P., Schmidt, H. ve Merckelbach, H. (1999). The structure of specific phobia symptoms among children and adolescents. Behaviour Research and Therapy, 37(9), 863–868. https://doi.org/10.1016/S0005-7967(98)00201-0

Öhman, A. ve Mineka, S. (2001). Fears, phobias, and preparedness: Toward an evolved module of fear and fear learning. Psychological Review, 108(3), 483–522. https://doi.org/10.1037/0033-295X.108.3.483

Özen, S. (2020). Fobiler (1. Baskı). Siyah Beyaz Yayınları.

Regier, D. A., Rae, D. S., Narrow, W. E., Kaelber, C. T. ve Schatzberg, A. F. (1998). Prevalence of anxiety disorders and their comorbidity with mood and addictive disorders. The British Journal of Psychiatry, 173(S34), 24-28. https://doi.org/10.1192/S0007125000293483

Riva, G., Wiederhold, B. K. ve Mantovani, F. (2019). Neuroscience of virtual reality: From virtual exposure to embodied medicine. Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking, 22(1), 82–96. https://doi.org/10.1089/cyber.2017.29099.gri

Rothbaum, B. O., Hodges, L. F., Kooper, R., Opdyke, D., Williford, J. S. ve North, M. (1995a). Effectiveness of computer-generated (virtual reality) graded exposure in the treatment of acrophobia. American Journal of Psychiatry, 152(4), 626– 628. https://doi.org/10.1176/ajp.152.4.626

Rothbaum, B. O., Hodges, L. F., Kooper, R., Opdyke, D., Williford, J. S. ve North, M. (1995b). Virtual reality graded exposure in the treatment of acrophobia: a case report. Behaviour Therapy, 152(4), 626–628. https://doi.org/10.1176/ajp.152.4.626

Samra C. K. ve Abdijadid S. (2020, 10 Haziran). Specific phobia. StatPearls. Erişim adresi: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK499923/

Thng, C. E., Lim-Ashworth, N. S., Poh, B. Z. ve Lim, C. G. (2020). Recent developments in the intervention of specific phobia among adults: a rapid review. F1000Research, 9. https://dx.doi.org/10.12688%2Ff1000research.20082.1

Wolitzky-Taylor, K. B., Horowitz, J. D., Powers, M. B. ve Telch, M. J. (2008). Psychological approaches in the treatment of specific phobias: a meta-analysis. Clinical psychology Review, 28(6), 1021–1037. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2008.02.007

Zobal, E. (2021). The effects of virtual reality therapy on acrophobia: a literature review [Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. Arkansas Üniversitesi Hemşirelik Okulu.