Birlikte Yaşama

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Birlikte Yaşama

1990’larda Manting (1996), birlik kurma sürecinde bir değişim yaşandığına ve evlilik yoluyla birlik kurmak daha az yaygın hale gelirken, birlikte yaşama yoluyla birliğe girmenin daha yaygın hale geldiğine dikkat çekmiştir. Birlikte yaşamanın, burjuva evliliğine karşı protesto olarak başlamışken daha sonra birliğe doğru kademeli geçişin bir aracına dönüştüğünü belirtmiştir (Manting, 1996). Günümüzde ise Giulio ve arkadaşları (2019) evlilik öncesi bir deneyim olarak birlikte yaşamanın genel olarak azalan bir eğilimde olduğunu ve evliliğe alternatif olarak veya evlilik veya çocuk gibi başka taahhütler olmadan istikrarlı bir birliktelik olarak birlikte yaşamanın artan bir eğilimde olduğunu bulmuşlardır. Adak’ın (2016) belirttiği gibi bu yaşam biçimi evliliğe hazırlık, evlilik yerine geçen ya da bekârlığa alternatif bir seçenek olarak değerlendirilmekte, farklı türde birlikte yaşama biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Brown ve arkadaşlarının (2017) çalışmasına göre ise günümüzde evlilik planı olan birlikte yaşayanlar ve evlilik öncesi birlikte yaşamış evliler benzer ilişki kalitesi bildirmektedir ve bu da çağdaş bağlamda birlikte yaşama ve evlilik arasındaki sınırların belirsizleştiğini göstermektedir. Aynı zamanda, kalan iki grup ikiye ayrılmıştır: Evlenme planı olmayan birlikte yaşayanlar nispeten düşük ilişki kalitesinden muzdaripken, evlilik öncesi birlikte yaşamadan doğrudan evlenen ve giderek daha seçici hale gelen grup oldukça yüksek ilişki kalitesine sahiptir (Brown ve ark., 2017)

Wieteska’ya (2018) göre birlikte yaşama hem belirli bir fenomen olarak hem de bireylerin kişisel tercihlerine göre değerlendirilebilir, çünkü günümüzde bireyselleşmiş ve çeşitli bir dünyada yaşadığımız şeklinde yorumlanabilir. Yaşam tarzının dayatılmadığı günümüzde insanlar, duygusal ve samimi alan da dahil olmak üzere ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak için birçok alternatif yol seçebilmektedir (Wieteska, 2018). Bradley’ye (2001) göre hukuki geleneklerdeki farklılıklar, birlikte yaşamanın yasalarla nasıl düzenlendiğini etkileyebilir yani, mahkemelerin ve yasama organlarının türü (örneğin, ortak hukuk vs. medeni hukuk), aile hukukunun gelişimini engelleyebilir veya kolaylaştırabilir (Perelli‐Harris ve Gassen, 2012). Janicka'nın (2015) çalışmalarına göre, serbest ilişkiler kadınların özgürleşmesini, bireyselleşmelerini ve özerkliklerini artırabilir, bu da evlilikle sınırlıdır. Birlikte yaşama kararı, sosyo-kültürel faktörler ve medyanın bağımsız yaşam tarzını yayma, dış görünüşe vurgu yapma ve partner değişikliklerini onaylama etkisiyle güçlü bir şekilde etkilenebilir (Janicka, 2015). Adak’a (2016) göre 1970’li yıllardan itibaren Avrupa, Amerika ve Avustralya’da yaygınlaşmaya başlayan ve başlangıçta sadece alışılmışın dışında gruplarda, evliliğe hazırlık aşaması olarak görülen evlilik dışı birlikte yaşam, günümüzde Türkiye'deki bazı gençler arasında nadiren de olsa tercih edilen bir yaşam biçimi hâline gelmiştir. Araştırmada görüşme yapılan kişiler evlilik dışı birlikte yaşamanın toplum tarafından büyük oranda kabul görmemesine ve toplumsal yaptırımlara dikkat çekmiştir (Adak, 2016).

Son yıllarda birçok araştırmacı, insanların yakın ilişkilerinde duygusal bağları nasıl geliştirdiklerini, sürdürdüklerini ve sonlandırdıklarını anlamaya yönelmiştir (Clark ve Reis, 1988). Bağlanma kuramı, çocuk veya yetişkinlerin dış dünyada ilişki kurmalarına ilişkin açıklamaların çoğunun temelini oluşturur (Jurič, 2011). Bu alandaki deneysel araştırmalar, Bowlby’nin (1979) teorik çalışmalarıyla başlamıştır. Bebeklerin bakım verenleriyle nasıl duygusal bağ kurduklarını ve fiziksel olarak ayrıldıklarında neden duygusal sıkıntı yaşadıklarını incelenmiştir (Bowlby, 1979). Hazan ve Shaver (1987), romantik aşkın tıpkı yaşamın erken dönemlerinde insan bebekleri ve bakım verenleri arasında sevgi bağlarının oluşması gibi oluştuğunu savunmuşlardır. Farklı bağlanma stiline sahip bireylerin (güvenli, kaçıngan ve kaygılı/kararsız) en önemli aşk ilişkilerini farklı şekilde deneyimlediği tespit edilmiştir (Hazan ve Shaver, 1987). Simpson’a (1990) göre, güvenli bağlanma stiline sahip insanlar kendilerini genellikle dostane ve sevilen olarak görürken, önemli diğerlerini iyi niyetli ve güvenilir olarak değerlendirir. Kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler kendilerini genellikle anlaşılmamış ve yetersiz hissederken, kaçınan bağlanma stilindeki kişiler ise şüpheci ve soğuk davranabilir, önemli diğerlerini güvenilmez veya aşırı bağlı olarak görebilir (Simpson, 1990). Simpson ve Rholes’a (2017) göre, yüksek kaygı yaşayan kişiler, ilişkilerine büyük önem verir ve partnerlerine yakın olmak için çok çaba gösterirler; kendilerini olumsuz değerlendirirken, partnerleri hakkında koruyucu ve umutlu görüşlere sahip olurlar. Li ve Chan’a (2012) göre, kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, aşırı yakınlık arayışı ve reddedilme korkusuyla ilişkilerini korumak için çeşitli stratejiler kullanma eğilimindedir. Bu durum, birlikte yaşamaya başlayan çiftler arasında hem olumlu hem de olumsuz düşünce, duygu ve davranışların yoğunlaşmasına neden olabilir (Li ve Chan, 2012). Birlikte yaşayan ve evlilerin bağlanma stillerinin karşılaştırıldığı bir araştırmada evli kadınların, birlikte yaşayan kadınlara göre daha güvenli bir şekilde bağlandığı tespit edilmiştir ancak böyle bir ilişki erkeklerde görülmemiştir (Jurič, 2011).

Güvenli bağlanma stili genellikle olumlu ilişkisel algılarla ilişkilendirilirken, kaygılı ve kaçınan stiller hem olumlu hem de olumsuz duygulara yol açabilir (Li ve Chan, 2012; Simpson, 1990). Birlikte yaşama gibi ilişki biçimleri, bireysel tercihler ve toplumsal faktörler tarafından şekillendirilmektedir. Hukuki gelenekler ve sosyo-kültürel etkiler, birlikte yaşamanın yasal düzenlemelerini ve toplumsal kabulünü etkileyebilir (Bradley, 2001; Perelli‐Harris ve Gassen, 2012). Medya ve toplumsal normlar, bağımsız yaşam tarzlarını teşvik eder ve ilişki dinamiklerini şekillendirir (Janicka, 2015; Wieteska, 2018).

Birlikte Yaşama Hakkında Kitap Önerileri

Bağlanma: Aşkı Bulamnın ve Korumanın Bilimsel Yolları, Amir Levine ve Rachel Heller

Birlikte yaşama, bireylerin ilişkilerindeki bağlanma stillerine göre şekillenir. Bu ilişki biçimleri, kişisel tercihler ve toplumsal etkilerle de şekillendirilmektedir. Yazarların bu çalışması, bu bağlamda, bağlanma stillerinin ve kişisel tercihlerinin birlikte yaşamanın nasıl deneyimlendiğini etkileyebileceğini gösterir. Bu, bireylerin ilişkilerinde daha sağlıklı dinamikler geliştirmelerine yardımcı olabilir ve ilişkilerdeki duygusal bağlılık ile bağlılık stillerinin önemini vurgular.

Living Together: A Legal Guide for Unmarried Couples, Frederick Hertz

Evli olmayan çiftlerin birlikte yaşama kararını pratik açıdan ele alır. Kitap, birlikte yaşayan çiftlerin karşılaşabileceği sorunları ve bu sorunlara karşı nasıl önlemler alabileceklerini açıklar. Özellikle, birlikte yaşama kararının yasal bir çerçevede nasıl düzenlenmesi gerektiği üzerinde durur. Bu, çiftlerin yasal olarak kendilerini nasıl koruyabilecekleri ve haklarını nasıl güvence altına alabilecekleri konularını kapsar. Kitap, pratik tavsiyeler sunarak, çiftlerin birlikte yaşamanın sonuçlarını anlamalarına ve buna uygun şekilde hazırlanmalarına yardımcı olur. Genel olarak, birlikte yaşamanın sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda dikkate alınması gereken önemli bir hukuki boyutu olduğunu vurgular. Kitabın orijinal dili İngilizcedir.

The Relationship Cure: A 5 Step Guide to Strengthening Your Marriage, Family, and Friendships, John Gottman ve Joan DeClaire

Birlikte yaşama sürecinde ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik beş adımlı bir kılavuz sunar. Kitap, etkili iletişim, empati ve sağlıklı çatışma çözümü gibi unsurları vurgular. Birlikte yaşama, çiftlerin günlük yaşamda daha yakın bir ilişki kurmalarını gerektirdiği için, bu süreçte duygusal bağların güçlendirilmesi ve çatışmaların yapıcı bir şekilde çözülmesi önemlidir. Önerdikleri adımlar, çiftlerin duygusal bağlantılarını güçlendirmelerine, küçük iyiliklerle ilişkilerini iyileştirmelerine ve ortak hedefler belirleyerek uyumlarını artırmalarına yardımcı olur. Kitabın orijinal dili İngilizcedir.

Birlikte Yaşama Hakkında Film ve Dizi Önerileri

The Break-Up, 2006

Film, bir çiftin, romantik ilişkilerinin sona ermesinin ardından yaşadıkları zorlukları ve karmaşayı anlatır. Başrol oyuncuları, bir apartman dairesinde birlikte yaşayan bir çifti canlandırır. Çift, ilişkilerindeki problemler yüzünden ayrılmaya karar verir, ancak daireyi paylaşmaya devam ederler. Filmin bu yönü, birlikte yaşamanın getirdiği pratik ve duygusal zorlukları vurgular. Ayrılık sonrası birlikte yaşamanın zorlukları, kişisel alanın ve sınırların nasıl belirleneceği gibi konulara odaklanır. Ayrıca, birlikte yaşama kararının ilişki dinamikleri üzerindeki etkilerini ve ayrılığın ardından bu düzenlemenin nasıl karmaşık hale gelebileceğini gösterir. Film, birlikte yaşamanın ve ilişkilerin karmaşıklığının, ayrılık durumunda ne kadar karmaşık ve stresli olabileceğine dair bir bakış sunar.

The Five Year Engagement, 2012

Film, bir çiftin, nişanlandıktan sonra ilişkilerinin evlilik aşamasına geçmesini engelleyen çeşitli zorlukları anlatır. Çift, evlilik hazırlıkları sırasında hem kişisel hem de profesyonel yaşamlarındaki engellerle başa çıkmak zorunda kalır. Filmin konusundaki ana tema, birlikte yaşamanın ve uzun süreli nişanlılığın getirdiği zorlukları vurgular. Nişanlı çiftin, birlikte yaşama sürecindeki sorunlar ve farklı hedeflerle nasıl başa çıktıkları, ilişkilerindeki dinamikleri ve değişimleri gösterir. Ayrıca, film, birlikte yaşamanın evlilik sürecine etkilerini, çiftlerin ilişki ve yaşam planlarını nasıl dengelemeye çalıştıklarını komik bir şekilde sergiler. Bu bağlamda, film, birlikte yaşama ve nişanlılık aşamalarındaki pratik ve duygusal zorluklara dikkat çeker.

About Time, 2013

Tim adlı bir gencin, zaman yolculuğu yeteneğiyle hayatındaki önemli anları yeniden yaşama ve düzeltme çabalarını anlatır. Tim'in hikayesi, aşk, aile ve yaşamın değerini keşfetme sürecine odaklanır. Birlikte yaşama, filmde Tim'in romantik ilişkisi ve evliliği üzerinden işlenir. Tim'in, Mary ile ilişkisi ve sonunda evlenip birlikte yaşamaya başlaması, ilişkinin günlük dinamiklerini ve kişisel değişimlerin etkilerini vurgular. Film, birlikte yaşamanın getirdiği rutinleri, günlük yaşamın zorluklarını ve çiftlerin birbirlerine nasıl destek olabileceklerini ele alır. Tim'in zaman yolculuğu sayesinde yaşamının çeşitli anlarını gözden geçirmesi, birlikte yaşamanın ve ilişkinin değerini anlamasına yardımcı olur. Film, sevgi, anlayış ve birlikte yaşamanın güzelliklerini ve zorluklarını yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda kişisel gelişim ve yaşamın küçük anlarının önemini de vurgular.

Friends, 1994-2004

Dizi, altı arkadaşın New York'taki yaşamını ve ilişkilerini merkezine alır. Bu süreçte, birlikte yaşamanın çeşitli yönleri ve dinamikleri işlenir. Dizinin karakterleri, birlikte yaşamanın farklı yönlerini deneyimler. Monica ve Chandler'ın birlikte yaşama kararı, evlilik öncesi ve sonrası süreçleri detaylı bir şekilde ele alır. Monica ve Chandler'ın evlenmeden önce birlikte yaşamaya başlaması, bu sürecin getirdiği pratik ve duygusal değişiklikleri, uyum sağlama zorluklarını ve yeni yaşam düzenini gösterir. Ross ve Rachel’ın ilişkisi, özellikle Rachel’ın Ross’un eve taşınması süreciyle birlikte yaşama deneyimlerini ve bunun ilişkilerindeki etkilerini sergiler. Dizi, birlikte yaşamanın getirdiği sorumlulukları, ilişkilerdeki değişimleri ve çiftlerin bu süreçte karşılaştıkları zorlukları mizahi bir şekilde ele alır. Ayrıca, arkadaşlar arasındaki dinamikler ve birlikte yaşamanın sosyal etkileri de önemli bir tema olarak işlenir.

New Girl, 2011-2018

Dizi, Jess Day adlı karakterin, kalp kırıklığının ardından arkadaşlarıyla birlikte yaşamaya başlamasını ve bu süreçte yaşadığı deneyimleri anlatır. Birlikte yaşama, dizinin ana karakterlerinden biri olan Jess'in hayatında önemli bir yer tutar. Jess, eski sevgilisinin evinden ayrıldıktan sonra, üç erkek arkadaşının yaşadığı daireye taşınır. Bu durum hem Jess’in hem de ev arkadaşlarının yaşamlarını ve dinamiklerini etkiler. Ev arkadaşlarıyla yaşama süreci, karakterlerin kişisel alanlarını, alışkanlıklarını ve sosyal etkileşimlerini nasıl yönettiklerini gösterir. Dizi, birlikte yaşamanın getirdiği komik ve zorlu durumları, ev arkadaşları arasındaki ilişkileri ve bu süreçte yaşanan değişimleri mizahi bir üslupla ele alır. Jess'in ve arkadaşlarının ev yaşamı, karakterlerin bireysel ve toplu dinamiklerini keşfetmelerine ve birbirleriyle olan ilişkilerini derinleştirmelerine olanak tanır. Bu dizi, birlikte yaşamanın hem eğlenceli hem de karmaşık yönlerini, arkadaşlık ve kişisel gelişim bağlamında sunar.

How I Met Your Mother, 2005-2014

Dizi, Ted Mosby'nin çocuklarına annelerini nasıl tanıdığını anlattığı bir hikâye etrafında döner ve ilişkiler, arkadaşlıklar ve ev yaşamını çeşitli açılardan keşfeder.

Birlikte yaşama, dizinin karakterleri arasında önemli bir tema olarak ortaya çıkar. Ted ve Robin’in ilişkisi ve sonunda birlikte yaşamaya başlamaları, bu süreçte karşılaştıkları zorluklar ve ilişkilerindeki değişiklikleri gösterir. Ayrıca, Marshall ve Lily'nin evlenmeden önce ve sonra birlikte yaşamaları, evliliklerinin başlangıcı ve birlikte yaşamanın getirdiği sorumluluklar üzerine odaklanır. Bu süreç, karakterlerin kişisel alanlarını, alışkanlıklarını ve ilişki dinamiklerini nasıl yönettiklerini ele alır. Dizi, birlikte yaşamanın getirdiği çeşitli zorlukları ve dinamikleri mizahi bir şekilde işler. Karakterlerin ev yaşamı, arkadaşlıkları ve romantik ilişkileri arasındaki etkileşimler, birlikte yaşamanın pratik ve duygusal yönlerini yansıtır.

Modern Love, 2019-2021

The New York Times gazetesinin aynı adlı köşesindeki gerçek okur hikâyelerine dayanarak çekilmiş antolojik bir dizidir. Her bölüm farklı bir aşk, ilişki ya da duygusal yakınlık hikâyesini işler. Dizi, birlikte yaşamayı doğrudan merkezine almasa da birlikte yaşamanın farklı biçimlerini, nedenlerini ve sonuçlarını modern toplumda değişen normlar bağlamında çok katmanlı biçimde ortaya koyar.

Kaynakça

Adak, N. (2016). Evlilik veya evlilik dışı birlikte yaşama: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma. Sosyoloji Dergisi, Armağan Sayısı, 23-40

Bowlby, J. (1979). The bowlby-ainsworth attachment theory. Behavioral and Brain Sciences, 2(4), 637-638. https://doi.org/10.1017/s0140525x00064955 

Bradley, D. (2001). Regulation of unmarried cohabitation in west european jurisdic tions determinants of legal policy. International Journal of Law, Policy and the Family, 15(1), 22-50. https://doi.org/10.1093/lawfam/15.1.22 

Brown, S. L., Manning, W. D. ve Payne, K. K. (2017). Relationship quality among cohabiting versus married couples. Journal of family issues, 38(12), 1730-1753. https://doi.org/10.1177/0192513X15622236

Clark, M. S. ve Reis, H. T. (1988). Interpersonal processes in close relationships. Annual Review of Psychology, 39(1), 609-672. https://doi.org/10.1146/annurev.ps.39.020188.003141

Di Giulio, P., Impicciatore, R. ve Sironi, M. (2019). The changing pattern of cohabitation: A sequence analysis approach. Demographic Research, 40, 1211–1248. 10.4054/DemRes.2019.40.42

Hazan, C. ve Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511

Janicka, I. (2015). Sense of security in single women and women in lasting relationships. Health Psychology Report, 3(2), 158–166. https://doi.org/10.5114/hpr.2015.49632

Jurič, S. (2011). Difference in relationship satisfactıon and adult attachment in married and cohabitatıng couples. Anthropos (Ljubljana), 43(1/2), 51-69

Li, T. ve Chan, D. K. S. (2012). How anxious and avoidant attachment affect romantic relationship quality differently: A meta‐analytic review. European Journal of Social Psychology, 42(4), 406-419. https://doi.org/10.1002/ejsp.1842

Manting, D. (1996). The changing meaning of cohabitation and marriage. European sociological review, 12(1), 53–65. https://doi.org/10.1093/oxfordjournals.esr.a018177

Perelli‐Harris, B. ve Gassen, N. S. (2012). How similar are cohabitation and marriage? Legal approaches to cohabitation across Western Europe. Population and Development Review, 38(3), 435-467. https://doi.org/10.1111/j.1728-4457.2012.00511.x 

Simpson, J. A. (1990). Influence of attachment styles on romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 59(5), 971–980. https://doi.org/10.1037/0022-3514.59.5.971

Simpson, J. A. ve Rholes, W. S. (2017). Adult attachment, stress, and romantic relationships. Current Opinion in Psychology, 13, 19–24. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2016.04.006

Wieteska, M. (2018). Marriage vs cohabitation–an alternative or opposite? An attempt to define cohabitation in opposition to marriage. The Journal of Education, Culture, and Society, 9(1), 27-35. https://doi.org/10.15503/jecs20181.27.35 


Randevu Almak İster misiniz ?

Randevu Formu