Suçlama Davranışı

Suçlama Davranışı 

Tennen ve Affleck’in (1990) araştırmalarına göre “Suçlama" terimi, başkalarının bir kişinin mağduriyetinin nedeni olduğu, olumsuz bir sonucun sorumlusu veya suçlu olduğu inancını ifade etmek için kullanılabilir. Suçlamanın savunma projeksiyonu kullanımı ile ilişkili olabileceği ve bu olgunlaşmamış savunma türünün, bireylerin duygusal ve fiziksel uyumları üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. (Tennen ve Affleck, 1990). Vaillant (1998), projeksiyon kullanımının genellikle stres yanıtı olarak ortaya çıkabildiğini ve az miktarda kalıtsal özellikler taşıdığını belirtilmiştir. Snyder ve Higgins'e (1998) göre, suçlama davranışı, özsaygı ve kontrol hissi açısından içsel bahanelerin sunduğu faydaları sağlamayabileceğini belirtmiştir. Buna göre Baum ve arkadaşlarının (1983) yaptığı araştırmalar, kendini suçlamanın veya başarısızlık durumunda özeleştiri yapmanın, başkalarını suçlamaktan daha etkili olabileceğini gösterebilir. Bunun nedeni, özeleştirinin bireylere gelecekteki sonuçları etkileme fırsatı sunarak özsaygıyı koruma ve kontrol hissinin artırmalarına olanak sunabileceği saptanmıştır (Baum ve ark., 1983). Bu bağlamda Rosenberg ve Chopra’nın (2015) araştırmalara göre, suçlama davranışında kullanılan sen dili yerine ben dilinin kullanılmasının daha etkili olacağı bulunmuştur.

Suçlama, bilinçsiz geliştirilen bir mekanizma olarak kabul edilir ve bir olay karşısında bireyi suçluluk ve anksiyeteden korur (Ptacek, 1988). Miles’a göre (2002), insanlar yıkıcı davranışlarının sorumluluğunu üstlenmekte genellikle isteksizdirler ve bu tür davranışları genellikle aile üyelerine, alkol veya madde kullanımına, iş yerindeki stres faktörlerine, öfkelerine ya da hatta şeytana atfederek kendilerini bu durumların kurbanı olarak görme eğilimindedirler. Miles, bu durumu kavramsal olarak iki farklı düzeyde ele almaktadır. Mikro düzeyde eş suçlaması, kişinin doğrudan partnerini sorumlu tutmasını ifade ederken, mezo düzeyde ise eş dışında birini ya da başka bir unsuru suçlama davranışı gözlemlenmektedir. Heider’e (1958) göre, birey iş yerindeki düşük performansı için kendi çabası ya da hazırlık eksikliği yerine, aşırı iş yükü, yetersiz yönlendirme ya da olumsuz çalışma ortamı gibi dışsal faktörleri suçlayabilir. Bu tür atıflar, bireyin kısa vadede psikolojik rahatlık hissetmesini sağlasa da uzun vadede öğrenme ve gelişme fırsatlarını sınırlayabilmektedir (Heider, 1958).

Rosenthal ve Schlesinger (2003), çatışma sırasında çiftlerin suçlamayı kişisel çıkarlarını düzenlemek için bir araç olarak kullandığını vurgulamaktadır. Pickhard’a (2013) göre suçlama eğiliminin altında yatan nedenlerden biri, insanların hatalarını kabul etmenin veya sorumluluk almaktan kaçınmanın itibarlarını olumsuz etkileyeceği korkusudur. Bu durum, suçlamayı inkâr ve ötekileştirme gibi savunma mekanizmalarıyla destekleyebilir (Pickhard, 2013). Tigard (2019) ise suçlamanın çatışma ve düşmanlık yaratma potansiyeline dikkat çekerek, bu tür savunma mekanizmalarının zaman ve kaynak tüketerek çözüm sürecini engelleyebileceğini belirtmektedir. Lavner ve arkadaşlarının (2016) çalışmaları, suçlamanın ilişkilerde zayıf iletişime, duygusal uzaklaşmaya, öfkeye ve hatta ayrılığa yol açabileceğini ortaya koymuştur. Yarnell ve Neff'in (2012) araştırması ise suçlama döngüsünün uzun süre devam etmesi durumunda, partnerler arasında bir kırılma yaşanabileceğini ve ilişkinin sonlanma riskinin artabileceğini göstermektedir. Fazio ve arkadaşlarının (2006) yaptığı suçlama ölçeğinin de (Attribution of Blame Scale-ABS) faktör yapısı, güvenirlik ve geçerliliği, 323 hükümlü şiddet suçlusu örnekleminde incelenmiştir ve öğelerin temel bileşen analizi, kurban, suçlu, alkol ve toplumsal suçlama orijinal alt ölçeklerine karşı dışsal ve içsel suçlama olmak üzere iki faktörlü bir çözüm vermiştir. Alkol kötüye kullanımı, dışsal kontrol algısı ve psikopati ölçümleri, dışsal suçlama ile ilişkilidir içsel suçlama da ise bir hükümlü şiddet suçunu kendi kararlarıyla ilişkilendirerek suçluluk hissedebilir; bu, kendi sorumluluk algılarını anlamak açısından önemlidir. ABS'nin iki faktörlü yapısı, suçlu popülasyonu içinde suç atıflarını ölçmek için temel psikometrik özellikleri karşılamaktadır (Fazio ve ark., 2006).

Sonuç olarak, Tenner ve Affleck (1990), suçlamanın insan ilişkilerinde yaygın olarak görülen ve çoğunlukla çatışma ve iletişim sorunlarına yol açan bir fenomen olduğunu vurgulamaktadır. Tigard (2019), suçlamanın çatışma yaratma potansiyeline dikkat çekerek, bu tür savunma mekanizmalarının çözüm sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Lavner ve arkadaşları (2016) ise suçlamanın zayıf iletişimden duygusal uzaklaşmaya kadar birçok olumsuz sonuçla ilişkilendirildiğini ortaya koymuştur.

Suçlamak Hakkında Kitap Önerileri

Şiddetsiz İletişim Yaşam Dili:Sağlıklı İlişkiler İçin Yaşamı Değiştiren Araçlar, Marshall B. Rosenberg ve Deepak Chopra

Kitapta iletişimi kolaylaştırmak ve anlaşmazlıkları çözmek için empati ve anlayışı arttırmayı amaçlayan çeşitli yöntemler sunulmaktadır. Kitapta şiddetsiz iletişim kavramı şefkatli bağlantı ve empatik anlayış temeline dayandırılmaktadır. Kişinin ihtiyaçları, duyguları konusunda dürüst olması ve karşısındakini empatiyle dinlemesi teşvik edilmektedir. Şiddetsiz iletişim tekniklerinin kullanımı, bireyler arasındaki iş birliğini ve anlayışı teşvik etmektedir. Bu sebeple yargılama ve suçlamanın ortadan kalkması hedeflenmektedir. Okuyucuların kendi ihtiyaçlarını ve duygularını nasıl tanıyacaklarını, kendileriyle açık ve empatik bir şekilde nasıl iletişim kuracaklarını, çatışmaları uyum ve anlayışı teşvik edecek şekilde nasıl çözeceklerini öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla kitapta, gerçek dünyadaki durumlardan yararlı tavsiyeler ve örnekler sunulmaktadır. İnsanların birbirlerine karşı açık ve şefkatli bir iletişim kurarak çatışmaları dostane bir şekilde, suçlama veya şiddet kullanmadan çözebilecekleri fikri teşvik edilmektedir.

Can Alıcı Görüşmeler Riskler Yüksek Olduğunda Gerekli Taktikler, Kerry Patterson, Joseph Grenny, Ron McMillan ve Al Switzler

Kitap, suçlayıcı iletişim dilinin genellikle çatışmaları derinleştirdiğini ve sorunları çözmede etkili olmadığını vurgular. Bunun yerine, suçlamadan kaçınmanın ve yapıcı bir dil kullanmanın önemine odaklanır. Kitap, açık ve şeffaf bir şekilde duyguları ifade etmenin, empati kurmanın ve ortak hedefler belirlemenin, suçlayıcı dili aşmak ve daha yapıcı diyaloglar geliştirmek için etkili stratejiler sunduğunu belirtir. Bu yöntemler, kişisel ve profesyonel ilişkilerde daha olumlu ve çözüm odaklı iletişimi teşvik eder.

Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, Stephen R. Covey

Kitap, suçlayıcı iletişim dilini aşarak daha etkili ve yapıcı bir iletişim kurma yollarını öğretir. Kitap, bireylerin kendi tepkilerini ve davranışlarını proaktif bir şekilde yönetmelerini vurgular ve bu yaklaşımın suçlamadan ziyade sorumluluk almayı teşvik ettiğini belirtir. Yazar, hedef odaklı düşünmenin ve önceliklerin belirlenmesinin, çatışmaları çözmede ve suçlayıcı yaklaşımlardan kaçınmada nasıl yardımcı olabileceğini açıklar. Ayrıca, başkalarını anlamaya çalışmanın ve karşılıklı fayda sağlayan çözümler bulmanın, suçlamadan kaçınmak ve etkili diyaloglar geliştirmek için önemli olduğunu vurgular. Kitap, bu alışkanlıkların, suçlayıcı iletişimi aşarak daha olumlu ve yapıcı ilişkiler kurmaya yardımcı olacağını savunur.

Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı, Patrick Lencioni

Kitap, takım içindeki suçlayıcı iletişim dilinin önüne geçmek ve takım performansını artırmak için gerekli olan beş temel sorunu ele alır. Kitap, güven eksikliğinden başlayarak, çatışma korkusu, taahhüt eksikliği, hesap verebilirlik sorunları ve düşük performans standartlarına kadar uzanan bu beş disfonksiyonu, takım dinamiklerinin nasıl bozulduğunu ve bu sorunların nasıl yapıcı bir şekilde ele alınabileceğini açıklar. Suçlayıcı iletişimi ortadan kaldırmak için, açık ve dürüst iletişim, güven inşası ve karşılıklı sorumluluk anlayışını teşvik eden stratejiler sunar. Yazar, takımların etkili bir şekilde çalışabilmesi için bu disfonksiyonları gidermenin, suçlamadan kaçınmanın ve güçlü iş birliği oluşturmanın önemini vurgular.

Bağlantı Dansı, Harriet Lerner

Kitapta zor zamanlarda yapıcı iletişim becerisinin üzerinde durulmaktadır. Yazar, duygusal açıdan zorlayıcı koşullarda iletişim kurmanın zorluklarını incelemektedir. Kitapta, ilişki dinamikleri oldukça ayrıntılı bir biçimde anlatılmaktadır. Kitap, okuyuculara yoğun olumsuz duygular yaşarken karşılarındakiyle nasıl nazik ve verimli sohbet edebilecekleri konusunda çeşitli tavsiyeler vermektedir. Kitap okurlara kendi ihtiyaçlarını ve duygularını karşı tarafa iletirken duygusal bağı nasıl geliştirebilecekleri konusunda yararlı bilgiler vermektedir. Yazar hem kişisel hem de profesyonel ilişkilerde daha anlamlı ve uyumlu bağlantılar kurabilmek için duygu ve tepkilerin sorumluluğunu kabul etmenin öneminin yanı sıra sınırlar koymanın önemini de vurgulamaktadır.

Suçlamayı Bırak Sevmeye Bak, Bill O'Hanlon ve Pat Hudson

Kitap ilişkinin geliştirilmesi için sorun çözme yönelimli bir yaklaşımdan hareketle yazılmıştır. Çiftlerin bozulan ilişkileri, gözlenebilir davranışlarla karşılıklı olumlu takviye ile şekillendirilebilmektedir. Kitaba göre, ilişkilerin yeniden düzeltilmesi ve sürdürülebilmesi için eşlerden birinin olumlu davranışı karşılığında diğerinin de gözle görülür bir davranış şeklinde olumlu cevap verebilmesi gerekmektedir. Taraflardan birisi diğerinin beklentilerini ısrarla yerine getirmiyorsa, istekleri yerine getirilmeyen taraf beklenti düzeyini düşürebilmektedir. Kitapta, karşı tarafı suçlamayı bırakarak uzlaşmaya varmanın bir yolunun da fedakârlık olduğu vurgulanmaktadır. Sevmeyi, bencil olmamayı göstermenin her zaman bir yolu bulunabileceğini savunan kitap, sevgi ve yakınlık duygularını arttırmayı ve eski kırgınlıkların üstesinden gelmeyi göstermektedir. Yazarlar suçlamayı bırakıp sevmeye başlayan danışanlarının öykülerini paylaşarak okurlarına bugünkü romantizmi ve mutluluk düşlerini yarının gerçeği haline getirmekte yaratıcı olmaları için esin kaynakları sunmaktadırlar.

Suçlamak Hakkında Film ve Dizi Önerileri

Hayallerin Peşinde, 2008

Filmin ana karakterleri olan Frank ile April kendilerini her zaman çok özel, farklı gören, hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli bir çifttir. Bu nedenle lüks ancak durağan hayatların yaşandığı evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road’daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerinin çevrelerindeki ortamdan olabildiğince bağımsız olduklarını savunmaktadırlar. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulmaktadırlar: Frank rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkmıştır. Tıpkı diğer aileler gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesi olup çıkmışlardır. Filmde evlilik sorunları yaşayan bir çifti gösterilmektedir ve suçlamanın, karşılanmayan beklentilerin ve iletişim kesintilerinin olumsuz etkileri vurgulanmaktadır. Bu film, 1950'lerde görünüşte ideal bir evliliğin çöküşünü anlatan güçlü bir dramadır. Bastırılmış hayallerle ve hayatlarına karşı artan hoşnutsuzluklarla mücadele eden çift, gençlik arzuları ile oldukça durağan bir mahalle gerçekliği arasındaki kopuklukla karşı karşıya kalmaktadır ve bu da onları suçlama ve kızgınlıktan oluşan kısır bir döngüye hapsetmektedir. Karşılanmayan beklentilerin zarar verici sonuçları ve ilişkilerindeki iletişimin bozulması filmde dokunaklı bir şekilde anlatılmaktadır. Film, evlilikte ortaya çıkabilecek streslere, dile getirilmeyen öfke ve suçluluk duygusunun etkilerine dokunaklı ve kışkırtıcı bir bakış sunmaktadır.

12 Öfkeli Adam, 1957

Film, bir jüri odasında geçmekte ve bir cinayet davasının jüri üyelerinin karar verme sürecini konu almaktadır. Bir gencin babasını öldürme suçlamasıyla yargılanan bir adamın duruşması, jüri üyeleri tarafından değerlendirilmektedir. Filmin başlangıcında, jüri odasındaki 12 erkek jüri üyesi, sanığın suçlu olduğuna dair neredeyse kesin bir şekilde inanmaktadır. Ancak, jüri üyelerinden biri olan Jüri No. 8, şüpheleri olduğunu ve duruşmanın daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Diğer jüri üyeleriyle tartışarak, şüphelerini ve sanığın masumiyetini savunan argümanlarını ortaya koymuştur. Bu tartışma sürecinde, her bir jüri üyesinin kişisel inançları ve önyargıları açığa çıkmıştır. Bazıları, suçlananın kötü bir karakter olduğuna ve suç işlemiş olabileceğine inanırken, diğerleri şüpheci bir tavır takınır ve delilleri yeniden değerlendirmek istemiştir. Jüri odasındaki bu gerilimli atmosfer, suçlanma ve suçlanmanın nasıl bir etkileşim içinde olduğunu göstermektedir. Filmin ilerleyen dakikalarında, Jüri No. 8'in sürekli olarak suçlama psikolojisinin etkisini kırması ve diğer jüri üyelerini sanığın masumiyeti konusunda ikna etmesi, filmdeki önemli bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte, jüri üyeleri arasındaki güç dengesi ve grup baskısı da incelenmiştir. Bu film, suçlanma/suçlanma psikolojisi perspektifinden insanların nasıl bir araya geldiğini, karar verdiğini ve nasıl etkileşimde bulunduğunu derinlemesine incelemiştir. Filmin odak noktası, bir jüri odasındaki dinamiklerde suçlamanın ve suçlanmanın nasıl şekillendiğini göstermek ve izleyiciye insan doğasının karmaşıklığını göstermektir.

Prisoners, 2013

Film, bir kasabada yaşayan iki küçük kızın kaybolmasıyla başlamaktadır. Dedektif Loki, kızların bulunması için soruşturma başlatmış ve bir şüpheli olarak kızların arkadaşı Alex Jones'u gözaltına almıştır. Ancak, Alex'in suçsuz olduğu ve kızların bulunması için başka bir yol aranması gerektiği ortaya çıkmıştır. Baba Keller Dover, kızının kaçırılmasıyla birlikte derin bir çaresizlik ve öfke içine düşmüştür. Kendi adaletini sağlamak için Alex'i kaçırmış ve işkence yapmaya başlamıştır. Keller, Alex'i hedefine almıştır ve onu suçlamaktadır. Ancak, bir zaman sonra Alex'in suçsuz olduğu ve gerçek suçlunun başka biri olduğu ortaya çıkmıştır. Keller'ın eylemleri, suçsuz bir kişiyi hedef alarak ve suçlayarak kendi adaletini sağlamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Keller, kızının kaybolmasıyla yaşadığı çaresizlik ve öfke onu Alex'i suçlamaya yönlendirmiştir. Film, suçsuz insanların haksız yere suçlanması ve hedef alınması temasını derinlemesine işlemiştir. Aynı zamanda, film suçun gerçek failini bulmaya odaklanarak, toplumsal baskı ve adaletsizliği de eleştirmiştir.

Marriage Story, 2020

Filmi, evliliğin sonlanması sürecinde suçlamaların nasıl ilişkileri daha da karmaşıklaştırabileceğini derinlemesine keşfeder. Film, Charlie ve Nicole’ın boşanma sürecindeki içsel ve dışsal çatışmalarını işlerken, her iki karakterin de birbirlerini suçlama eğilimlerini ortaya koymaktadır. Başlangıçta, her ikisi de evliliklerinde yaşadıkları sorunları, karşı tarafın eylemleri ve tutumlarıyla ilişkilendirir. Charlie, Nicole’ın onun kariyerini gölgelemek için çaba harcadığını, Nicole ise Charlie’nin kendisini anlamadığını ve kişisel hırslarıyla aileye yeterince zaman ayırmadığını düşünür. Bu suçlamalar, çiftin duygusal yaralarını derinleştirirken, boşanma avukatları aracılığıyla birbirlerine yönelik suçlamalar daha da sertleşir. Filmde, suçlamaların sadece çatışmayı sürdürmekle kalmayıp, aynı zamanda tarafların birbirlerine duyduğu sevgi ve saygıyı da zedelediği gösterilmektedir.

Gone Girl, 2014

Film, bir kadının kaybolması ve ardından kocasının suçlanmasıyla başlamakta ve suçlama/suçlanma konularını derinlemesine incelemektedir. Filmin başlangıcında, Nick ve Amy Dunne adlı bir çiftin evliliklerinde sorunlar olduğu anlaşılmaktadır. Amy'nin kaybolmasıyla başlayan araştırma, Nick'in suçlu olarak işaretlenmesine yol açmıştır. Polis ve medya, Nick'i Amy'nin öldürdüğüne dair kanıtlar bulmaya çalışırken, toplum da onu suçlamaya başlamıştır. Ancak, film ilerledikçe, Amy'nin gerçekte hayatta olduğu ve kaybolma vakasının planlı bir oyun olduğu anlaşılmaktadır. Amy, kendi kaybolma senaryosunu hazırlamış ve kocasını suçlamak için kanıtlar bırakmıştır. Bu durum, suçlama ve suçlanma psikolojisini farklı bir boyuta taşımıştır. Şimdi suçlama süreci, aslında gerçekte suçsuz olan Nick'in üzerine atılan haksız suçlamaları ve Amy'nin manipülatif planını keşfetme çabasını içermektedir. Filmde, Amy'nin manipülatif ve psikolojik oyunları, suçlanma ve suçlanma duygularını izleyicilere yansıtmaktadır. Amy, toplumun gözünde mükemmel bir kurban imajı yaratırken, Nick ise suçlu olarak damgalanmış ve masumiyetini kanıtlamak için mücadele etmiştir. Suçlamalar, kanıtlar ve toplumun etkisi altında, gerçeklik ve algı arasında bir çatışma yaratmaktadır. Bu film, izleyicilere suçlama ve suçlanmanın sadece yüzeydeki gerçeklikten çok daha derin ve karmaşık bir dinamik olduğunu göstermektedir.

Aşk ve Küller, 2010

Film, bir çiftin ilişkisinin birkaç yıl içindeki çöküşünü anlatırken, suçlamanın ve dile getirilmemiş kızgınlığın olumsuz sonuçlarına odaklanmaktadır. Film iki zaman çizgisini birleştirmektedir. İlki genç bir çiftin evliliğinin acı dolu çöküşünü gösterirken, ikincisi aşklarının yeşermesini göstermektedir. Filmde, beklentilerdeki hayal kırıklıklarını ve suçları bir ilişkiye yüklemenin korkunç sonuçları incelenmektedir. Çözülmemiş sorunlar, yanlış anlaşılmalarla mücadele ederken çiftin ilişkilerinin nasıl giderek kötüleştiği gösterilmektedir. Film, dile getirilmeyen kin ve suçlamaların aşkı nasıl bitirebileceğinin ve bir zamanlar umut vaat eden bir ilişkinin nasıl dağılmasına neden olabileceğinin yıkıcı ve samimi bir tasvirini sunmaktadır. Filmde dram ham ve duygusal açıdan oldukça yoğun bulunmaktadır.

Ayrılık, 2006

Film, zor bir ayrılık yaşayan bir çiftin duyguları ve yaşam düzenlemeleri üzerinde çalıştıkça gelişen suçlama oyununu gösteriyor. Film, çiftin çalkantılı ayrılığına ve daha sonra aynı dairede kalmanın zorluklarına odaklanıyor. Yanlış iletişim, suçlama ve başarısız bir ilişkiden kurtulmanın ne kadar zor olduğu konularını araştırıyor. Filmde, iki kişinin herhangi bir konuda anlaşamadığı durumlarda ortaya çıkan sürtüşme ve hayal kırıklığı anları, fazlasıyla gerçekçi bir şekilde mizahi bir şekilde yansıtılıyor. Bir ilişkiyi sonlandırmanın getirdiği zorlukların gerçekçi ve esprili bir tasviri sunuluyor. Kişisel gelişim ve kendini keşfetme potansiyelinin yanı sıra suçlama ve kızgınlık beslemenin zorluklarını da vurgular.

13 Reasons Why, 2017-2020

Dizi, bir lise öğrencisi olan Hannah Baker'ın intiharını ve arkasında bıraktığı 13 kaseti konu almaktadır. Hannah’nın bıraktığı her kaset, intiharına neden olan kişileri ve olayları anlatmaktadır. Hannah, intiharına yol açan olaylardan ve insanlardan bahsederek, onları sorumlu tutmuş ve haksızlık ve adaletsizliklerini açığa çıkarmıştır. Hannah, kendisini dışlanmış ve haksız yere hedef alınmış hissetmiş ve bu duygularını kasetlerde açıkça ifade etmiştir. Toplumun baskısı ve ahlaki normları, Hannah'nın kendisini dışlanmış ve çaresiz hissetmesine neden olmuştur. Ayrıca, Hannah'nın intiharının ardından, diğer karakterler arasında da haksız suçlamalar ortaya çıkmıştır. Bazı karakterler, Hannah'yı suçlayarak kendi sorumluluklarını görmekten kaçınırken, diğerleri de kendilerini savunmak için başkalarını suçlamışlardır. Dizi, gençlik draması ve toplumsal eleştiri temasını bir araya getirerek, insan ilişkilerindeki karmaşıklıkları ve toplumsal baskının nasıl insanları etkileyebileceğini derinlemesine incelemiştir.

When They See Us, 2019

Dizi, işlemedikleri bir suç yüzünden hapse giren beş gencin hikayesini konu almaktadır. Parkta koşuya çıkan Trisha Meili, kimliği belirlenemeyen biri tarafından tecavüze uğramıştır. O gece parka eğlenmek için gelen kalabalık ve 14-15 yaşlarında siyahi gençler eğlenceyi abartarak parktakilere sataşmaya başlamış ve birkaç kişiyi darp etmiştir. Polis ekipleri de şikayet üzerine gelip kaçmayı başaramayan gençleri merkeze götürmüştür. Gençlerin merkeze götürülmesinden saatler sonra Trisha Meili parkta kanlar içinde yatarken bulunmuştur. Meili'a 8 kişinin tecavüz ettiği saptandıktan sonra bu iki olay birbiriyle bağdaştırılmış, aileleri ve avukatları olmadan yapılan ilk sorgunun ardından 5 siyahi çocuk tecavüz ve darp olayının sorumluları olarak damgalanmıştır. DNA uyumsuzlukları gibi somut kanıtlara rağmen gençler yargılanarak haksız yere 13 ve 16 yıl arası hapis cezasına çarptırılmıştır. Gençler, suçsuzluklarını ispatlamak için zorlu bir mücadeleye girişmiştir. Haksızlığın verdiği ağırlıkla geçen mahkeme süreci, gençlerin ve ailelerin yaşadığı dram ve her şeye rağmen çabalamaları dizide çok başarılı bir biçimde aktarılmıştır. Ayrıca adalet sistemi ve ekonomik güç arasındaki bağlantı dizinin yansıttığı diğer bir olgudur.

The Handmaid's Tale, 2017-2025

Dizi, distopik bir gelecekte, totaliter bir rejim altında yaşayan bir kadın olan Offred'in hikayesini anlatmaktadır. Gilead adındaki totaliter bir rejim, kadınları toplumda ikinci sınıf vatandaşlar olarak görmekte ve onların yaşamlarını sıkı bir şekilde kontrol etmektedir. Kadınların temel hakları ellerinden alınmıştır ve birçoğu, doğurganlıklarını kullanarak üst sınıf ailelere hizmet etmek zorunda bırakılmıştır. Gilead toplumunda kadınlar, rejimin belirlediği düzenin kurbanları haline gelmiştir. Toplum, kadınları kontrol altında tutmak ve toplumsal düzeni korumak için onları hedef almaktadır. Kadınlar, toplumun dini ve ideolojik kurallarına uygun olmayan davranışları nedeniyle suçlanmakta ve cezalandırılmaktadır. Özellikle, Offred gibi hizmetçiler, toplumun içindeki sorunları temsil etmekte ve suçlamaları üzerlerine almaktadırlar. Rejim, kadınları kontrol altında tutmak ve toplumsal düzeni korumak için kadınları suçlamak ve hedef almak için propagandayı kullanır.  Bu dizi, totaliter rejim altındaki bir kadının deneyimini anlatırken, toplumdaki baskı ve ayrımcılığı ele almıştır.

The Sinner, 2017-2021

Bu yapım, antoloji tarzında bir Amerikan televizyon dizisidir. Her sezonunda farklı bir suç vakasını ele almakta ve bu suçu işleyen kişinin motivasyonunu, suçlanma sürecini ve suçun ardındaki psikolojik dinamikleri incelemektedir. Her sezon, bir ana karakterin beklenmedik bir şekilde bir suç işlemesinin ardından gelişen olayları konu almaktadır. Suç işleyen kişi genellikle seyirciler için beklenmedik bir karakterdir ve suçu işlediği anlaşıldığında, suçlama ve suçlanma duyguları ortaya çıkmaktadır. Ancak dizinin temeli, bu suçların neden işlendiğini ve suçlayıcı tarafından suçlanma sürecinin nasıl ilerlediğini araştırmaktır. Örneğin, ilk sezon, genç bir kadın olan Cora Tannetti'nin, hiçbir açık sebep olmaksızın bir adamı kamuoyu önünde bıçaklayarak öldürmesini konu almıştır. Dedektif Harry Ambrose, bu sıradışı suçun ardındaki nedenleri araştırırken, Cora'nın geçmişindeki karanlık sırlar ve travmalar ortaya çıkmıştır. Cora'nın suçu işleme nedenleri, suçlanma sürecindeki rolü ve toplumun ona nasıl tepki verdiği, dizinin odak noktalarından biridir. Diğer sezonlarda da benzer temalar işlenmiştir. Örneğin, ikinci sezon, bir çiftin tatil sırasında gizemli bir şekilde ölmesini ve bu ölümlerin ardındaki karmaşık ilişkileri incelemiştir. Üçüncü sezon ise bir araba kazasında bir adamın ölümüne neden olan genç bir annenin hikayesine odaklanmıştır. Bu dizi, suçlamanın ve suçlanmanın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini derinlemesine incelemiştir. Suçun işlenme nedenleri genellikle karakterlerin geçmişindeki travmalar, sırlar ve karmaşık ilişkilerle ilişkilidir. Suçlanma süreci, dedektiflerin soruşturması ve toplumun tepkisi, suçluyla suçlanan arasında giderek artan bir gerilime neden olmaktadır. Bu dinamikler, diziyi suçlanma/suçlanma psikolojisi açısından derinlemesine ve etkileyici bir şekilde ele alan bir yapım haline getirmiştir.

Kaynakça

Baum, A., Fleming, R. ve Singer, J. E. (1983). Coping with victimization by technological disaster. Journal of Social Issues, 39(2), 117-138. https://doi.org/10.1111/j.1540-4560.1983.tb00144.x

Bradbury, T. N. ve Fincham, F. D. (1990). Attribution in marriage review and critique. Psycholgical Bulletin, 107(1), 3-33. https://doi.org/10.1037/0033-2909.107.1.3  

Fazio, R. D., Kroner, D. G. ve Forth, A. E. (2006). The attribution of blame scale with an incarcerated sample: Factor structure, reliability and validity. Criminal Behaviour and Mental Health, 7(2), 153-164. https://doi.org/10.1002/cbm.160

Heider, F. (1958). The psychology of interpersonal relations. John Wiley & Sons Inc. https://doi.org/10.1037/10628-000

Lavner, J. A., Karney, B. R. ve Bradbury, T. N. (2016). Does couples communication predict marital satisfaction or does marital satisfaction predict communication. Journal of Marriage and Family, 78(3), 680–94. https://doi.org/10.1111/jomf.12301

Miles, A. (2002). Holding Christian men accountable for abusing women. Journal of Religion & Abuse, 4(3), 15–27. https://doi.org/10.1300/J154v04n03_03

Pickhard, H. (2013). Irrational blame. Analysis, 73(4), 613-626. https://doi.org/10.1093/analys/ant075

Ptacek, J. (1988). Why do men batter their wives? K. Yllö ve M. Bograd (Ed.), Feminist perspectives on wife abuse (ss. 133-157) içinde. Sage Publications, Inc. https://doi.org/10.4135/9781483328348.n12

Rosenberg, M. B. ve Chopra, D. (2015). Nonviolent communication: A language of life: Life changing tools for healthy relationships. PuddleDancer Press.

Rosenthal, M. ve Schlesinger, M. (2003). Not afraid to blame: The neglected role of blame attribution in medical consumerism and some implications for health policy. The Milbank Quarterly, 80(1), 41-95. https://doi.org/10.1111/1468-0009.00003

Snyder, C. R. ve Higgins, R. L. (1988). Excuses: Their effective role in the negotiation of reality. Psychological Bulletin, 104(1), 23-35.  https://doi.org/10.1037/0033-2909.104.1.23

Tennen, H. ve Affleck, G. (1990). Blaming others for threatening events. Psychological Bulletin, 108(2), 209-232. https://doi.org/10.1037/0033-2909.108.2.209

Tigard. D. W. (2019). Taking the blame: Appropriate responses to medical error. Journal of Medical Ethics, 45(2), 101-105. https://doi.org/10.1136/medethics-2017-104687

Vaillant, G. E. (1998). Adaptation to life. Harvard University Press.

Yarnell, L. M. ve Neff, K. D. (2012). Self-compassion, interpersonal conflict resolutions and well-being. Self and Identity, 12(2), 146–159. https://doi.org/10.1080/15298868.2011.649545


Randevu Almak İster misiniz ?

Randevu Formu