Slow Fade

İzinsiz İçerik Kullanımı Hakkında Uyarı: Web sitemizde yer alan tüm yazılar ve içerikler, Dr. Burcu Büge’ye ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altındadır. Yazılarımızın tamamı telif hakkıyla korunmakta olup, herhangi bir şekilde çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması, kopyalanması veya üçüncü taraflarla paylaşılması için önceden yazılı izin alınması zorunludur. İzinsiz içerik kullanımı tespit edildiği takdirde, yasal yollara başvurulacak ve ilgili kişi ya da kurumlar hakkında hukuki işlemler başlatılacaktır. Bu kapsamda, içeriklerimizi kullanmak isteyen kişi veya kurumların, Dr. Burcu Büge’den yazılı izin talebinde bulunmaları gerekmektedir.

Slow Fade ile İlgili Öneri İncelemeleri

LeFebvre’ye (2017) göre, Slow Fade bir ilişkiyi açıkça bitirmeden, taraflardan birinin iletişimi yavaş yavaş azaltması ve varlığını giderek geri çekmesiyle gerçekleşen ilişki sonlandırma stratejisidir. Slow Fade, dijital çağda yaygınlaşan “sessiz” ilişki bitirme yöntemlerindendir (LeFebvre, 2017). Collins ve Gillath’a (2012) göre ise Slow Fade, bir bireyin iletişim sıklığını ve ulaşılabilirliğini kademeli olarak azalttığı, romantik bir ilişkinin pasif bir şekilde sona erdiği bir kopuş sürecidir. Sprecher ve arkadaşları (1998), bir ilişkinin bitiş şeklinin, özellikle de belirsiz veya kapanışsız bitişlerin, bireyde duygusal sıkıntıya neden olabileceğini ve iyileşme sürecini uzatabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle Slow Fade gibi açık bir ayrılık olmadan ilişkiyi sonlandırma biçimlerinin bireyde kapanış eksikliği hissi yaratabileceği ve bunun da duygusal iyileşmeyi zorlaştırabileceği fikriyle örtüşmektedir (Sprecher ve ark., 1998).

Romantik ilişkilerde, ayrılık genellikle duygusal açıdan zorlayıcı, stresli ve hatta acı verici bir süreç olabilir ve ilişkiyi bitirmek çoğu zaman önemli bir duygusal sıkıntıya yol açabilir (Sprecher ve ark.,1998). Ayrılma stratejileri, ayrılığı başlatan kişinin duygusal bağlanma stiline, ilişkiye dair hislerine ve iletişim biçimine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir (Banks ve ark., 1987). Ainsworth ve arkadaşlarına (1978) göre, bireyler çocukluklarında güvenli ya da güvensiz bağlanma stilleri geliştirirler. Güvensiz bağlanma, kaygılı ve kaçıngan olmak üzere iki farklı alt türe ayrılabilir (Ainsworth, 1978). Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, ilişkilerinde yüksek derecede duygu ve bağlılık arayışında olabilirler; ancak bu yoğun ihtiyaçlar zamanla ilişkiyi zorlaştırabilir (Brennan ve ark., 1998). Kaçıngan bağlanma stiline sahip kişiler ise duygusal yakınlıktan kaçınarak, ilişkiye mesafe koyma eğilimindedirler (Simpson, 1990). Davis ve arkadaşlarına (2003) göre, bu bağlanma stilleri, aynı zamanda bireylerin ayrılık süreçlerine verdikleri tepkiyi de etkiler. Örneğin, kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler ayrılık süreçlerinde daha yoğun duygusal tepkiler verebilirken, kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler daha soğukkanlı ve mesafeli olabilirler (Davis ve ark., 2003).

Hazan ve Shaver (1987) bağlanma teorisinin kavramlarını yetişkin ilişkileri ile ilişkilendirmiş ve çocuklukta oluşan bağlanma stillerinin yetişkinlikte romantik ilişkilerde nasıl ortaya çıktığını incelemişlerdir. Üç ana bağlanma stilini (güvenli, kaygılı-kaçınmacı ve kaygılı-kararsız) tanımlayarak, bu stillerin romantik ilişkilerdeki davranış ve duygusal dinamiklerine nasıl etki ettiğini açıklamışlardır (Hazan ve Shaver, 1987). Güvenli bağlanma memnuniyet ve yakınlık gibi olumlu ilişki özellikleriyle, kaçınmacı bağlanma daha az kararlı yakın ilişkilerle, kaygılı-kararsız bağlanma ise ilişkilerle ilgili yüksek düzeyde tutku ve meşguliyetle ilişkilidir, ancak kaygılı-kararsız bağlanmalarda ilişki doyumunun düşük olduğu görülmüştür (Collins ve Read, 1990; Feeney ve Noller, 1990; Hendrick ve Hendrick, 1989; Levy ve Davis, 1988; Simpson, 1990).

Morris ve Reiber’e (2011) göre, ayrılık stratejisi, ilişki sonrası yaşanan stresin temel nedenlerinden biridir. Ayrılığı başlatan kişi, durumu kontrol etme duygusunu pekiştirirken; terk edilen kişi ise belirsizlik ve açıklama eksikliğiyle karşı karşıya kalır. Bu durum, terk edilen kişi için psikolojik açıdan daha fazla kaygı ve strese sebep olabilir (Morris ve Reiber, 2011). Ayrıca, ayrılık sürecinde kullanılan strateji, duygusal kapanışın sağlanmasında da önemli bir rol oynar (Cody, 1982). Doğrudan bir ayrılık iletişimi, her iki taraf için de daha net bir kapanış sağlarken, belirsiz ve kaçınılan ayrılıklarda terk edilen kişi genellikle bir kapanış hissi yaşamadan ilişkiden çıkmış olur (Koessler ve ark., 2019).

Bowlby'nin (1982) bağlanma teorisine göre, bir ilişkiyi kaybetmek, özellikle güvenli bağlanma stiline sahip olmayan bireyler için, son derece travmatik bir deneyim olabilir. (Bowlby, 1982). Donald ve arkadaşlarına (2006) göre, dolaylı stratejiler, ilişkilerin sona erme biçimi olarak duygusal travmayı artırabilir. Terk edilen kişi üzerinde daha uzun vadeli psikolojik etkilere sebep olabilir (Donald ve ark., 2006). Bu etkiler arasında, kaygı, depresyon ve yalnızlık gibi olumsuz duygular yer alabilir (Collins ve Gillath, 2012).

LeFebvre’ye (2017) göre, son yıllarda teknolojinin romantik ilişkiler üzerindeki etkisi giderek artmıştır. Bu durum, özellikle dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, ilişkilerin sona erdirilme biçimlerinde önemli değişimlere yol açmıştır (LeFebvre, 2017). Dolaylı ayrılma stratejileri, terk edilen kişide belirsizliğe sebep olabilir ve bu da psikolojik zorluklara yol açabilir (Koessler ve ark., 2019). Sbarra ve Ferrer’e (2006) göre ise, ilişkilerin sonlanması bireylerde yalnızlık, kaygı ve depresyon gibi olumsuz duygusal tepkilere neden olabilir; özellikle ani ya da açıklama yapılmadan gerçekleşen ayrılıklar, bireyin iyileşme sürecini daha da zorlaştırmaktadır (Sbarra ve Ferrer, 2006).

Ayrılık sonrası yaşanan duygusal zorluklar, ayrılığa karar veren ve terk edilen bireyler arasında farklılık gösterebilir (Davis ve ark., 2003). Ayrılığı başlatan kişiler, terk edilen kişilere kıyasla genellikle daha az duygusal sıkıntı yaşarlar (Helgeson, 1994).  Ayrıca, Perilloux ve Buss (2008), ayrılığı başlatan kişilerin daha az stres yaşadığını ve ilişkilerinin sonlandırılmasında daha fazla kontrol hissettiklerini belirtmiştir. Bu da dolaylı ayrılma stratejilerinin, ayrılığı başlatan kişi için daha az duygusal zarar verici olduğunu düşündürebilir (Perilloux ve Buss, 2008).

Yavuzer’e (1993) göre benlik saygısı yüksek olan bireyler, kişilerarası ilişkilerde daha yüksek toleranslı olabilir, daha bağımsız davranabilir, daha iyi bir fiziksel sağlıkta olabilir, yaşamı daha anlamlı bulabilir, daha az kaygılı ve depresif olabilir (Yavuzer, 1993). Coopersmith’e (1967) göre benlik saygısı düşük olan bireyler, kendilerini değersiz görme eğiliminde olabilirler. Kendi değerlerinden emin olmayan bireyler, sevgiyi alıp vermekte güçlük çekebilir, yakın ilişkilerden kaçınabilir ve kendilerini yalıtılmış hissedebilirler. Yüksek benlik saygısı geliştirmiş bireyler ise sosyal ortamlarda daha aktif rol oynayabilir ve kendilerini daha etkili şekilde ifade edebilirler (Coopersmith, 1967). Forest ve arkadaşlarına (2023) göre, düşük benlik saygısı olan bireyler, benliklerini açığa vurma konusunda isteksiz davranarak karşılıklı duyarlılık süreçlerini- “self‑disclosure” ve “responsiveness’’- engelleyebilir; bu da samimiyetin gelişimini zayıflatarak ilişkinin derinliğini azaltabilir (Forest ve ark., 2023).

Bağlanma stili farklılıkları ilişkiyi sonlandırma sürecinin çeşitli yönlerine yansıyabilir, ayrılığı kimin başlattığına dair algılar, buna bağlı olarak gelişen duygusal tepkiler ve ayrılık sonrası flört davranışındaki farklılıkları etkileyebilir (Feeney ve Noller, 1992). Birçok araştırmacı, bağlanma stillerinin bireylerin duygusal olarak zorlayıcı durumlara nasıl tepki vereceklerini belirleyen kuralları içerdiğini belirtmiştir (Kobak ve Sceery, 1988; Sroufe ve Waters, 1977). Simpson’a (1990) göre ilişkinin sona ermesine verilen tepkilerdeki farklılıklar önemlidir. Özellikle, kaçınmacı bağlanma stili geliştiren erkeklerin, karşılıklı bağımlılık ve bağlılık gibi faktörler kontrol edildiğinde bile, ilişkiden ayrılırken daha az duygusal sıkıntı yaşadıkları görülmüştür. Bu durum, kaçınmacı bağlanma stili geliştirmiş kişilerin ilişkilerin sonlanması sırasında daha soğukkanlı ve duygusal olarak daha az etkilenmiş olabileceklerini göstermiştir (Simpson, 1990).

Sonuç olarak, Slow Fade stratejisi, ayrılık süreçlerinde belirsizlik yaratması, açık iletişimin olmaması ve duygusal kapanışın sağlanmaması nedeniyle, özellikle terk edilen bireyler için psikolojik açıdan oldukça zorlayıcı olabilir. Bireylerin ayrılık sürecine verdikleri tepkiler, önemli ölçüde bağlanma stilleri ve benlik saygısı düzeyleri ile ilişkilidir. Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, ilişkilerde ve ayrılık süreçlerinde duygularını daha sağlıklı ifade edebilir, ayrılığı anlamlandırmada ve duygusal toparlanmada daha işlevsel stratejiler kullanabilirler. Buna karşılık, kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler yoğun duygu ve onaylanma arayışı içinde olduklarından, terk edilme durumunu daha yıkıcı biçimde deneyimleyebilirler. Ayrıca, benlik saygısı düzeyi de bu süreçte belirleyici bir faktördür. Düşük benlik saygısı olan bireyler, ayrılığı kişisel bir yetersizlik olarak algılayabilir, kendilerini değersiz hissedebilir ve bu da uzun vadeli psikolojik etkiler doğurabilir. Teknolojik gelişmelerin ilişkileri yürütme ve sonlandırma biçimleri üzerindeki etkisi dikkate alındığında, Slow Fade gibi dijital çağın ürettiği dolaylı ayrılma stratejilerinin daha yaygın hale geldiği görülmektedir. Bu bulgular ışığında, ilişkilerin sonlandırılma biçimlerinin sadece bireysel psikolojiyi değil, toplumsal bağlamda da romantik ilişkilerdeki güven, samimiyet ve iletişim normlarını etkilediği söylenebilir.

Slow Fade ile İlgili Kitap Önerileri

İlişkiler: Başlatmak, Sürdürmek, Bitirmek, Alp Karaosmanoğlu, Miray Şaşıoğlu ve Nihan Azizlerli

Bu kitapta, kişilerin geliştirdiği şemalar ve modların ilişki sürecindeki rollerine kısaca değinilmiştir. Duygusal ilişkilerin başlama, sürdürme ve bitirme dönemlerini açıklayan bu kitapta kişilerin ilişkilerde en sık sorun yaşadığı durumlar, mitler, yanlış tutumlar, kronik ve tekrarlayıcı ilişki sorunlarının nedenlerine ilişkin ipuçları ve bu sorunlarla başa çıkma yolları anlatılmıştır. Kitap üç bölümden oluşmaktadır. Başlangıçta neden bir ilişkiye giremediğimiz, hangi şemaların nasıl belirteçleri olduğu anlatılmıştır. İkinci kısımda, sağlıklı bir ilişkinin nasıl devam ettiği ve kişinin geliştirdiği şemaların bu gidişatı ne yönde etkilediğine değinilmiştir. Üçüncü kısım ise ilişkilerin bitiş sürecini konu almıştır. Bu kitapta, Slow Fade kavramının ilişkilerin bitiş sürecinde nasıl işlediği ve taraflar üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Slow Fade, duygusal açıdan zorlayıcı bir ilişkiyi sonlandırmanın bir yolu olarak ele alınmış ve bu sürecin, tarafların duygusal düzenlemelerini ve tepkilerini nasıl etkilediği açıklanmıştır.

Bağlanma: Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları, Amir Levine ve Rachel Heller

İlişkilerden bahsederken sıklıkla bağlanma kuramından bahsedilmektedir. Bu kitapta kişilerin kendini güvende hissedebileceği bir ilişkinin temellerini nasıl atabileceklerine dair ipuçları sunulmuştur. Kitapta ilişki kurma süreci dört bölümde işlenmiş, giriş bölümünde ilişkilerde davranışların rolü incelenmiş ve çözümlemeler sunulmuştur. Birinci ve ikinci bölümlerinde kişilerin kendisi ve partnerinin bağlanma stilini nasıl öğrenebileceği hakkında bilgi verilmiş ve bağlanma stilleri anlatılmıştır. Son iki bölümde ise partnerlerin bağlanma stillerinin çatıştığı durumlarda ilişkinin nasıl güvenli bir şekilde devam ettirilebileceği ve sorunların çözümü için izlenebilecek yollar incelenmiştir. Bağlanma stillerinin ilişkilerdeki değişimlere ve özellikle ilişkinin sona erme biçimlerine nasıl etki ettiğine dair bilgiler sunulmuştur. Kitapta, farklı bağlanma stilleri geliştirmiş bireylerin ilişkinin bitiş sürecine yaklaşım biçimleri detaylandırılmıştır. Slow Fade, özellikle kaçınmacı bağlanma stili geliştirmiş kişilerin ilişkileri yavaş yavaş sonlandırma eğilimleriyle ilişkilendirilebilir. Bu kişiler, genellikle doğrudan yüzleşmektense, ilişkilerden yavaşça uzaklaşmayı tercih edebilirler. Bu kitapta bağlanma stilinin bu tür yavaş ayrılma stratejilerini nasıl etkileyebileceğini ve bu süreçlerin her iki taraf üzerindeki psikolojik etkilerini anlamada yardımcı olabilir.

Birlikte İyi Hissetmek, David Burns

Bu kitapta, ilişkilerdeki duygusal ve iletişimsel sorunlar ele alınmış ve bu sorunları çözmek için çeşitli stratejiler sunulmuştur. Slow Fade, bir ilişkinin yavaşça ve belirsiz bir şekilde sona erdirilmesini ifade ederken, bu kitap daha çok ilişkilerdeki anlık problemlere ve duygusal zorluklara odaklanmıştır. Ancak kitapta ele alınan konular, Slow Fade gibi süreçlerin anlaşılmasına dolaylı yoldan yardımcı olabilir. Örneğin, kitabın sunduğu iletişim ve problem çözme stratejileri, bir ilişkinin yavaşça bitme sürecinde yaşanan duygusal zorlukları ve bu sürecin nasıl daha sağlıklı yönetilebileceğini anlamada faydalı olabilir. Yani, Slow Fade sürecinde, iletişim sorunları ve duygusal sıkıntılarla başa çıkma stratejileri, kitaptaki yöntemlerle daha etkili bir şekilde ele alınabilir.

Aşk Dersleri, Alain De Botton

Romantik ilişkilerde yaşanan zorluklar ve aşkın dinamikleri derinlemesine incelemiştir. Aşkın gerçek doğası ve ilişkilerin zamanla nasıl değişebileceği anlatılırken, Slow Fade ile ilgili dolaylı bir ilişki kurulabilir. Kitap, romantik ilişkilerdeki sıradan problemler, çatışmalar ve aşkın evrimsel süreci üzerine yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda, bir ilişkinin yavaşça sona erme süreci de (Slow Fade) ele alınan konular arasında olabilir. Yani, Aşk Dersleri kitabında, aşkın ve ilişkilerin nasıl geliştiği, zorlukların nasıl ortaya çıktığı ve bu zorluklarla nasıl başa çıkılabileceği üzerine yapılan tartışmalar, Slow Fade’in anlaşılmasına yardımcı olabilir. Kitap, ilişkilerin doğal evrimi ve değişimi üzerine sunduğu bilgilerle, Slow Fade sürecini daha iyi anlamak için bir arka plan sağlayabilir.

Slow Fade ile İlgili Film, Dizi ve Belgesel Önerileri

La La Land, 2016

Bu film, yolları kesişen iki genç olan Mia ve Sebastian’ın hikayesini anlatmaktadır. İkisi de sanat tutkunu ve hayallerini gerçekleştirme peşinde olan kişilerdir. Mia ve Sebastian’ın ilişkisi, zamanla yavaşça değişmiş ve her iki karakter de kişisel hedeflerine ulaşmak için farklı yollara sapmıştır. Filmde, ilişkinin yavaşça sona erme süreci, her iki karakterin de kendi hayallerine odaklanmasıyla ve ilişkinin zorluklarıyla başa çıkma şekilleriyle temsil edilmiştir. Film, aşkın ve romantik ilişkilerin, bireysel hedefler ve yaşam yolculuklarıyla nasıl etkileşime girdiğini göstermiştir. Mia ve Sebastian’ın ilişkisi, hayallerinin peşinden koşarken yavaşça sona ermiştir, bu da Slow Fade kavramını anlamak için bir örnek teşkil edebilir.

Blue Valentine, 2010

Aşkın ve ilişkilerin karmaşıklığı ve zorluklarını derinlemesine ele alan filmde, Cindy ve Dean'in ilişkisi, özellikle de ilişkilerindeki çöküş ve ayrılık süreci incelenmiştir. Cindy ve Dean'in ilişkisi, zamanla yavaş yavaş bozulmuş ve sona ermiştir. Film, çiftin geçmişteki mutlu anlarını ve mevcut çatışmalarını paralel olarak gösterdiği için ilişkilerinin nasıl yavaşça ve acı verici bir şekilde sona erdiğini anlamaya yardımcı olabilir. Filmde, ilişkilerinin giderek kötüleşmesi ve duygusal mesafelerin artması, Slow Fade sürecini yansıtmıştır. Bu bağlamda, Blue Valentine, Slow Fade kavramının gerçek dünyadaki etkilerini ve ilişkilerde nasıl ortaya çıkabileceğini anlamak için bir örnek sunabilir.

Revolutionary Road, 2008

Filmde, Frank ve April Wheeler’ın banliyödeki yaşamlarına odaklanır ve Frank ve April’ın başlangıçta büyük hayallerle dolu olan evliliklerinin, zaman içinde toplumun beklentileri ve kişisel çatışmaların etkisiyle nasıl anlamını yitirdiği anlatılır. April, hayallerini gerçekleştirmek için Paris’e taşınma fikriyle heyecanlanırken, Frank rutin bir iş hayatına saplanmış, bu hayali yalnızca bir kaçış fikri olarak görmektedir. İlişkilerindeki başlangıçtaki tutku, iletişim kopukluğu, artan hayal kırıklıkları ve kişisel beklentilerin çatışmasıyla yavaşça solmaya başlar. Film, çiftin birbirine duyduğu sevginin, artan hayal kırıklıkları ve çözülmeyen anlaşmazlıklar içinde nasıl aşamalı olarak yıprandığını gözler önüne serer.

A Marriage Story, 2019

Evliliğin sona erme sürecini derinlemesine incelemiş olan bu filmde, Nicole ve Charlie karakterlerinin boşanma süreci ve bu sürecin her iki taraf üzerindeki etkileri gerçekçi bir şekilde gösterilmiştir. Nicole ve Charlie'nin evliliği, iki bireyin hayatındaki değişimler ve karşılıklı beklentilerin uyuşmazlığı ile yavaş yavaş çözülmüştür. Bu, Slow Fade sürecinin nasıl yavaş bir şekilde işlediğini ve ilişkinin nasıl belirsiz bir sona doğru ilerlediğini gösterebilir. Bu film, ilişki yavaşça sona ererken, kişileri duygusal olarak nasıl etkilediğini ve bu sürecin her iki taraf için nasıl bir mücadele oluşturduğunu anlamada faydalı olabilir.

The Affair, 2014-2019

Bu dizi, Slow Fade kavramını merkezine alarak, ilişkilerin zamanla nasıl yavaşça çözüldüğünü ve bireyler arasındaki bağların nasıl solduğunu işlemiştir. Dizide, evlilik dışı ilişkinin başlatıcısı olan tutkulu çekim, zamanla tarafların mevcut ilişkilerini sorgulamalarına neden olmuştur. Başlangıçtaki güçlü duygular ve bağlar, zamanla yerini karmaşıklığa, suçluluğa ve mesafeye bırakmıştır. Karakterlerin hayatlarına entegre olan bu yavaşça solma süreci, ilişkilerinin zamanla nasıl zayıfladığını ve nihayetinde kopma noktasına geldiğini göstermektedir.

Fleabag, 2016-2019

Fleabag, Londra’da yaşayan, karmaşık duyguları olan genç bir kadının hayatını anlatır. Ana karakter, kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkisinde hem komik hem de trajik anlarla yüzleşir. Dizi, Fleabag’in içsel dünyasını, suçluluk, kayıp, yalnızlık ve kendini sabote etme temalarını işler. İlişkilerdeki yavaş erime ve kopuş özellikle Fleabag’in aile ilişkilerinde, romantik bağlarında ve arkadaşlıklarında ortaya çıkar. Karakterler zamanla birbirlerinden uzaklaşır, iletişim bozulur ve kırılganlıklar derinleşir. Fleabag’in kendi içsel kopuşları ve dönüşümü de dizinin önemli parçalarıdır.

Mad Men, 2007-2015

1960’ların New York’unda geçen dizi, reklam sektöründe çalışan Don Draper ve çevresindekilerin hayatını anlatır. Dizi, dönemin toplumsal normları, cinsiyet rolleri, kimlik ve kişisel tatminsizlik gibi temalarla doludur. İş ve özel hayat arasındaki dengeyi kurmaya çalışan karakterlerin ilişkileri yavaş yavaş bozulur. Don Draper’ın evliliği, arkadaşlıkları ve iş ilişkileri zamanla çatırdar. Dizi, karakterlerin kendileriyle ve çevreleriyle yaşadıkları kimlik krizlerini, ahlaki çöküşlerini ve duygusal kopuşlarını yavaş ve detaylı bir şekilde işler.

Breakups: The 'Slow Fade' Technique (And the Type of People Who Use It), Susan Winter

Winter (2016) tarafından oluşturulan bu İngilizce videoda Slow Fade’in ne olduğu, kimler tarafından kullanıldığı anlatılmıştır. Bunu uygulayan kişinin kötü gözükmek istemediği, bu yüzden yavaşça uzaklaştığı ve bunun da diğer partner için bir ikilem yarattığı belirtilmiştir. Yavaş yavaş ilişkiyi sonlandıran kişinin hangi tipik cümleleri kullanabileceği söylenmiştir ve bu nedenle Slow Fade’e maruz kalan kişiler için de bilgilendirici bir video olabilir.

Kaynakça

Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E. ve Wall, S. (1978). Patterns of attachment: Assessed in the strange situation and at home. Erlbaum.

Banks, S. P., Altendorf, D. M., Greene, J. O. ve Cody, M. J. (1987). An examination of relationship disengagement: Perceptions, breakup strategies and outcomes. Western Journal of Speech Communication, 51(1), 19-41. https://doi.org/10.1080/10570318709374250

Bowlby, J. (1982). Bağlanma ve kayıp: Bağlanma (Cilt 1, 2. bas.). Basic Books. (İlk baskı 1969).

Brennan, K. A., Clark, C. L. ve Shaver, P. R. (1998). Self-report measurement of adult attachment: An integrative overview. Attachment theory and close relationships, 46(1), 70-100.

Cody, M. J. (1982). A typology of disengagement strategies and an examination of the role intimacy, reactions to inequity and relational problems play in strategy selection. Communication Monographs, 49(3), 148-170. https://doi.org/10.1080/03637758209376079

Collins, N. L. ve Read, S. J. (1990). Adult attachment, working models, and relationship quality in dating couples. Journal of Personality and Social Psychology, 58(4), 644-663. https://doi.org/10.1037/0022-3514.58.4.644

Collins, T. J. ve Gillath, O. (2012). Attachment, breakup strategies, and associated outcomes: The effects of security enhancement on the selection of breakup strategies. Journal of Research in Personality, 46(2), 210-222. https://doi.org/10.1016/j.jrp.2012.01.008 

Coopersmith, S. (1967). The antecedents of self-esteem. W. H. Freeman & Company.

Davis, D., Shaver, P. R. ve Vernon, M. L. (2003). Physical, emotional, and behavioral reactions to breaking up: The roles of gender, age, emotional involvement, and attachment style. Personality and Social Psychology Bulletin, 29(7), 871-884. https://doi.org/10.1177/0146167203029007006

Donald, M., Dower, J., Correa-Velez, I. ve Jones, M. (2006). Risk and protective factors for medically serious suicide attempts: A comparison of hospital based with population-based samples of young adults. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 40(1), 87–96. https://doi.org/10.1080/j.1440-1614.2006.01747.x 

Feeney, J. A ve Noller, P. (1990). Attachment style as a predictor of adult romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 58(2), 281-291. https://doi.org/10.1037/0022-3514.58.2.281

Feeney, J. A. ve Noller, P. (1992). Attachment style and romantic love: Relationship dissolution. Australian Journal of Psychology, 44(2), 69-74. https://doi.org/10.1080/00049539208260145

Forest, A. L., Sigler, K. N., Bain, K. S., O'Brien, E. R. ve Wood, J. V. (2023). Self-esteem’s impacts on intimacy-building: Pathways through self-disclosure and responsiveness. Current Opinion in Psychology, 52(1), https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2023.101596

Hazan, C. ve Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality ond Sociol Psychology, 52(3), 511-524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511

Helgeson, V. S. (1994). Relation of agency and communion to well-being: Evidence and potential explanations. Psychological Bulletin, 116(3), https://psycnet.apa.org/doi/10.1037/0033-2909.116.3.412

Hendrick, C. ve Hendrick, S. S. (1989). Research on love: Does it measure up? Journal of Personality and Social Psychology, 56(5), 784-794. https://doi.org/10.1037/0022-3514.56.5.784

Kobak, R. R. ve Sceery, A. (1988). Attachment in late adolescence: Working models, affect regulation, and representations of self and others. Child Development, 59(1), 135-146. https://doi.org/10.2307/1130395

Koessler, R. B., Kohut, T. ve Campbell, L. (2019). When your boo becomes a ghost: The association between breakup strategy and breakup role in experiences of relationship dissolution. Collabra: Psychology, 5(1), 29. https://doi.org/10.1525/collabra.230 

LeFebvre, L. E. (2017). Ghosting as a Relationship Dissolution Strategy in the Technological Age. N. M. Punyanunt-Carter ve J. S.  Wrench (Ed.), Impact of Social Media in Modern Romantic Relationships (s. 219–236) içinde. Lexington Books. https://doi.org/10.5040/9781978736375.ch-0014

Levy, M. B. ve Davis, K. E. (1988). Lovestyles and attachment styles compared: Their relations to each other and to various relationship characteristics. Journal of Social and Personal Relationships, 5(4), 439-471.   https://doi.org/10.1177/0265407588054004

Morris, C. E. ve Reiber, C. (2011). Frequency, intensity and expression of post-relationship grief. EvoS Journal: The Journal of the Evolutionary Studies Consortium, 3, 1–11.

Perilloux, C. ve Buss, D. M. (2008). Breaking up romantic relationships: Costs experienced and coping strategies deployed. Evolutionary Psychology, 6(1), 164–181. https://doi.org/10.1177/147470490800600119

Sbarra, D. A. ve Ferrer, E. (2006). The structure and process of emotional experience following nonmarital relationship dissolution: Dynamic factor analyses of love, anger, and sadness. Emotion, 6(2), 224–238. https://doi.org/10.1037/1528-3542.6.2.224

Simpson, J. A. (1990). Influence of attachment styles on romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 59(5), 971-980. https://doi.org/10.1037/0022-3514.59.5.971

Sprecher, S., Felmlee, D., Metts, S., Fehr, B. ve Vanni, D. (1998). Factors associated with distress following the breakup of a close relationship. Journal of Social and Personal Relationships, 15(6), 791–809. https://doi.org/10.1177/0265407598156005

Sroufe, L. A. ve Waters, E. (1977). Attachment as an organizational construct. Child Development, 48(4), 1184-1199. https://doi.org/10.2307/1128475

Winter, S. (2016, 10 Mart). Breakups: The 'Slow Fade' technique (and the type of people who use it) [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=TnAd6aSrFss&t=27s

Yavuzer, H. (1993). Çocuk psikolojisi. Remzi Kitabevi.

 


Randevu Almak İster misiniz ?

Randevu Formu